Gestalt terapi hümanist yaklaşıma bağlı bir psikoterapi metodudur. Bu yazıyı okumadan önce şu yazılara göz atmak sizi hazırlayabilir;

Gestalt terapiyi kavramanız diğer terapi yöntemlerimini de daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. Zira bir çok konuda kendisinden sonra gelen metodları özellikle de terapist danışan ilişkisi açısından etkilemiştir.

Ana hatlarıyla gestalt terapi

  • Gestalt terapi bireyin potansiyeline inanır.
  • Gestalt terapi bütüncüldür.
  • Gestalt terapi birey merkezlidir.
  • İlişkiseldir.
  • Şimdi ya da problem odaklıdır.
  • Değişim için yıllarca psikanalizden geçmeye gerek olmadığını iddia eder. Değişim Carl Rogers‘ın de savunduğu gibi bireyin kendisini ancak olduğu gibi kabul etmesi ile mümkün olabilir.
  • Gestalt terapi psikopatoloji değil, büyüme, gelişme ve yaratıcılık vurgusu yapar.

Gestalt terapi – Kökenleri

Gestalt terapinin kurucularından olan olan Fritz Perls özellikle gestalt psikoloji, psikodinamik yaklaşım ve varoluşçu felsefeden etkilenmiştir.

Gestalt psikoloji

Gestalt terapinin temellerinde gestalt psikoloji yatmaktadır. Gestalt psikoloji yüzyılın başında Berlinde bir grup bilim insanının çalışmalarına dayanmaktadır. Özellikle algı, biliş ve insan davranışları üzerine farklı bakış açıları getirmişlerdir. Sordukları sorular yüzyıllardır felsefenin ilgilendiği “dünyamızı nasıl algılıyoruz” sorusu idi. Gestalt psikolojiye göre algı pasif değil aktiftir.

Gestalt’in meşhur tanımını duymuşsunuzdur;

Bütün, bütünü oluşturan parçalardan fazlasıdır.

Peki bu ne anlama geliyor?

Sıklıkla sosyal medyada önünüze karışık figürler çıkmıştır. Bu görselleri “önce hangi şekli gördünüz” gibi sorular eşlik eder. Bize öznel bakış açımızın dünyamızı nasıl farklı algılattığını gösterirler. Beynimiz duyu organları ile algıladığı enerji parçacıklarını olduğu gibi kabul etmez. Seçer, denetimden geçirir, bazılarını vurgular, bazılarını geri planda bırakır, boşlukları doldurur, çatışmalı olanları ayırabilir, analiz ve sentezden geçirir… Bunların sonucunda “burada ne var” ya da “burada neler oluyor” gibi sorulara cevap bulunur. Bu sürecin de bireye özel olduğunu görüyoruz.

Gestalt döngüsüne göre öncelikle ihtiyaçlarımızın farkına varırız. Bu örneğin bir arkadaşımızla konuşurken lavaboya gitme ihtiyacımız olabilir. İhtiyaçlarımızı farkettikten sonra ön plana geçer, karşıladıktan sonra tekrar fona geçerler. Birey ihtiyaçlarını makul ölçülerde erteleyebilir. Ama sürekli bastırılması psikolojik rahatsızlıklar doğurur.

  • Sadece figür ön plana çıkarılırsa, çevre geride tutulursa narsizm ortaya çıkabilir.
  • Figür ve çevre sürekli değişiyorsa histeri yaşanabilir.
  • Figür ve çevre çok yavaş değişiyorsa takıntılar meydana gelebilir.

Sağlıklı bireyde figür ve fon arasında geçişler makul ölçülerde olmalıdır. Birey ihtiyaçlarını karşılamaya çalışmalı, fakat başkalarına ihtiyacı olduğunu da göz ardı etmemelidir.

Gestalt psikoloji günümüzde popüler olan nörobiyoloji ve nörobilim de dahil olmak üzere modern psikolojide bir çok alana temel oluşturmuştur.

Psikodinamik yaklaşım

Psikanalizin oldukça etkisi olmuştur gestalt terapi üzerinde. Fritz Perls ve Paul Goodman ikisi içinde ortak olan psikanaliz temeline sundukları eleştiri ile başlangıçta ortak bir dili konuşabilmişlerdir. Fritz Pers psikanaliz eğitimi almıştır.

Fritz Perls’ün Freud dışında yararlandığı önemli psikanalistlerden birisi Wilhelm Reich idi. Reich’ın ortaya attığı ve gestalt terapiye temel oluşturan düşüncesi şuydu: Geçmişte yaşanan travmalar, bastırılmış duygular günümüze gergin vücutlar olarak taşınırlar.

Gestalt terapi geçmişe bakmaz. Geçmişi günümüze getirir.
Fritz Perls’ün psikodinamik yaklaşımda etkilendiği önemli isimlerden bazıları şunlardır;
  • Karen Horney
  • Wilhelm Reich
  • Otto Rank

Fritz Perls (1992) aktarımı inkar etmemiştir. Aktarım ile uğraşmanın gereksiz olduğunu iddia etmiştir. “Evimdeki lavabodan suyu kullanabiliyorsam, neden dışarıdaki çeşmeye gideyim” demiştir (s. 290).

Gestalt terapi aktarımı inkar etmiyor. Aktarım ile uğraşmayı gereksiz buluyor.

Gestalt terapi – Tarihi

20. yüzyılın ortalarında savaştan çıkan batı dünyası geride bir çok ölü, kayıp ve  inanılmaz ızdıraplar bırakmıştı. Birçok “izm” bulunuyordu ve bunlar artık insanlar için bir şey ifade etmemeye başlamıştı. Fritz Perls (psikiyatr – gestalt terapinin kurucusu) yaşadığı dönemi Püritenliğin ölümü ve hedonizmin yükselmesi olarak nitelendirmiştir. Hedonizm Püritenliğin şunu yapmalısın bunu yapmalısınlarına karşı gelmiştir. Fakat zevk için yaşama da kendi içinde sorunlar getirmiştir. Birşeyi sırf haz verdiği için yap ve haz vermeyi kestiği anda sonlandır. Bu da sürdürülebilir bir yaşam sitili değildir. Böyle bir ortamda Fritz Perls, eşi Laura Perls (psikolog), teorisyen, sosyolog ve kültür kritikçisi Paul Goodman ve Hefferline bir araya gelerek yeni bir terapi modeli üzerinde çalışmıştır.

Yüzyılın ortalarında popüler hale gelen hümanist psikoloji ve gestalt terapi ortaya çıktığında psikoterapide birinci ve ikinci akımlar denen psikodinamik ve bilişsel davranışçı yaklaşımlar arasında çekişmeler bulunuyordu.

Gestalt terapinin kurucusu olarak tanınan Fritz Perls tıp eğitimini aldıktan sonra entellektüel faliyetlerin o dönemde yoğun olduğu Frankfurt-am-Main’da çalışmıştır. Orada meşhur psikiyatr Kurt Goldstein’ın asistanlığını yapmıştır. Kurt Goldstein Abraham Maslow’la birlikte Hümanist Psikoloji Dergisinin (Journal of Humanistic Psychology) editörlüğünü yapmıştır. Kurt Goldstein’ın ortaya atmış olduğu kendini gerçekleştirme “self actualising” tanımı Maslow’u etkilemiştir. Goldstein ayrıca bütüncül (holistic) anlayışı benimseyerek hem Fritz Perls hem de diğer hümanist yaklaşımlar üzerinde etkili olmuştur.

Fritz Perls’ün etkilendiği filozoflar arasında şu isimler ön plana çıkmaktadır.
  • Sigmund Friedlander: Diferansiyel düşünme ve yaratıcı kayıtsızlık
  • Jan Smuts (Güney Afrika Başbakanı): Bütüncül ve ekolojik bakış
  • Alfred Korzybski

Laura Posner Perls

Laura Perls eşine bir çok kitabında eşlik etmiştir. Maalesef bir çoğunda kendi adını kullanmamıştır. Laura Perls gestalt psikolojiden, fenomenolojiden, varoluşçu felsefeden etkilenmiştir. Üzerinde Martin Buber ve Paul Tillich’in etkisi görülmektedir.

Perls çiftini tanıyanlar sıklıkla Laura ve Fritz Persl’in birbirinin tam tersi karakterlere sahip olduklarını söylemişlerdir. Anaç ve oldukça giyimine kuşamına özenli, yardımsever biridir Laura Perls. Eşiyle sıkıntılı bir evlilikleri geçmiştir.

Laura Perls öğrenci yetiştirme üzerinde durmuş, bir çok grup terapisi yönetmiştir. Maalesef Fritz Perls’in aksine elimizde video kayıtları olmayan Laura Perls’in nasıl çalıştığını gözleme imkanımız da bulunmuyor.

Laura ve Fritz Perls 40’ların sonunda Amerika’ya göç etmişlerdir. Afrikada başladıkları çalışmaları genişletmişlerdir. Başlangıçta yirmişer kişilik iki grupla çalışmaya başlamışlardır kendi dairelerinde. Bu ilk grupta Isadore From, Paul Goodman, Elliot Shapiro, Paul Weiss ve Richard Kitzler gibi isimler yer almaktadır. Giderek bu grup genişleyerek kurumlaşmaya gidilmiştir.

New York Institute for Gestalt Therapy 1952 yılında Laura ve Fritz Perls tarafından kurulmuştur. Kurum halen aktif bir şekilde eğitimler vermektedir.

Fritz Perls’in ilk kitabı – Benlik, açlık ve saldırganlık: Freud’ün teori ve metoduna kritik

Fritz Perls ve eşi Laura Perls ikinci dünya savaşı yıllarında Güney Afrika’da yıllarca sürgünde kalmışlardır. Bu yıllar içerisinde Freud’a eleştiri getirdikleri orijinal adı ile “Ego hunger and aggression: A critique of Freud’s theory and method” (1946) adlı kitabı yazmışlardır. Bu kitabın Türkçe çevirisine rastlamadım.

Fritz Perls Sigmund Freud ile kontak kurmaya çalışmıştır. Kendisine psikanalizi Afrikaya kadar taşıdıklarını iletmiştir. Fakat Freud Perls’le pek ilgilenmemiştir.

Kitap psikodinamik yaklaşıma eleştirinin çok ötesine giderek psikolojik hastalıklar, ideal sağlık gibi bir çok konuda yeni bakış açıları getirmiştir.

Fritz Perls kitabının 1966’daki basımında alt başlık olarak The Beginning of Gestalt Therapy [Gestalt Terapinin Başlangıcı] demiştir.

Fritz Perls ikinci kitabı (1951) – Gestalt terapi: İnsan kişiliğinde heyecan ve büyüme

Paul Goodman ile birlikte çalışan Perls çifti iki serilik Gestalt Therapy: Excitement and Growth in the Human Personality [Gestalt terapi: İnsan kişiliğinde heyecan ve büyüme] kitabını kısa sürede tamamlamıştır.

Yazarlar Sigmund Freud’un topluma adapte olmaya aşırı vurgu yaptığını birçok şeyi göz ardı ettiğini iddia etmiştir. Örneğin; bireyin potansiyeli, yaratıcılığı, kendini arayışları, arzuları, saydam ilişkileri…

Gestalt terapi – İlkeleri

Gestalt terapi özgür olduğumuza inanır.

İnsanlar özgürdür. Kendi yaşamımıza kendimiz yön verebilir, kendi yazgımımızı yazabiliriz.

Özgür olan birey sorumluluk sahibidir de aynı zamanda. Sürekli yaşadığı sorunlar için başkalarını suçlamaz. Özellikle toplumumuzda bireyler kolaylıkla psikolojim bozuldu diyebiliyorlar. Bunun hemen arkasından da parmaklarıyla birini işaret edip “bu kişi benim psikoloji bozdu” diyorlar.

Ağır kanser hastası ya da kalp hastası olan bireylere hastalıklarının kaynağını sorduğunuzda genellikle şu şekilde cevap veriyorlar. “Kaynanamdan çok çektim.” “Sevdiğimle evlenemedim.” Birçok insan sigarayı, kötü beslenmeyi, çevre kirliliğini suçlamıyor.

Korkarım danışanların kurban rolünü birçok uzman da kolaylıkla benimseyip “bize zaten genellikle başkalarının hasta ettiği bireyler” geliyor diyebiliyorlar. Fakat böylesi tutumlardan gestalt terapistlerinin hoşlanmadıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Sıklıkla Frtiz Perls’in seanslarında “sen çocuk musun” “kaç yaşındasın, bu yaşta babanı ne yapacaksın” gibi danışanlarını sert yüzleştirmelerine şahit olursunuz.

Gestalt terapide kurban rolünden çıkmak oldukça önemlidir. Bireyin kendi sorumluluklarını alması, kararlarını vermesi, hayatının kontrolünü eline alması amaçlanır. Bunu yaparkende bireyin en büyük sorumluluğu kendisi olabilmesidir. Uyumlu (authentic) olmasıdır. Toplumun yüklediği, ebeveynlerimizden kazandığımız öğretileri bu anlamda sorgular gestalt terapi.

Gestalt terapi teknikleri arasında yer alan bir uygulamada şudur. Danışanın her cümlesinde “sorumluluk alırım” demesi istenir.

Fritz Perls sıklıkla yemekle ilgili metaforlar kullanır. Bir yumru gibi yutarız bize verilenleri ebeveynlerimizden ve toplumdan. Bunların arasında bir çoğu işlevseldir. Sokakta karşıdan karşıya geçerken arabalara dikkat etmek gibi. Ama bazıları da değildir.

  • Bir yumru gibi yuttuğumuz değerleri gözden geçirmeliyiz.
  • Yaşamımızı yeniden organize etmeliyiz.
  • Seçeneklere sahip olduğumuzun farkında olmalıyız.
  • Bireysel farkındalık kazanmalıyız.
Gestalt terapi danışanların kendi ayakları üzerine durmaları için çaba gösterir. Bu nedenle mümkün olduğunca az destek verir. Danışanların kendilerinin büyümelerine izin verir.

Gestalt terapi bütüncüldür.

Hümanist yaklaşıma gelinceye kadar mevcut olan terapi yöntemleri bireyin farklı yönlerine odaklanmıştır. Davranışçılar adı üzerinde davranışlarına, psikodinamik yaklaşım geçmişe ve bilinç dışına vurgu yapıyordu. Gestalt terapi ise bireyin bedeni, düşünceleri, duyguları, davranışları, kişiliğinin farklı yönleri, ruhsal ve manevi tüm boyutlarıyla bir arada incelenmesi gerektiğine inanmıştır.

Bir insanı sadece iş yerinde tanıdığınızı düşünün. Bu insanın yalnızca bazı yönlerini tanımış bütününe vakıf olamamışsınızdır. Benzer şekilde bireyin kendisi de kişiliğinin tüm yönlerini henüz keşfetmemiş, örselemiş ya da kabullenmemiş olabilir.

Danışan: [Dördüncü seansta. Danışanın terapi amacı depresyona yakın oluşu konusunda çalışmak.] Depresyon konusunu aştım. Şu korkunç kız arkadaş seçimlerim konusuna geçmek istiyorum. Daha dün gece gene biriyle tanıştım. Her zaman olduğu gibi deli gibi aşık olma moduna geçtiğimi farkettim hemen.

Psikoterapist: Bu konu ve depresyonunuzu kontrol altında tutma arasında bir bağlantı mı görüyorsunuz?

Danışan: Hayır, hayır. Depresyon iyi durumda. Bu farklı bir durum.

Psikoterapist: Ben arada bağlantı görüyorum. Hiçbir şey değilse bile duygudurum değişikliklerinizle birini çekici bulmanız ve hoşlandığınız kişiyi felaket bir tercih olarak görmeniz arasında. 

[Bu kısa vaka incelemesinde danışanın yaşadığı durumları parça parça değerlendirdiğini görüyoruz. Psikoterapist ise danışanın yaşamındaki farklı kesitler arasında bağlantılar kurarak daha bütüncül yaklaşıyor.]

!!! Sıklıkla yapılan bir yanlış anlama şu. Bütüncülden kasıt sadece organizmanın bütün oluşu değil. Aynı zamanda çevresi de. Temel gestalt anlayışı (figür ve bağlam) çevre faktörünü de göz ardı etmez. Sosyal bir varlık olan birey çevresiyle birlikte değerlendirilir.

Farkındalık

Gestalt terapi bilinç, bilinç dışı ve bilinç üstü tanımlarını Freud kadar belirgin bir şekilde ayırmaz birbirinden. Bunun yerine farkındalık (awareness) kavramından daha çok bahseder. Farkındalık hem iç hem de dış dünyadaki düşünceleri, duyguları,  duyuları, beden dilini, danışanın enerjisini… kapsar.

Gestalt terapi bir çoğumuzun düşüncelerimiz içinde vücudumuzdan uzak kaldığını söyler.

Gestalt terapi bilinç dışını reddetmez. Fakat adeta bir soğan gibi her katmanımızın da yine soğan olduğunu iddia eder. Yani içimizde bastırılmış olan travmalar beden dilimize, konuşmalarımıza da yansırlar. Böylelikle gestalt terapi vücudumuza ve beden dilimize vurgu yapar.

Gestalt terapiye göre farkındalığın üç değişik bölgesi (zones of awareness) bulunmaktadır. Bunlar; a) iç dünya; b) dış dünya ve c) maja.

Maja gestalt terapiye göre her bireyin sahip olduğu fantezi dünyasıdır. Ayrıca eski mesajları, korkuları, inançları ve bir çok başka materyali de bulundurur.

Maja farklı şekillerde oluşarak, bireylerin kontak kurma şekillerini etkiler. Bunlar; a) Introjection; b) Projection; c) Deflection; d) Retroflection.

Introjection

Size ait olmayan bir şeyi içinizde olursa buna introjection denir.

Bütün olarak yutmaktır. Ebeveynlerimizden ve toplumdan özellikle çocukluk döneminde öğrendiklerimizi olduğu gibi yutarız. Bunlar hayatta bize kolaylıklar sağlarlar. Arabayı nasıl kullanacağımız, karşıdan karşıya geçerken sağımıza solumuza bakmamız gerektiği gibi. Fakat kimi zaman yutulan bilgiler bireye zarar da verebilir. Örneğin; cinselliğin acı verdiği, başka ırkların değersiz olduğu inanışı.

Öğrenciler sıklıkla sınav için son bir kaç günde çalışırlar. Onların ders çalışma sitili de hazmetmeden yutmaya örnek verilebilir.

Projection

Sizin organizmanıza ait bir şeyi dışarda deneyimlerseniz buna projection denir. Kendimize ait olanı başkasına atfetmektir. Yani kendimde olanı başkasında görmemdir.

Gördüklerimizi oldukları gibi değil, olduğumuz gibi görüyoruz. – (Anais Nin, 1990)

Projection yaptıklarımla benlik algım uyuşmadığında olur. Irkçılığı, önyargıyı açıklayabilir.

Örnek. Danışanınız kendi kaynaklarını ve başarılarını küçümserken, sizi göklere çıkarabilir.

Birey terapistine annesi, babasıymış gibi davranabilir. Fritz Perls (1992: 288) projeksiyon ile aktarımı (transference) birbirinden ayırır. Projeksiyon sinemadaki gibi başkasına aksettirir ama asıl film makinada kalır der.

Deflection

Yas süreci yaşayan birey kendisini işe ya da hobilerine verebilir. Soru sorduğunuz danışanınız konuyu değiştirebilir. Uyuması gerektiğini hatırlattığınız çocuğun bir anda ödev yapası tutabilir. Tüm bunlar deflection örnekleridir.

Birey “biz” diye cevap vererek kendi duygularını ifade etmekten kaçabilir.

Eşinin “beni seviyor musun” sorusuna “bu sevgiden ne anladığı bağlı” diye cevap verebilir.

Retroflection

Organizmanız ve çevre arasında katı değişmeyen bir sınır varsa buna retroflection denir.

Kendine döndürmektir. Hem obje hem de nesne olmaktır. Kant’ın bir sözü var çok sevdiğim. Kendi kuyruğunla kendini dövmek diyor.

Yanında oturan eşinin kendisine ilgi göstermesini bekleyen kadın kendi saçlarını okşayabilir. Aslında umduğu, ihtiyacı olan bunu eşinin yapmasıdır.

Bu mekanizmanın sağlıklı bir örneği sanattır. Patalojik bir şekilde görüldüğünde ise, birey o konuda sorumluluk almamış olur.

Birçok zaman birey başkaları tarafından haksızlığa uğradığında öfkesi kendisine döner. Uç noktalarda retroflection bireyin kendisine zarar vermesiyle sonuçlanabilir.

Olumlu olduğu durumlar: Kendi kendime konuşarak motive etmem, kendimi zorlayarak spor salonuna götürmem…

Confluence

Kendi organizmanızla çevre arasında sınır göremezseniz buna confluence denir. Birey grup içerisinde kendisini unutabilir.

Olumlu confluence örnekleri: Bir koroda şarkı söylemek, aşık olmak, anne ile bebek arasında bir dönem süren illişki, cinsellik, sanat eseri ortaya koyarken eser ile bütünleşmek…

Olumsuz confluence örnekleri: Birbirleriyle sürekli aynı giyinen yapışık ikizler gibi davrananlar. Sürüye uyup kendi isteklerinin farkında olmayanlar.

Tamamlanmamış işler

Danışanın hayatında tamamlanmamış mevzular birçok şekilde kendisini gösterebilir;

  • Ağrılar
  • Kaygı
  • Pişmanlık
  • Yas
  • Nefret, kin, öfke, kırgınlık, suçluluk, utanç, acı gibi negatif duygular

Yüzeye çıkma. Tüm bunlar fonda kalır zaman zaman yüzeye çıkarlar. Çıktıları zamanlar da farkındalığı azaltabilirler. Bireyi içinde bulunduğu anı yaşamaktan alıkoyarlar.

Kaçınma. Tamamlanmamış işler acı verdiği için birey bunlardan kaçınabilirde. Kaçınma bireylerin kendileri ile bütünleşebilmelerini, gelişebilmelerini ve kendilerini gerçekleştirmeleri önünde bir engeldir.

Fritz Perls’e göre yapıcı olmayan düşüncelerimizin temelinde kaçındığımız duyular yer alır. Perls bu anlamda sıklıkla “düşünceni bırak ve duygularına gel” demiştir.

Gestalt terapi fenomenolojiktir.

Öz keşiflere ve bireysel farkınlığa önem verir. Birinci tekil şahısta öznel olarak dünyayı nasıl algıladığımız ön plandadır.

Şu anda neler deneyimliyorsun? “Şu anda bu konudan bahsederken nasıl hissediyorsun kendini.” “Bunu tecrübe etmek senin için nasıldı?” gibi soruları sıklıkla duyuyoruz. Hümanist psikoloji ve gestalt terapi bunları dile getirdiği yıllarda hiç de alışkın olunan bir tavır değildi bu.

Davranışçılar bireyin dışarıdan gözlemlenebilen davranışlarına odaklanmıştılar. İçgörü ve öznel deneyimlerin ise bilimsel araştırmalarda yerinin olmadığını iddia etmiştiler. Bu yıllarda laboratuarlarda hayvanlarla yapılan çalışmalara odaklanılmıştı.

Terapist ile danışan arasında şimdi ve burada oluşan ilişki gözlemlenir. Terapist sıklıkla nasıl ve ne soruları sorarken, neden sorusundan kaçınır. Zira neden sorusu geçmişle ilgilidir. Bireyi kendisiyle ilgili negatif düşüncelere yönlendirebilir. Bahaneler, mazeretler bulmaya itebilir.

Şimdi ve burada algıladığımız ve hissettiklerimize açıklamalar ve analizlerden daha fazla güvenebiliriz.

[Danışan yakın zamanda bir yakınını kaybettiğinden ve yas sürecinde olduğundan bahseder.]

Psikoterapist: Bana bahsettiğiniz bu ani ölüm gerçekten çok etkiledi beni. Aynı zamanda hızlı ve rahatsız bir şekilde bu konudan bahsedişiniz ve yüzünüzdeki gülümsemeyi de fark ettim. Sanırım yavaşlamalıyım bir şekilde. Bana biraz fazla geldi.

Gestalt terapi süreci

Gestalt terapi – Amaçlar

Gestalt terapide amaçlardan bir kısmı şunlar olabilir.

  • Bireyin kendi iç kaynaklarını daha etkili bir şekilde kullanarak çevreye olan bağımlılığından kurtulması
  • Bireyin kişilik parçalarınının entegrasyonu
  • ‘O’ dili yerine ‘ben’ dilini kullanmak
  • Uyumlu (authentic) olabilmek
  • Kendi yaşamının sorumluluğunu almak, kurban rolünden çıkmak. Kendi deneyimlerini sahiplenme. Davranışlarının sonuçlarını kabullenme. Yaşamın sorumluluğunu alma
  • Farkındalık kazanmak
  • Bireyi uyandırmak ve mobilize ederek hayatını daha iyi idare etmesini sağlamak
  • Terapi sonlandıktan sonrada danışanın üzerinde çalışmaya devam edebileceği materyalinin kalması
  • İçten olabilmek, spontan davranabilmek
  • Kendi ihtiyaçlarını gerçekleştirme becerilerinin olması
  • Yardım isteyebilme ve başkalarına yardım edebilme

Dilin kullanımı

Gestalt terapistler danışanlarının dili kullanım şekillerine önem verirler.

Birinci – üçüncü tekil şahıs kullanımı. Danışan birinci tekil şahısta mı konuşuyor yoksa üçüncü tekil şahısta mı? Örneğin; “benim için önemli değil” demek yerine “bu o kadar da önemli değil” mi diyor?

Bir çok insan terapiye hikayelerini değiştirmek için gelmez. Yalnızca hikayelerinin başlığını değiştirmek için gelir.

Gücü inkar eden dil kullanımı. Danışanlar kullandıkları dille güçlerini inkar etme eğiliminde olurlar. Sıklıkla “belki” “acaba” “ihtimalle” “gibi gibi” “öyle sanıyorum” “öyle düşünüyorum” “öyle tahmin ediyorum” tarzında ifadeler kullanırlar. Pasif bir konumda olduklarını iddia ederler bu şekilde. Terapist sıklıkla bunlara işaret eder.

Sorular. Danışanın ifadeleri soru şeklinde bitebilir. Cümlelerinin sonunda sıklıkla “mı acaba” diyebilir. Kendisiyle ilgili şüpheleri olabilir. Terapist bu soruları beyana çevirir.

Metaforlar. Metaforlar danışanları meşgul eden derin meseleler hakkında fikir verebilir.

Gestalt terapi – Danışan ve terapist arasındaki kişiden kişiye ilişki

Terapist uzman rolünde değildir. Danışanı “düzeltmeye” “tamir etmeye” çalışmaz. Karşılıklı ilişki içerisinde birbirlerinden öğrenebilirler. Terapist nötr, tarafsız uzman rolünde danışan hakkında yorumlar ve yargılarda bulunan bir rolde değildir. Terapist psikoterapi sürecine tam olarak angaje olmuştur.

Terapistin rolü danışanın süre gelen gestaltlerini sağlıklı bir şekilde yeniden gözden geçirme, oluşturma, ayırma sürecinde yardımcı olmaktır. Danışanın yaşadığı tıkanmışlıklarını birlikte çalışırlar.

Terapist uzman rolünde cevaplar veren kişi değildir. Danışanla iletişim içinde kalarak deneyimlemelerine olanak sağlar.

Danışanın ilerlemesi durumunda bunlar hakkında geri bildirimler verir. Terapist danışanın katı tutumlarına ve çelişkilerine işaret eder. Danışanın çelişkileri duygu hali ile içinde bulunduğu durum arasında ya da analizleri ve çıkarımları arasında olabilir.

Terapist ve danışan arasında şimdi ve burada gerçekleşen ilişki laboratuarına terapi denir.

Gestalt terapi içerikten ziyade sürece önem verir. 

Yüzleştirme. Gestalt terapi ile Fritz Perls’in meşhur Gloria ile olan seansını izleyerek tanıştıysanız ne kadar yüzleştirici ve çatışmaya açık olduğunu görmüşsünüzdür. Bu birçok insanda gestalt terapisine katılırsam acaba benimde üzerime gelecekler mi çekincesi yaratmaktadır. Oysaki Perls’ün çalışma tarzı yaşadığı dönemde ve sonrasında bir çok meslektaşı tarafından da eleştirilmiştir. Özellikle de günümüzde böylesi sert yüzleştirmeler çok görülmez.

Şimdi ve burada

Gestalt terapi şimdiki zamana odaklanır. Neden sorusunu sormaz. Zira “neden böyle” sorusu danışanı geçmişe odaklanmaya götürür.

Terapist sıklıkla danışanına şu gibi sorular sorar;

  • Bunu nasıl deneyimliyorsun?
  • Bunları yaşamak senin için nasıl?
  • Bunu hatırladığında nasıl hissediyorsun?
  • Bu konuya işaret ettiğimde nasıl hissediyorsun?

Başka bir müdahale çeşidinde de Fritz Perls danışanından kurduğu her cümleye “şimdi” ile başlamasını ister. Benzer şekilde gestalt rüya çalışmalarında sıklıkla danışanda rüyasını şimdiki zamanda anlatması istenir.

Danışanın geçmiş ve geleceğe yönelişi burada ve şimdiden kaçış olarak görülür.

Travmalarla çalışma

Danışan çocukluğunda bir travmaya maruz kalmış olabilir. Örneğin; ebeveynleri ona başarısız olduğu mesajını vermiş olabilir. Danışan pasif bir şekilde bu mesajları duyarken aktif bir şekilde bunları içselleştirir ve o günden itibaren tutmaya devam eder. Bu bakış açısının Sigmund Freud’dan ziyade Alfred Adler’e yakın olduğunu görüyoruz.

Geçmiş bireyin duruşunu, tutumlarını, alışkanlıklarını, düşüncelerini yani şimdiyi etkiler.

Terapist sıklıkla şuna benzer sorular sorabilir;

  • Size sizi şu ya da bu şekilde deneyimlediğimi söylediğimde neler hissediyorsunuz?
  • Şu anda benimle bu duygularınızı paylaşmak sizin için nasıl?
  • Şu anda benimle birlikte burada oturuyor olmak sizin için nasıl?
  • Burada kendinizi ne kadar güvende hissediyorsunuz?
  • Kendinizi hissedebilmenize yardımcı oluyor gibi miyim?
  • Daha az güvende ve daha açık bir şekilde burada şimdi benimle olmak sizin için nasıl bir duygu?

Gestalt grup terapisi

Gestalt terapi birçok açıdan grup ortamına daha uygundur denilebilir. Fritz Perls’ün gruplarla yaptığı bir çok çalışmayı youtube’dan seyredebilirsiniz. Bu çalışmalarda grup içerisinde bireyle çalışmıştır… Grup terapileri ilk başladığında daha çok grup içinde bireyin sağaltımı şeklinde yapılıyordu. Ayrıca Fritz Perls bu çalışmalarda gruba gestalt terapiyi tanıtmıştır, grup içinde bireylerle teker teker çalışarak (hot seat). Böylelikle bir çok insan gestalt terapiyi deneyimleyebilmiştir. Zaman kısıtlı olduğu için, kimi gruplarda her kişiye bir kere grup içinde çalışma şansı verilir. Bazı gruplarda ise böylesi bir kural yoktur. Bazı grup üyeleriyle daha yoğun çalışılabilir. Günümüzde ise gestalt grup terapileri daha fazla grup dinamiklerine dayanmaktadır.

Gestalt grup terapilerinde şunlara dikkat edilebilir;

  • Aidiyet
  • Bireysel hedefler ve hedefleri işbirliği içinde öğrenerek ilerleme.
  • İlişki, kontak şekilleri
  • Grup içindeki gestalt oluşumları
  • Grup dışındaki kültür, tarih, toplum… geniş gestalt oluşumları.

Gestalt duası

Ben kendi yolumdan giderim, sen de kendi yolundan gidersin.
Ben bu dünyaya senin beklentilerine göre yaşamak için gelmedim.
Ve sen de benim beklentilerime göre yaşamak için burada değilsin.
Sen sensin, ben de ben
Ve eğer şansımıza birbirimizi bulursak bu çok güzel olur.
Eğer bulamazsak kimsenin yapabileceği bir şey yok.

Günümüzde gestalt terapi

Gestalt terapinin ortaya attığı bir çok yenilikçi görüşler zamanla diğer terapi yöntemlerini de etkilemiştir. Gestalt terapi psikodinamikbilişsel davranışçı terapi ve öyküsel terapiden etkilenirken pozitif psikoloji gibi akımlara danışanın kaynakları ve büyümeye yaptığı önemle katkıda bulunmuştur. Özellikle deneysel çalışma, bütüncül bakış, terapist ve danışanı arasındaki direkt ilişki… diğer metodları etkilemiştir. Burada önemli olan öncelikli oluşudur. Bu değerler ve bakış açıları diğer terapileri etkilemiş olsa dahi, gestalt terapinin merkezinde yer alırlar.

Gestalt terapiye halen katkıda bulunan önemli isimler bulunmaktadır. Claudio Naranjo gestalt terapinin benötesi (transpersonal), maneviyat konularına eğilmesinde önemli bir isimdir. Psikoterapi, Sufizm ve Budizm ile ilgilenmiştir. Esalan’da 60’larda dersler veren Naranjo meditasyonla buluşturmuştur gestalt terapiyi. Gestalt terapinin Güney Amerika’ya yayılmasında oldukça etkili bir isim olmuştur.

The Gestalt Journal gestalt terapi hakkında da yayınlar yapmaktadır.

NLP gestalt terapiden doğmuştur. Maalesef Türkiye’de ehil olmayan ellerde yanlış uygulamalar görülmektedir bu alanda.

Gestalt terapi kimlere uygulanır?

Gestalt terapi kendisiyle çalışmak isteyen, bireysel farkındalığını artırmak isteyen, kendi yaşamında mutluluk düzeyi düşük ve sıkıntıları olan kendisiyle yüzleşmeye hazır danışanlar ve bireyler için de uygun olabilir.

Diğer terapi yöntemlerinde olduğu gibi kaygılı, depresif, düşük kendine güveni olan, yaşamlarında güçlükler çeken, psikosomatik şikayetleri olan (psikolojik nedenlere dayanan migrenler, ülser, spazmlar…), ilişki problemleri yaşayan danışanlara önerilebilir.

Gestalt terapi özellikle entellektüel olarak farkında olan ama yine de uygulamaya koyamayan bireylere önerilebilir.

Gestalt terapinin etkinliği

Farklı bilimsel çalışmalar gestalt terapinin etkinliği ortaya koymuştur.

  • Strümpfel (2006) yaptığı meta analizde gestalt terapinin yalnız başına ya da diğer metodlarla birlikte uygulandığı çalışmalarda etkin olduğunu göstermiştir. Gestalt terapinin tek başına uygulandığı çalışmalarda kişiler arası ilişkiler konusunda daha etkin olduğu bulunmuştur.
  • Stevens ve arkadaşları (2011) sıklıkla kullanılan CORE metoduyla İngilterede 50.000 danışan arasında araştırma yaptılar. İncelemeye katılan 135 gestalt terapi uygulanan hasta ile diğer terapi metodları uygulanan danışanlar arasında benzer bulgular elde ettiler.
  • Azar ve Asadnia (2013) uyku problemi olan kadın öğrencilerle uyguladıkları bilişsel davranışçı terapi ve gestalt terapi grupları arasında fark gözlemlememiştir.

İlginizi çekebilir: Gestalt terapi teknikleriGestalt terapi vaka çalışması

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.