Psikolojik hastalıklar geçiriyor olmak birçok toplumda tabu görülür. Oysa psikolojik rahatsızlıklar insanların büyük bir çoğunluğunda görülmektedir.

Her hastalık evvela ruhta başlayıp sonra vücuda sirayet etmiş bir isyandır. – Peyami Safa

Toplumun yarısından fazlası ömürlerinde en az bir kere psikolojik bir hastalık tanısına uyacak şekilde duygusal güçlükler yaşar.

Psikolojik hastalıklar ve belirtileri nelerdir?

Psikolojik hastalık nedir?

Klinik açıdan kayda değer davranışsal veya duygusal hastalık belirtilerine psikolojik hastalıklar nedir.

Psikolojik hastalık teşhisi koyan uzman kültürel faktörleri göz önüne almalıdır. Bulguların kültürel olarak beklenmiyor olması önemlidir. Bir toplum için uygun olmayan düşünceleri dile getiren ya da haraketler ortaya koyan birey, başka bir toplumda şaman ya da ruhani bir lider konumunda olabilir.

Psikolojik hastalıklar neden oluşurlar?

Psikolojik rahatsızlıkların nedenleri oldukça komplike olup genellikle birden fazla nedenden dolayı ortaya çıkarlar. Örneğin; genetik olarak yatkın olan kimse yüksek stres altında kaldığında, psikolojik hastalık belirtilerinin ortaya çıkması kolaylaşır.

Psikolojik hastalıkların nedenleri  Biyolojik nedenler

  • Genetik, kalıtım
  • Beyinde hasara sebep olabilecek olan enfeksiyonlar (streptococcus bakterisi…)
  • Beyinde fonksiyonel ve yapısal bozulmalara sebep olabilecek travmalar, hasarlar…
  • Hamilelik sürecinde yaşanan olumsuzluklar (oksijen eksikliği…)
  • Madde kullanımı (uyuşturucu kullanımına bağlı gelişen paranoyalar…)
  • Toksinlere maruz kalma (kurşun…)
  • Kötü beslenme. Hangi tür beslenmenin ne gibi psikolojik hastalıklara yol açabileceği konusunda tartışmalar sürüyor. Yakın zamanda otizm ile bazı yiyecek alerjilerinin bağlantılı olabileceği iddia edilmiş, özellikle glütensiz ve kazeinsiz beslenme tavsiye edilmişti. Fakat son zamanlarda yapılan araştırmalar soru işaretleri ortaya koymuştur. Buna benzer folik asit eksikliğinin depresyonla ilgisi olabileceği, DEHB konusunda omega 3’ün yardımcı olabileceği gibi iddialar ortaya atılmıştır. Belki de önümüzdeki yıllarda psikiyatri uzmanları hastalarına ilaç yazar gibi, farklı yiyecekler önerebilecekler. Fakat henüz beslenme psikolojisi alanı oldukça yeni ve bu alana yatırım oldukça az yapılıyor.

Psikolojik hastalıkların nedenleri  Çevresel faktörler

  • Kayıplar (ölüm, ayrılık…)
  • Kötü aile koşulları
  • Değişimler (göç, taşınma, iş, meslek, boşanma…)
  • Sosyal beklentiler (Örn.; toplumun güzellik beklentileri yeme bozukluklarına sebep olabilir.)
  • Yalnızlık
  • Ailede madde kullanımı
  • Kişisel özgürlük kaybı

Psikolojik hastalıkların nedenleri  Psikolojik faktörler

  • Travmalar (istismar…)
  • Yas
  • İhmal
  • Koşullu kabüller
  • Diğer insanlarla ilişki kurmada zorluk

Psikolojik hastalıklara yakalanma konusunda bazıları daha yatkın ve hassas iken, bazı bireylerin yılmazlıkları (psikolojik sağlamlıkları / kendilerini toparlama güçleri) daha yüksektir.

Sağlıklı insan nasıl olur?

Sağlık sadece fiziksel veya psikolojik hastalığa sahip olmama veya sakatlığın görülmemesi değildir.

Sağlık bedenen, ruhen ve sosyal bakımdan tam bir iyilik halidir.

Psikolojik hastalıkların doğurabileceği sonuçlar

Psikolojik hastalıkları olan kişilerin birçoğu diğer insanlardan çok farklı davranmazlar.

Ruhsal bozuklukların bir kısmı şu gibi kötü sonuçlar doğurabilir:

  • Şiddet gibi ağır davranışsal sorunlar
  • Cinsel açıdan uygunsuz davranışlar
  • İntihar ya da kaza
  • Var olan fiziksel hastalıklarınızın şiddetini artırabilir.
  • Fiziksel hastalıkların tedavisini ihmal
  • Üretkenlikliğin azalması
  • Bireyin sosyal olarak stigmatize edilmesi, dışlanması
  • Aile ilişkilerinin bozulması, ebeveynlik yapamaz hale gelme
  • Madde bağımlılığı

Yukarıda sıralanan olumsuz etkileri dışında bazı psikolojik hastalıklarla yaratıcılık arasında ilişki olduğu da sıklıkla iddia edilir.

En yaygın psikolojik hastalıklar nelerdir?

250’nin üzerinde tanımlanmış psikolojik rahatsızlık bulunmaktadır. Uzmanların kullandığı başlıca hastalık tanı kitaplarına göre psikolojik hastalıklar sınıflandırılıyor.

  • Anksiyete. Panik Atak, Agorafobi, Sosyal fobiler, Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Yaygın Anksiyete Bozukluğu
  • Duygudurum bozuklukları. Depresyon, Bipolar Bozukluk.
  • Gelişim bozuklukları (Otizm, DEHB…)
  • Kişilik bozuklukları
  • Yeme bozuklukları
  • Bağımlılıklar
  • Cinsel problemler

Ruh sağlığı yerinde insan sevebilen ve üretebilen insandır. – Sigmund Freud

Psikolojik hastalıkların neden olduğu şikayetler 

  • Zihinsel. Tekrarlayan rahatsız edici düşünceler gibi
  • Davranışsal. Agresif olmak gibi
  • Algısal. Başkalarının göremediği şeyleri görmek gibi
  • Fiziksel. Yorgunluk ve ağrılar gibi

Psikolojik hastalıkların belirtileri birbirine benzer. Teşhis konulurken ayırt edilmesi güç olabilir.

Psikolojik hastalıkların tanısı için gerekli olan bulgular ayrıntılı ve açık bir şekilde değişik gözlemcilerin farklı yorumlamalarına mahal vermeyecek şekilde yapılmalıdır.

Psikolojik hastalıkları tanı teşhis kitapları

Psikolojik hastalıklarının teşhisinde yaygın olarak iki tanı teşhis kitabı kullanılır. Biri Amerikan Psikiyatri Derneği tarafından hazırlanan DSM, diğeri Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan ICD‘dir.

Psikolojik hastalıkların tanısı nasıl konur?

Hekimlerin teşhis koymalarına yardımcı olan röntgen, kan tahlili gibi birçok yardımcı veri kaynağı bulunur. Psikolojik hastalıkların teşhisinde de nöropsikiyatri alanında gelişmeler yaşanmaktadır. Fakat bu alanda ki gelişmeler yetersizdir.

Psikolojik hastalıklara tanı koymak, fiZİksel hastalıklara tanı koymaktan daha zordur.

Peki psikiyatr, klinik psikolog ve psikoterapistler psikolojik hastalıkların teşhisini nasıl koyarlar?

Psikolojik hastalıkların teşhisinde tıp modeli kullanılır. Fiziksel hastalıkların tanımı gibi yapılır. Hastanın şikayetleri dinlenerek, hastalık belirtilerine göre uygun teşhis tanısı konur. Yani tanılar şikayetlere dayanır, şikayetlere sebep olan nedenlere değil.

Görüşme. İlk aşamada hastaların şikayetleri konusunda yaptıkları sözlü ifade psikolojik tanı konulmasında esas teşkil eder.

Teşhis mülâkatları. Ruh sağlığı hizmetleri veren uzmanların kullanması için hazırlanan standart soruları kapsar. Danışanın yaşadığı sıkıntılar ve bu problemlerin neden olduğu psikososyal sonuçları rapor ederler.

Psikometrik testler. Bu testlerde hastalardan sorulara cevap vermeleri ya da bilgisayar destekli bazı işlemleri yerine getirmeleri istenebilir.

Psikolojik hastalıklar teşhis edilirken uzmanlar aldatılabilir mi?

Psikolojik hastalıklara tanı konulması sırasında ruh sağlığı uzmanları aldatılabilirler.

DENEY. David Rosenhan (1973) hasta olmayan anlaşmalı bireyleri Amerika’da farklı kliniklere gönderdi. Sesler duyduklarını söyleyen bu kişiler derhal hasta olarak kabul edildiler.

Kliniğe alındıktan sonra sürekli normal davranışlar sergilemelerine rağmen uzmanları hasta olmadıklarına ikna edemediler. Zira damgalanan sahte hastaların yaptığı her davranış hastalıklarının bir belirtisi olarak görüldü.

Klinikteki gerçek hastalardan bazıları ise onların psikolojik hastalıklara sahip olmalarından şüphe duydular.

Bu utandırıcı sonuçların yayınlanmasından sonra bir klinik Rosenhan’dan kendilerine sahte hastalar göndermesini, muhakkak doğru teşhiste bulunacaklarını iddia ettiler. İlerleyen günlerde klinik 195 hasta arasından 48 sahte hasta tespit ettiklerini açıkladı. Oysa Rosenhan hiç sahte hasta yollamamıştı.

Psikolojik hastalıklara teşhis ne gibi sakıncaları beraberinde getirebilir?

Acı psikolojİk hastalık değildir.

Sözüm ona akıllıların, sözüm ona delileri sınıflandırarak farklı psikolojik hastalıklarla damgalandırmasından son derece rahatsız ruh sağlığı çalışanları da bulunuyor. Bunların başında hümanistik psikoloji, varoluşsal psikoloji, benötesi psikoloji, pozitif psikoloji, post-modern terapiler (sistemik aile terapisi, narratif terapi…) gibi bakış açılarına sahip uzmanlar geliyor.

Bir sabah uyandığınızı ve başkalarının duymadığı sesler duyduğunuzu fark ettiğinizi hayal edin. Hayatınızda kimlere bunu paylaşabilecek kadar güveniyorsunuz? 

Psikolojik hastalık tanılarının şu gibi sakıncaları olabilir:

  • Toplumda damgalanma. Kişilerin yaşadığı yakınmaların, psikolojik hastalık olarak nitelenmesi kişinin toplumda damgalanması anlamına gelebilir. Bu durum kişinin sağlığına daha da olumsuz yönde etki eder.
  • İzolasyon. Birey toplumda izole edilebilir ve problemlerinin üstesinden gelmelerinde daha olumlu etki edebilecek olan sosyal destekten mahrum kalabilirler. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre psikolojik hastalıkları olanların yüzde 84’ü kendisini sosyal olarak izole hissediyor (Mind, 2004).
  • Güvensizlik. Bireyin arkasından konuşmalar, yanında fısıldaşmalar gibi davranışlar bireyi giderek topluma karşı daha da güvensizleştirebilir. Güvensizlik ⇒ Yalnızlık ⇒ Daha da güvensizlik.
  • İndirgeyici. Bireye psikolojik hastalık teşhisi koymak kendilerine özgü sıfatlarını görmezden gelmek anlamına gelir. Oysaki kolaylıkla nevi şahsınıza münhasır özellikleriniz kişilik bozukluğu tanısı alabilir. Ayrıca tanı sonrasında kişinin çevresi bu psikolojik hastalığı bireyin kişiliğinin yegane özelliği imiş gibi görebilir.
  • Baş etmeyi zorlaştırır. Normal olan günlük problemler psikolojik hastalıklara dönüştürebilir. Örneğin; kendisini mutsuz olarak nitelendiren kişi kolayca depresyon tanısı alabilir. Mutsuzlukla baş etmek, depresyonun üstesinden gelmekten daha kolaydır.
  • Sağlık bilgilerinin mahremiyetini korumanın zor olması. Her sağlık memurunun, her doktorun ulaşabileceği sağlık kayıtlarınıza iş başvurusunda bulunduğunuzda büyük şirketlerin ulaşmıyor olacaklarını kim, nasıl garanti edebilir.
  • Çok basit problemler psikolojik hastalık teşhisi alabilir. Örneğin; kafein nedeniyle yaşanan uyku problemleri.
  • Hastanın kaynaklarına vurgu yapılmalı. Ruh sağlığı uzmanlarına hastaları sorulduğunda hastanın göstermiş olduğu bulguları anlatma eğilimi gösterirler. Uzun uzun nasıl tuhaf şekillerde davrandığı ve neleri başaramadığı… Oysaki önemli olan hastanın kendisi olmalıdır. Hastanın kendisini çevresini, amaçlarını, kaynaklarını… tanımak. Bu bakış açısına göre mevcut psikiyatri hastanın başaramadıklarını tespit edip, bu bulguları ortadan kaldırmayı hedefler: Bireyi eksi noktasında 0 noktasına taşımayı amaçlar. Daha pozitif bir bakış kişinin hedefleri ve kaynakları tespit edip artı noktasına taşımaktır.
  • Hastanın pozitif yönlerine odaklanmalıyız. Karakter güçleri, erdemler, kişinin yaşamını anlamlı kılan şeyler, yaşamaya değer kılananlar…
  • Hastalık tanı kitapları tarafsız değil. Kimi eleştirmenler psikolojik hastalıklara tanı konulmasına temelde karşı olmamakla birlikte, yapılan tanıların gözden geçirilmesini istemektedirler. Hastalık tanımlarını yapan manuel (psikolojik tanı kitabı) içeriklerine yapılan eleştiriler defalarca yenilenmiştir. Kimi psikolojik hastalıklar zamanla psikolojik rahatsızlık olmaktan çıkmıştır. Örneğin; homoseksüellik 1952 yılına kadar DSM gibi psikolojik hastalıkları tanı teşhis kitapları tarafından hastalık olarak görülürken, bu tarihten sonra psikolojik tanı kitabından çıkarılmıştır.
  • Kadınlar, azınlıklar, sosyal statüsü düşük bireyler… daha fazla teşhis alıyorlar. Örneğin; fakir ailelerin çocukları daha fazla DEHB teşhisi alıyorlar. Yüksek statüdeki ailelerin çocuklarını eğitirken daha az haraketli olmaları için yönlendirdiği düşünülmektedir.
Ben bipolar hastasıyım. Bipolar değilim.
Ben hastalığım değilim. Hastalık benim bir parçam.

Psikolojik hastalıklar listesi

Her ne kadar farklı hastalık tanımları yapılsa da “hastalık yoktur hasta vardır” denilir. Yani her hastanın içinde bulunduğu özel durum birbirinden farklıdır.

1) Psikolojik hastalıklar – Duygudurum bozuklukları

Duygudurum bozukları ya da mizaç bozuklukları denir.

Duygudurum bozuklukları hastaların uyarılara karşı geliştirdiği, uzun süreli üzüntü, öfke, tepki, nefret gibi duygusal tepkileri kapsar. Bu tepkilere psikotik semptomlar eşlik edebilir.

Kişi ya depresyonda olduğu gibi aşırı mutsuzluk ve ruhsal çöküntü içinde olur. Ya da “manik”, “öförik” bir halde kendisini çok iyi hisseder. Bireyin kendisini öförik hissetmesi de birçok kötü sonuç doğurabilir. Birey kendisine aşırı güven içinde tehlikeli tavranışlar içine girebilir, hayatıyle ilgili önemli kararları çok hızlı bir şekilde düşünmeden gerçekleştirebilir.

Depresyon

Depresyon belirtileri

  • Duygular. Birey kendini daha az mutlu ve umutlu hissedebilir. Hayal kırıklığı, kararsızlık, değersizlik, pişmanlık, tükenmişlik, değersizlik, yorgunluk sıklıkla eşlik eder. Birey kolay sinirlenebilir. Kişi kendini affetme konusunda güçlük yaşayabilir.
  • Davranışlar. Birey kendi dünyasına çekilebilir, insanlardan uzaklaşma isteği doğabilir. Daha önceden zevk aldığı aktivitelerden tad almayabilir. Kişi alkol, yatıştırıcılar gibi zararlı alışkanlıklara yönelebilir. Konsantrasyonda güçlük yaşanabilir. Okulda ya da işde başarısı düşebilir.
  • Düşünceler.  Birey başarısız olduğunu, her şeyi mahfeden kişi olduğunu ve başkalarının kendileri olmadan daha mutlu olacağını düşünebilir. Yaşamaya değmeyeceğini düşünen birey intihar ve ölüm düşüncelerine sahip olabilir.
  • Psikosomatik ağrılar görülebilir.
  • Depresif bireylerin uyku, yeme düzeni, gibi günlük rutinleri değişir. Bireyin cinsel arzuları artabilir ya da azalabilir.

Depresyonu ortalama insanın üzüntü ve elem duygularından ayıran en önemli özellik, keder duygusuna eşlik eden kötümserliktir.

Kötümser olmak nihai olarak depresif olmaktır.

Yas depresyon değildir. Yas depresyona sebep olabilir.  Yas sürecinde üzüntü dalgalar halinde gelip gidebilir, fakat bireyin kendine olan güveni ve ben değerliyim hissi muhafaza edilir.

Depresyon görülme sıklığı. Her altı kişiden biri ömründe en az bir defa depresyon geçirir. Kadınlarda erkeklerden daha sık görülür. Her üç-dört kadından biri depresyona yakalanırken, her sekiz erkekten biri ömründe en az bir kere depresyondan yakınır. Bireyin ömründe bir kere depresyon geçirmiş olması, tekrar geçirme ihtimalini yükseltir.

Depresyona sebep olan faktörler

Depresyon da birçok diğer psikolojik rahatsızlık gibi farklı faktörlerin etkileşiminden ortaya çıkar. Genellikle tek bir sebebe indirgenemez.

Depresyon riskini artıran faktörlerden bazıları şunlar:

  • Genetik yatkınlık
  • Vücuttaki bazı hormonların düzensizliği
  • Kişilik özellikleri. Kötümser / Pesimist olmak, strese yatkın ve mükemmeliyetçi olmak, düşük umut düzeyi ve kendine güven, …
  • Çevresel faktörler. Fakirlik, şiddet görmüş olma, kronik stres altında olma, yalnızlık
  • Kronik fizyolojik rahatsızlıklar hem fizyolojik olarak etki edebilir, hem de hastalığa bağlı gelişen endişe, stres ile.
  • Olumsuz yaşanmışlıklar, travmalar, yas
  • Uyku bozuklukları

Depresyon tedavisi: İlaçla tedavi, psikoterapi, elektroterapi, kendi kendine yardım grupları, özellikle de intihar riski oluştuğunda yatarak tedavi, psikoeğitim, aile terapisi, fototerapi (ışık tedavisi) 

Depresyon zayıflık değildir. Çok uzun bir süre güçlü olduğunuzu gösterir.

Bipolar bozukluk

Bipolar bozukluk –iki uçlu bozukluk manik depresif bozukluk-. Bireyin ruh halinde değişikliğe, enerji ve fonksiyon kaybına neden olan beyin hastalıklarındandır. Üç alt grubu bulunur. 1) Bipolar I; 2) Bipolar II; 3) Cyclotimik.

İki farklı hastalık dönemi yaşanır:

  1. Depresif
  2. Manik.

Kişi depresif olduğu dönemde insanlardan ve eğlenceli bulunan şeylerden kaçınır. Kendisini daha az mutlu, umutlu ve özgüveni düşük hisseder. Genellikle kış aylarında depresif ve yaz aylarında manik olur.

Manik olduğu dönemde kendisini oldukça coşkulu ve iyi hisseder. Uyku gereksinimi azalır. Riskli yatırımlar yapabilir. Çok hızlı düşünebilir ve para harcayabilir.

Cyclotimik. İki kutuplu ruh hali rahatsızlığının daha az yoğunlukla hissedilmesi durumudur. Hafif düzeyde depresyon ve hafif düzeyde manik dönemler geçirilir.

Bipolar bozukluk risk grupları. Hastaların büyük çoğunluğunun depresyon geçiren ya da bipolar bozukluk yaşayan bir akrabası bulunur. Yüksek stres, uyku hastalıkları, uyuşturucu madde ve alkol kullanımı gibi çevresel faktörlerde etkili olur.

Bipolar bozukluğun tedavisi: Sıklıkla ilaç tedavisinin yanında psikoterapi uygulamaları yapılır.

Mutlu olduğunda müzikten zevk alır. Ama mutsuz olduğu zamanlarda sözlerinin manasını anlar.

2) Kaygı bozuklukları

Kaygı bozuklukları aşırı düzeyde görülen kaygı ve korku durumlarıdır. Kaygı bozukluğu yerine anksiyete bozukluğu da denir. Psikolojik hastalıklar arasında kaygı bozukluğu oldukça sık görülür.

Kaygı bütünüyle zararlı mıdır? Kaygı strese verilen normal bir reaksiyondur. Birçok durumda aslında bize yardımcı olur. Örneğin; hiç kaygı duymayan bir öğrenci ders çalışma motivasyonu bulamaz. Kaygı duyduğumuz şeylere karşı önlem alır, kendimizi tehlikelerden koruruz. Ama bazı kişilerde kaygı ve korku aşırı düzeyde yaşanır.

Kaygı bozukluklarının belirtileri. Endişe ve korkular birçok farklı fiziksel tepki vermemize sebep olur. Kalp çarpıntısı, aşırı terleme, ağız kuruluğu, sık idrara çıkma, titreme ve kaygılı olunan durumlarda ortaya çıkan panik atak.

Kaygı bozukluklarının görülme nedenleri. Genetik nedenler, çocuk yetiştirme şekli, alkol ve kafein gibi madde kullanımı olabilir.

Kaygı bozukluğu tedavisi: Terapi, ilaç kullanımı, stresle baş etme teknikleri…

Bana her şey senin kafanda diyorlar. Onlara şöyle cevap veriyorum. Gerçekten kendimi böyle hissetmek istediğimi mi sanıyorsunuz? – Sonia Estrada, Niporno

Kaygı bozuklukları nelerdir?

Yaygın anksiyete

Bireyin belirli bir korku ya da endişe duymadığı, yaygın kronik anksiyetedir.

Yaygın anksiyete bozukluğu yaşayan hastalar günlerinin büyük bir kısmını endişe ve korku içinde geçirirler. Kaygıları düşük bir yaşam kalitesi sürdürmelerine sebep olur.

Bu psikolojik hastalığı geçiren bireylerde sonuç olarak uyku bozukluğu, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, kasların gerginleşmesi ve yorgunluk görülebilir.

Panik bozukluk

Tekrarlayan fiziksel ve psikolojik ızdırap veren panik ataklar görülür.

Çarpıntı, terleme, titreme, nefes alamama hissi, göğüste ağrı ve baş dönmesi gibi belirtilerle kendisini gösterir.

Özgül fobiler

Bireyin belirli nesnelere ya da durumlara karşı duyduğu aşırı ve mantıksız korkulardır. Kişi bunların mantıksız olduğunun farkında olsa da bu duygu ile baş edemez.

Başlıca özgül fobiler şunlardır: Yükseklik korkusu, belirli hayvanlardan korkma, iğne korkusu…

Sosyal kaygı bozukluğu

Sosyal anksiyete bozukluğu veya sosyal fobi de denir.

Sosyal fobi bireyin başkalarının yapacağı negatif değerlendirmelerden çekinerek kaygı duymasıdır.

Sosyal fobisi olanlar duygusal ilişkiler kurabilmekte, birine yönelmekte, başkalarını gözlemlemeye çalışırken ve yeni insanlarla tanışmakta güçlük çekerler. Sosyal ortamlardan kaçınırlar. Örneğin; topluluk önünde konuşmak, umuma açık ortamlarda yemek ve tuvaleti kullanmak.

Ayrılık anksiyetesi

Bireyin yaşına uygun olmayan aşırı düzeyde bağlılık duyulan bireylerden ayrılma korkusu, kaygısı.

İlginizi çekebilir: Psikoterapi nedir?

3) Psikolojik hastalıklar – Yeme bozuklukları

Yeme alışkanlığıyla ilgili psikolojik hastalıklar çok ciddi yeme davranış bozuklukluğu ve kilo kontrolü rahatsızlıklarıdır. Yeme bozukluğu olan bireyler yeme ve vücut ağırlığı konusunda takıntılıdırlar. Vücutları ile ilgili realist bir algıları yoktur.

Yeme bozuklukları neden kaynaklanır? Birey az yemek ya da çok yemek isterken kontrolü kaybetmiş olabilir. Çok mükemmeliyetçi bir kişiliğe sahip olabilirler.

Yeme bozuklukları en çok kimlerde görülür? Genellikle ergen ve genç erişkin döneminde olan kadınlarda görülen bu tip psikolojik hastalıklar ciddi hayati tehlikelere götürebilir.

Yeme bozuklukları tedavisi: Psikolojik müdahaleler fizyolojik tedavilere eşlik eder.

Anoreksiya nevroza 

Kişinin normal kilonun çok altında (%15’ten daha az) olmasına rağmen kendini şişman olarak görme durumudur.

Birey farklı yöntemlere başvurur kilo kontrolü için: Yiyecekleri aşırı kontrol, aşırı egzersiz yapma, müshil ilaçları kullanma vb.

Bulgular. Menstrüasyon görmeme, kemiklerde incelme, saç ve tırnaklarda kırılganlık, aşırı kabızlık, tansiyon düşüklüğü, depresyon…

Bulimiya nervoza

Bulimiya nervoza atağı sırasında birey kısa sürede aşırı derecede çok yemek yer. Daha sonrasında kilo alımını önlemek için farklı yollara başvurur. Örneğin; kusma, ilaç ve yoğun egzersiz.

Tıkınırcasına yeme bozukluğu

Kısa sürede tıkanırcasına yemek yerler ve sonrasında pişmanlık ve utanç duyarlar.

Bulimia nervroza hastalarında görüldüğü gibi kilo alımını önleyici davranışlarda bulunmazlar.

Hiçbir yiyecek sana yeme bozukluğun kadar zarar vermez.

4) Psikolojik hastalıklar – Uyku bozuklukları

Bireyin uyku ritimleri ile ilgili yaşadığı bozukluklardır. Uyku kalitesinde, zamanında ve miktarında yaşanan problemlerdir.

Uykuyla ilgili psikolojik hastalıklar bireyin fiziksel, bilişsel, sosyal ve duygusal fonksiyonlarına ciddi bir şekilde zarar verebilir.

Uyku bozuklukları tedavisi: Rahatlama egzersizleri, psikoterapi, ilaçlar, diyet değişikliği, nefes almayı kolaylaştırıcı aparatlar.

  • İnsomnia (Uykuya dalma ve uykuda kalmada güçlük)
  • Narkolepsi (Bir anda uyuya kalma)
  • Uyku apnesi (Uyku apnesi hastaları uyku sırasında nefes güçlükleri yaşarlar)
  • Gece terörü
  • Uykuda yürüme
  • Uykuda idrar kaçırma
  • Uyku felci
  • Huzursuz bacak sendromu

5) Psikolojik hastalıklar – Cinsel sorunlar

Cinsel sorunlar fiziksel ve psikolojik temellere dayanabildiği gibi kimi zaman da neden bulunamaz. Cinsel sorunlar cinsel kimlikle ilgili sapmalar cinsel fonksiyonların yerine getirilememesi gibi sorunlardır.

Cinsel ilginin toplumun kabul etmediği alışılmadık nesnelere yönelmesi gibi psikolojik hastalıklar parafili adını alır.

Cinsiyet disforisi

Cinsiyet kimliği disforisi de denir. Bireyin fiziksel cinsiyetiyle kendini hissettiği kimliği arasındaki farklılıktan kaynaklanır. Cinsiyet disforisi yaşamak toplumun bir cinsiyetten beklediği şekilde davranmamakla aynı şey değildir. Birey yanlış bedende doğmuş gibi hisseder kendisini. Ruhen kendilerini karşı cinsten hissederler.

Cinsiyet disforisi sıklıkla toplumda eşcinsellikle karıştırılır. Eşcinsel bireyler kendi cinslerine ilgi duyarlar.

6) Psikolojik hastalıklar – Psikotik bozukluklar

Psikotik bozukluklar anormal düşünce ve algılara sebep olan ve bireyin gerçeklikle olan bağını koparan psikolojik hastalıklardır.

Psikotik bozuklukların belirtileri. Bu tür psikolojik hastalıkların başlıca belirtileri hezeyanlar ve halüsinasyonlardır.

Halüsinasyonlar duyma, görme ya da hissetme gibi yanlış algılardır. Hezeyanlar bireyin gizli mesajlar aldığı gibi yanlış inanışlara sahip olmasıdır.

Seninle benim aramdaki fark, uyanınca senin kabuslarının bitmesi.

Şizofreni

Psikotik bozukluklar arasında ilk akla gelenlerden birisi şizofrenidir. Toplumun yüzde birinde görülür. Aktif olduğu dönemde halüsinasyon ve/veya hezeyanlar görülür. Bireyin kafası karışık, konuşmaları düzensiz olabilir. Mantıklı düşünme kabiliyetini kaybedebilir. Hayattan zevk alma, yeni planlar ortaya koyma, duygularını ifade etme gibi alanlarda becerilerini kaybedebilir.

Bir aydan kısa süre devam eden ve madde kullanımına bağlı olarak gelişen psikozlarda bu psikolojik hastalıklar grubunda incelenir.

Şizofreni risk faktörleri. Genetik ve yoğun stres gibi çevresel etkenler.

Şizoaffektif denen durumda hasta hem şizofreni hem duygudurum bozukluklarına bağlı semptomlar gösterir. Örneğin; birey hem halüsinasyon görür, hem de depresiftir.

Folie a deux durumu için iki kişinin çılgınlığı da denir. Psikoz sahibi kişiler gördükleri hayal ya da komplo teorilerini sıklıkla yakınları ile paylaşırlar. Nadiren yakınları da bu hayalleri doğru olarak kabul ederler.

Şizofreni tedavisi: İlaç, psikoterapi, stresle baş etme yöntemleri, öğrenme, psikoeğitim, destek programları, uğraş terapisi…

7) Psikolojik hastalıklar – Kişilik Bozuklukları

Kişilik bireyi diğerlerinden ayıran kalıcı davranışsal ve ruhsal özelliklerdir.

Kişilikle ilgili psikolojik hastalıklarda birey birçok alanda içinde bulunduğu kültüre ters düşen, uyumsuz davranış, biliş ve içsel tecrübeler gösterir.

Bu tip psikolojik hastalıklar ergenlik ve gençlik döneminde görülmeye başlar. Kişilik hastalıkları bireyin içinde yaşadığı topluma adapte olmasını güçleştirir. Farklı kişilik özelliklerine, karakteristik davranışlara, düşüncelere ve iç yaşantı örüntüsüne sahiptirler. Bu karakteristikler kendisini çok farklı toplumsal durumlarda gösterir.

Kişilik bozuklukların oluşma nedenleri. Başlıca nedenler arasında çocuklukta yetiştirme tarzı ve geçirilen travmalar gelir.

Görülme sıklığı. Sınırda kişilik bozukluğu ve bağımlı kişilik bozukluğu gibi psikolojik hastalıklar genelde kadınlarda görülür. Paranoid kişilik bozukluğu ve narsistik kişilik bozukluğu ise erkeklerde daha sıklıkla görülür.

Kişilik bozukluklarının bazıları şunlardır:

Tuhaf davranışlar: Paranoid kişilik bozukluğu, Şizoid kişilik bozukluğu, Narsistik kişilik bozukluğu, Şizotipal kişilik bozukluğu

Dramatik, duygusal ve düzensiz davranışlar: Antisosyal kişilik bozukluğu, Sınırda kişilik bozukluğu, Histrionik kişilik bozukluğu, Narsistik kişilik bozukluğu

Endişeli veya korkulu kişilik bozukluğu: Çekingen kişilik bozukluğu, Bağımlı kişilik bozukluğu, Obsesif kompülsif kişilik bozukluğu

8) Çocuklarda görülen ruhsal bozukluklar

Tanısı bebeklikte, çocuklukta ya da ergenlikte konulan psikolojik hastalıklardır.

Gelişim bozuklukları ve öğrenme bozuklukları gibi psikolojik hastalıkların semptomları bazen yetişkinlikte de devam edebilir.

Çocuklarda ruhsal bozukluklar listesi

  • Otizm Spektrum Bozuklukları (Asperger, Otistik Bozukluk, Rett Sendromu)
  • Bağlanma Bozuklukları
  • Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu – DEHB
  • Davranış Bozukluğu
  • Özgül Öğrenme Güçlükleri
  • Yazılı Anlatım Bozukluğu
  • Yıkıcı Duygu Durum Bozukluğu
  • Enkoprezis (İrade dışı kaka tutamama)
  • İdrarını tutamama
  • Etkileyici Dil Bozukluğu
  • Diskalkuli (Matematik Bozukluğu)
  • Karşıt Olma – Karşı Gelme Bozukluğu
  • Dürtü Kontrol Bozuklukları
  • Okuma Bozukluğu
  • Ruminasyon Bozukluğu (çocuklarda geviş getirme)
  • Seçici Konuşmamazlık (Mutizm)
  • Ayrılık Kaygısı Bozukluğu
  • Sosyal (Pragmatik) İletişim Bozukluğu
  • Basmakalıp Hareket Bozukluğu
  • Kekemelik
  • Tourette Bozukluğu
  • Geçici Tik Bozukluğu
  • Zeka geriliği

İlginizi çekebilir: Otizm nedir, DEHB nedir

9) Psikolojik hastalıklar – Nörobilişsel bozukluklar 

Nörobilişsel psikolojik hastalıklar beynin yapısında ya da fonksiyonlarında oluşan bozukluklardan kaynaklanır.

Nörobilişsel psikolojik hastalıklar hafıza, problem çözme ve algı gibi bilişsel kabiliyetlerle ilgilidirler. Deliryum, hafif bilişsel bozukluk ve demans bireyin daha önceden sahip olduğu bilişsel kabiliyetlerde azalma olduğu anlamına gelir.

Nörobilişsel psikolojik hastalıkların ortaya çıkma nedenleri. Alzheimer, parkinson, travmatik beyin hasarı, enfeksiyonlar, alkolü kötüye kullanma, serebrovasküler hastalıklar.

Alzheimer

  • Eskiden bireyin güçlük duymadan yaptığı birçok şeyde zorlanmasına sebep olur.
  • Her unutkanlık yaşayan hasta Alzheimer değildir.
  • Hasta kaybolabilir, kişilik ve davranış farklılıkları gösterebilir.
  • Başlangıçtaki hafif belirtiler ileri aşamalara geldiğinde hastaya bakım gerekebilir.

Parkinson

Vücut hareketlerinin koordine bir şekilde yapılmasında önemli görevi olan dopamin hormonu üreten hücrelerin kaybı ile ortaya çıkar. Hastalığın oluşmasında genetik yatkınlık önemli rol oynar.

Parkinson tedavisi. İlaç tedavisi, vitamin desteği, fizyoterapi, psikoterapi

Parkinson’da görülen belirtiler:

  • İlk görülen ve en çok bilinen bulgu titreme ve yavaş hareket etmektir.
  • Anımsama, karar verme, kelime bulma, matematiksel işlemler yapma, yeni bilgiler edinmede güçlük.
  • Koku duyusunda azalma
  • El yazısında küçülme
  • Kabızlık
  • Baş dönmesi ve bayılma
  • Düşük tonlarla konuşma
  • Öne eğilerek kamburlaşmak
  • Boş gözlerle bakmak
  • Kollarda ve bacaklarda sertlik
  • Birçok kronik hastalıkta olduğu gibi Parkinson hastaları arasında depresyon gibi psikolojik hastalıklar sıklıkla görülebilir.
  • Parkinson hastalarında aşırı sinirlilik gibi davranışsal problemler görülebilir.

10) Psikolojik hastalıklar – Madde bağımlılığı 

Madde bağımlılığı ya da madde kullanım bozukluğu da denir. Bir maddenin kişinin kendisine ve başkalarına zarar verecek miktar ve metotlarla alınmasına madde kullanım bozukluğu denir.

Bağımlılık yapan maddeler. Uyuşturucu, alkol, yatıştırıcılar, uyku hapları gibi psikiyatrik ilaçlar. Örneğin; amfetaminler, barbitüratlar, benzodiazepinler.

Bu maddelerin aşırı tüketilmesi ya da kullanılmaması durumunda verilen tepkiler. Hayal görme, hafıza, cinsel ya da uyku bozuklukları gibi fiziksel bulgular deneyimlenebilir. Madde etkisi altında anti-sosyal davranışlar ve uzun süreli kişilik değişiklikleri yaşanabilir.

Madde bağımlılıkları sadece bireyleri değil toplumu da olumsuz etkiler. Zararları ekonomide, artan suç oranlarında görülür.

Türkiye’de uyuşturucu madde bağımlılıklarından birine sahip olma oranı yüzde 3’tür. Bu orana alkol ve sigara dahil değildir.

Madde bağımlılığı risk altındaki gruplar. Göçmenler, mülteciler, işsizler, tutuklular, sokak çocukları ve müzisyenler.

Madde bağımlılığının nedenleri

Uyuşturucuya başlamada biyolojik genetik sebepler kadar çevrenin de etkisi görülür. Merak, arkadaş etkisi en çok dile getirilen nedenlerdir. İnsanlar bazılarının neden madde bağımlısı haline geldiğini anlamakta güçlük çeker. Bağımlılığı olan bireyleri ahlaksızlıkla ya da zayıf irade sahibi olmakla suçlarlar. Oysa beyin yapısında değişiklikler yapan maddelerden kurtulmak için güçlü bir irade çoğu kez yeterli olmaz.

Madde bağımlılıklarının tedavisi

Ne yazık ki terapi yöntemleri genellikle madde bağımlılığı başladıktan sonra kötü etkilerini ortadan kaldırmak için kullanılır. Oysa amaç madde bağımlılığını engellemek olmalıdır.

Madde bağımlılığında başarılı tedavi oranı oldukça düşüktür.

Madde bağımlılığı ile baş etmek için birçok terapi metodu kullanılabilir. En başarılı sonucu almak için ilaç tedavisinin yanında psikoterapi de önerilir.

Hastalar sıklıkla madde bağımlılığını bıraktıktan sonra geri dönüş yaparlar. Bu nedenle tedavi tekrarı gerekebilir. Hastanın ihtiyaçlarına göre tedavi değiştirilebilir veya alternatif tedavi uygulanması gerekebilir.

Bazen aileler henüz hayatta olan çocuklarının yasını tutarlar. – Tigress Luv


Psikolojik Hastalıklar Kaynakça

Amerikan Psikiyatri Birliği. Psikolojik Hastalıklar Tanı Ölçütleri Başvuru Kitabı: DSM-5. ManMag, 2003.

Bartuska, H., Buchsbaumer, M., Mehta, G., Pawlowsky, G., & Wiesnagrotzki, S. (Eds.). (2006). Psychotherapeutische Diagnostik: Leitlinien für den neuen Standard [Psikoterapik Teşhis: Yeni standart için rehber]. Springer-Verlag.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Ceza Ofisi (2012). Dünya uyuşturucu raporu 2012: Analiz (Cilt. 1). Birleşmiş Milletler Yayınları.

Rosenhan, D. L. (1973). On being sane in insane places [Delilere özgü yerlerde aklı başında olmak]. Science, 179(4070), 250-258.

Psikolojik hastalıklar hakkında eklemek istediklerinizi lütfen paylaşın.