Boş sandalye tekniği geştalt terapi ile sembolleşmiş, oldukça sık uygulanan tekniklerinden biridir.

Boş sandalye tekniği – Amaçlar

Bazen uzmanların “boş sandalye tekniğini uyguladım. Ama hiçbir şey olmadı” dediklerini duyuyorum. Genelde farklı terapi tekniklerini deneyip tıkanıyorlar. Hadi rastgele belki burdan bir şeyler çıkar deyip boş sandalye tekniğini uyguluyorlar. Amaçlar konusunda daha net olmak gerekiyor.

  • Danışan değişik ve entegre olmamış kişiliğinin parçalarını bir araya getirebilmek için içgörüler kazanabilir.
  • Danışanı şimdi ve buraya davet eder.
  • Danışan daha çok entellektüel seviyeden konuşuyorsa, kendisiyle temas kurmasına yardımcı olabilir.
  • Pasif olan danışanı yaratıcı bir şekilde aktif hale getirebilir.
  • Danışan soyut düşünceler içinde boğuşurken dışsallaştırma sağlayabilir.

İlginizi çekebilir: Dışsallaştırma nedir?

Sandalye tekniği ve diğer gestalt terapi teknikleri çözüm üretmeyi amaçlamaz. Ama çözüm bu tekniği uygularken gelebilir de. 

Plato’dan Freud’a kadar bireyin içinde farklı ve birbiriyle çatışan parçalarının oluşu hep söylenegelmiştir. Gestalt terapide bu üst köpek (top dog) ve alt köpek (under dog) olarak anılır. Boş sandalye ile danışan sandalye değiştirirken bu farklı iki rolü oynayabilir.

Top dog:

Otoriter, katı, kritik, bireyin engelleyici, talepkar, dürüst… yanı. Yapmalısın etmelisin diyen yanımızdır.

Under dog:

Kişinin kurban rolünde, olgun olmayan, zayıf, sahte, güçsüz… yönleri. Alt köpek çocuksu, sorumluluk almaktan kaçınan ve kendisini kurban olarak gören yanımızdır.

Boş sandalye tekniği adım adım nasıl uygulanır?

Boş sandalye danışana dönüktür. Danışan belirli bir kişiyi (kendisi, başkası) ya da kendisine ait bir parçayı sandalyede hayal ederek onunla diyalog içine girer. Daha sonra sandalyeye oturarak o rolü alarak konuşur. Danışan bu tekniği gerçekte bir sandalyeye geçmeden de yapabilir.

  • Danışana hazır olup olmadığını sorarak diğer sandalyeye farklı kutuptaki rolü almak için davet edebilirsiniz.
  • Danışanınızdan tekrar sandalyeleri değiştirmesini isteyebilirsiniz. Örneğin; danışanınız bir rolde enerjisini kaybediyorsa, ya da diğer kutuptan konuşmaya başlıyorsa.
  • Oturduğu sandalyedeki rolde iken diğer boş sandalyedeki kutba açık ifadelerde bulunmaya davet edebilirsiniz. “Söyle ona, sana ihtiyacım yok artık…”
  • Diğer kutupta otururken yapmış olduğu ifadeyi ona hatırlatabilirsiniz. “Sana ihtiyacı olmadığını söyledi…” Bu geri bildirime karşı hissettiği duygularını sorabilirsiniz.
  • Danışanınıza hangi kutbu daha yoğun hissettiğini sorabilirsiniz. Bu düşünceyi şimdiki zamanda hayalinde, fiziksel duruşunda ve duygularında araştırabilirsiniz.
  • Rol değişimleri esnasında danışan bu seslerin kimlere ait olduğunun farkına varabilir. “Bu eleştiren babamın sesi” gibi.
  • Grup terapisi sürecinde grup üyeleri danışanın deneyler yapmasına olanak sağlayabilirler. Sandalyede farklı bir rolde iken diğer grup üyelerine sırayla giderek sorular sorabilirler.

Danışan entegre olmamış bir yönü ile diyalog içine girebilir. Örneğin; üzüntülü bir konudan bahsederken gülen bir danışan, gülüşü ile boş sandalyede yüzleşebilir.

Çatışmalı, ikircikli olunan bir durum içerisinde kalan danışan iki sandalye ile çalışabilir. Bu iki değişik sesi temsil eden iki farklı sandalye üzerinde sırasıyla oturarak diyalog içine girebilir. Örneğin; cesaretli olması ve adım atmasını söyleyen tarafı ile, temkinli olması gerektiğini söyleyen yanı.

İlginizi çekebilir: Kararsız danışanlarınıza yardımcı olabilmek için tetralemma etkinliği 

Boş sandalye tekniği – Dikkat edilmesi gerekenler

Boş sandalye gestalt terapi teknikleri  arasında ilk akla gelendir. Maalesef gestalt terapi değerlerini benimsememiş birçok uzman tarafından yanlış uygulanmaktadır. Üstelik de danışanlar tarafından amaçlarını anlamak güçtür.

Sonuç olarak kötü uygulamalar danışanlarda “psikoloğa gittim. Bana saçma sapan böbreğinle konuş, öfkenle konuş” dediye indirgenebiliyor.

  • Danışan gönüllü olmalı.
  • Boş sandalye tekniğini sizi kullanmaya iten danışanın ikircikli olduğu, iki farklı kutbu danışanınıza açık bir şekilde ifade etmelisiniz. Müphem roller olmamalı iki sandalyede. Danışan bu rollerin neler olduğunu kavramış olmalı.
  • Diyalog suçlama üzerinden mi gidiyor? Çaresizlik hissi üzerinden mi? Danışan görüşlerinde ve tutumlarında ısrarcı ve katı halde mi? Değişikliklere ihtiyaç var mı? Danışan pozisyonunda kalmaya kararlı olduğu sonucuna varabilir. Danışan değişme ihtiyacı olduğunu farkederse deney sürdürülebilir yeni bir bütünleşme oluncaya kadar.
  • Boş sandalye tekniğini uygulayacak uzmanın hümanist yaklaşımın ve gestalt terapinin değerlerini içine sindirmiş olması gerekiyor.

Boş sandalye tekniği vaka örneği

Vaka ile ilgili yorumlarımı vakanın sonunda ve kısa notlar olarak vakanın içinde bulabilirsiniz.

Grup terapisi (gestalt terapi) sürecinde orta yaşlarda bulanan kadın bir danışan sıcak sandalyede (hot chair) çalışma için gönüllü oluyor. Sıcak sandalyeye oturan danışan grup içerisinde terapistle bir süreliğine yoğun olarak çalışıyor. Bu süreçte grup üyelerinden farklı şekillerde geri bildirim ve destek alıyor.

Danışan: Büyük oğluma karşı duyduğum duygularla çalışmak istiyorum… — Sanıyorum bu duygular kendimle olan çatışmalarım.

Direktif olmayan hümanist terapilerde, danışanın hayatının uzmanıdır.

Danışan otonom bir şekilde çalışacağı konuyu belirleyebilir.

Psikoterapist: Bunu ona söyler misin? Ona bir isim ver.

Danışan: Peki. Adı Finn olsun

Psikoterapist: Finn’i şuraya [boş sandalyeye] koy ve konuş onunla.

Sıklıkla danışanlar bu vakada olduğu gibi durumu çabuk kavramazlar. Ya da bocalayabilirler. Grup terapisi sürecinde daha önce başka danışanlarla aynı uygulama yapılmışsa bu durumda daha aşina olabilirler. Danışanınızın ilk terapi tecrübesi ise, bu vakada olduğu gibi çok daha somut kişilerle başlamanızda yarar var. Kimi zaman hayatında ilk defa psikoterapi görmüş bireyin bir duygusunu, ya da cansız bir imgeyi dışsallaştırması ve onunla diyalog içine girmesi isteniyor. Bu yaklaşımı çok gerçekçi bulmuyorum.

Danışan: Finn aramızda bir çok sıkıntı var. Tek başına bağımsız bir şekilde arabayla sıklıkla dışarı çıkmandan nefret ediyorum. Ama…

Psikoterapist: Bir dakika. Aynı cümleyi kendine söyle. “Tek başına bağımsız bir şekilde arabayla sıklıkla dışarı çıkmandan nefret ediyorum.”

Danışan: Bu uyuyor. Tek başına bağımsız bir şekilde arabayla sıklıkla dışarı çıkmandan nefret ediyorum, çünkü iyi bir anne olmuyorsun böyle davranarak.

Geştalt terapi deneyseldir. Yaratıcılık ön plandadır.

Terapist danışanından farklı şeyleri sınamasını isteyebilir. Görüyoruz ki, danışanın oldukça uzun sürede yaşayabileceği bir içgörü kısa sürede gerçekleşebiliyor. Deneysel bir yaklaşımla, farklı rollere bürünmüşken bu daha güvenli bir şekilde yapılabilir.

Psikoterapist: “Çünkünü” anlamadım.

Danışan: Hayır. Bu benim mantığa büründürmeye çalışmam. Yoga yaparken de aynı şeyi yapıyorum.

Psikoterapist: Finn’le özdeşleşmiş görünüyorsunuz.

Geştalt terapi  şimdi ve buradaya odaklanır. 

Sıklıkla yaşanır terapi sürecinde. Yaptığınız bir deney süresince, ya da farklı bir konuda odaklanmışken. Danışan geçmişle ilgili konuları anlatmaya başlar. Terapist yogayı nasıl deneyimlediğini sormak yerine, tekrar Finn’e geri dönüyor.

Danışan: Evet. Biliyorum bunu. Onun özgürlüğünü kıskanıyorum. Daha küçük bir çocukken koruluğa tek başına gidebilmesini bile kıskanıyordum.

Psikoterapist: Anlat bunları Finn’e.

Geştalt terapinin amaçlarından biri de danışanların duygularının farkına varabilmesi ve onları yaşayabilmesidir.

[Burada basitleştirilmiş olan vaka kadar çabuk gerçekleşmeyebilir.  Danışanın beden diline de vurgu yaparak terapist danışanın duygularıyla ilgili farkındalığını artırmasına yardımcı olabilir.]

Danışan: Finn sen daha küçük bir çocukken her cumartesi tüm gün dışarıda olurdun. Ve bana nereye gideceğini bile söylemezdin. Ben bundan dolayı seni çok kıskanırdım… Kıskanırdım çünkü sen özgürdün. Ve ben bundan dolayı incindim. Çünkü ben bu şekilde davranamıyordum.

Psikoterapist: Yapamıyor muydun? Yapmıyor muydun?

Danışan: Yapmıyordum. Yapmak istiyordum. Ama yapmıyordum.

Psikoterapist: Tamam. Etrafımda yapmak istediğim, ama yapmadığım şeyleri hatırlatan birinin olması acayip canımı sıkar benim de.

[Geştalt terapide danışanın kendi hayatının sorumluluğunu alması önemli bir rol oynar. Danışanın kurban rolünden çıkarak yaşamında daha aktif olması için uygun ortam oluşturulmaya çalışılır.]

Danışan: Kendime yapıyorum bunu. Kendime sürekli yapabileceğim halde yapmadığım şeyleri hatırlatıyorum. Daha sonrada hiçbir şey yapmıyorum. Bekleme modundayım. Öylece duruyorum.

Psikoterapist: Kindarlığınızla kontak kurmanızı istiyorum. Kindarlığınızı buraya koyun [sandalyeye] ve sabotajcınızla konuşun.

[Terapist sorumluluk alan danışanının bundan ibaret olmadığını, farklı tarafları olduğunu da hatırlatıyor. Sürekli yapmak istediği halde yapmasına engel olan bir yanı var. O yanı ile kontakt kurabilir. Daha sonra terapist diğer yanlarını da hatırlatabilir. Bu şekilde daha yapıcı olabilir.]

Danışan: Aptal şey. İşlerini yapacak vaktin var. İşlerini yapacak enerjin de var görmek istemediğin. Sayısız saçma sapan şeyle uğraşıyorsun. Böylelikle asıl işini ya da başka şeyleri yapmamak için bahane çıkarıyorsun [bir müddet durur]. Vaktini, hayatını zorlaştırmak ve kendini üzmek için harcıyorsun.

Psikoterapist: Burada ne oluyor? [Danışanın eline işaret eder]

Danışan: Evet. Yumruk halinde… yapmıycam.

Psikoterapist: Eli sıkı biri misiniz?

Danışan: Evet, sanıyorum öyle.

Geştalt terapi bütüncüldür.

[Danışanın bedeninin, duygularının ve dile getirdiklerinin uyumlu olması aranır.]

Psikoterapist: Peki. Diğer yönünüzle kontak içine girmek ister misiniz? Cömert yanınızla.

Danışan: Cömert olan yanımı çok tanımıyorum.

Psikoterapist: Eli sıkı yanınız olun ve diğer yanınızla konuşun. “Cömert yanım, seninle hiç kontağım yok. Seni hiç tanımıyorum sanki…”

Danışan: Cömert yanım, seni çok tanımıyorum. Sanıyorum arada sırada başkalarına hediyeler veriyorsun ama kendine pek değil. Kendine verebileceğin bir çok şeyi tutuyorsun.

Psikoterapist: Biraz önce ne oldu?

Danışan: Prova yaptım. Cömert yanımla konuşmuyordum. Daha çok sizinle konuşuyordum. Kendimden sakınıyordum.

Psikoterapist: Kendisinden sakınan biri olarak sizi hayal etmekte güçlük çekiyorum. Buraya ilk geldiğinizde oldukça canlı ve enerjik görünüyordunuz bana.

[Terapist danışanın kendisini yerden yere vurmasına izin vermiyor. Dengeli bir şekilde kabul etmediği yanlarını entegre etmesi için zemin hazırlıyor.]

Danışan: Bilmiyorum gerçekten. Bazen hediyeler veriyorum ama hediyelerim makbul oluyor mu bilmiyorum. Bazen de hediye vermek istiyorum ama yapamıyorum. Bazen de çok fazla verdiğimi düşünüyorum.

Psikoterapist: Evet. Ben de böyle hissetmeye başlıyorum. Bazen acıtır. İncinmiş gibi görünüyorsun… Geçmişte dezavantajlı bir konumda kalmışsınız ve bu süreçte incinmişsiniz gibi.

Danışan: Bir miktar inciniyorum da.

Psikoterapist: Bana şu anda inciniyormuşsunuz gibi geliyor. Özellikle de göz bölgenizde.

[Terapist seans boyunca hep şimdi ve buradaya dönüyor, beden diline vurgu yapıyor. Empatik [eşduyum] bir şekilde kendi geri bildirimlerini veriyor.]

Danışan: Bunu biliyorum ve bunu yapmak istemiyorum… Bunu göstermek istemiyorum.

Psikoterapist: Peki. Bunu engellemek ister misiniz?

Danışan: [Gözlerini kapatarak] Bunu yaptığımda size göremem.

Psikoterapist: Bu doğru.

Danışan: Böyle yaparak kimseyi göremem.

Psikoterapist: Çok doğru. Acılarımı engellersem, benim için kimse yok gibi olur. Bu benim tercihim.

Danışan: Ben de bunu seçtim.

[Terapist danışanından yeni bir şey denemesini istiyor, terapinin güvenli ortamında.]

Psikoterapist: Size bu şekilde bakmak oldukça keyifli. Bana şu anda oldukça cömert görünüyorsunuz.

Danışan: Siz bana çok cömert geliyorsunuz. Görüyorum bana yanıt veriyorsunuz ve ben de size dönüyorum gibi hissediyorum.

Psikoterapist: Merak ediyorum bir süreliğine Finn’e dönebilir misiniz? Onunla karşılaşın ve neler olacak keşfedin.

Danışan: Finn sana karşı sıcak davranmak istiyorum. Ve sana karşı cömert olmak istiyorum. Korkarım seni üzebilirim böyle davranırken. 1.80 boya ulaştın. Bazen sana yaklaşarak sarılıp öpmek, boynuna sarılmak istiyorum. Artık yapamıyorum bunu.

Psikoterapist: Yapamıyor musun?

[Terapist yeniden kendi yaşamından sorumlu olduğunu hatırlatıyor danışana.]

Danışan: Yapmıyorum. Yapmıyorum… Çünkü itici buluyorum.

Psikoterapist: İncinmişsin. Beni uzaklaştırıp uzaklaştırmamak sana kalmış bir şey ama bu benim incinmeme engel olmuyor.

Psikoterapist: Nietzsche’nin bir zamanlar güneşe söylediğini düşündüğüm şey hoşuma gidiyor. “Bana parıldıyor olman seni ilgilendirmiyor.”

[Birçok geştalt rüya çalışması ya da boş sandelye gibi tekniklerde kesin bir sonuç alınarak seans sonlandırılmaz. Danışan farklı içgörüler kazanmıştır. Değişik duygu, bakış ve yönlerini entegre etmiştir. İleriye dönük nasıl olabileceğiyle ilgili fikirler ile seans sonlanabilir.]

Danışan: 25 yaşına gelip orduya ya da başka bir yere gittiğinde… seni öpüp uğurlayabilmeyi umut ediyorum. [Bir müddet durur] Nietzsche’nin güneşe söylediklerini hatırlamaya devam edeceğim.

Psikoterapist: Peki, seninle çalışmak güzeldi.

Danışan: Teşekkürler.

Boş sandalye tekniği vaka örneği incelemesi

Gestalt terapi diğer varoluşçu ve hümanist yaklaşıma bağlı metodlarda olduğu gibi (Birey merkezli terapi/ kişi merkezli terapi, duygu odaklı terapi, transpersonal psikoterapi…) bireyin özgür oluşuna vurgu yapar.

Terapistin “yapamıyorum” ile “yapmıyorum” arasındaki farka işaret ettiğini görüyoruz. İnsanlar sorumluluk sahibidir. Kendi kararlarını kendileri vererek, sorumluluk almalıdır.

Gestalt terapi fenomenolojiktir.

Yani bireyin davranışçı kuramda olduğu gibi sadece dışarıdan gözlemlenebilen davranışlarına değil, iç dünyalarındaki deneyimlemelerine de önem verir. Birinci tekil şahısta bireyin dünyayı nasıl algıladığına odaklanır.

Terapistin ve danışanın iç dünyalarını paylaştıklarını görüyoruz boş sandalye tekniği uygulaması sırasında. Terapist içtenlikle geri bildirimlerde bulunuyor. Sıklıkla “peki bunu tecrübe etmek sizin için nasıl” gibi sorular yönlendiriyor.

Şimdi ve burada

Gestalt terapi geçmiş ya da gelecekten ziyade şimdiki zamana odaklanır. Şimdi ve burada olana analizlerden daha fazla güvenebileceğimize inanır.

Gestalt terapiye göre geçmişi analiz etmek gerekli değildir. Zira geçmişte yaşananların etkisini günümüzde de görebiliriz. Geçmişin izleri beden diline, mimiklere, duruşumuza, duygularımıza, tutumumuza… yansır.

Terapistin danışanın sıkılı yumruğuna işaret ettiğini görüyoruz. Ama bu eli analiz etmekten ziyade, danışana anlamını soruyor. Hayatının uzmanı konumunda olan kişi danışan.

Gestalt terapi tekniklerini kullanırken terapistler de aktif rol alırlar. Seans sırasında terapistin yalnızca sorular yöneltmediğini, gözlemleyerek, geri bildirimlerde bulunarak seans içinde var olduğunu görüyoruz.

Danışan terapi süreciyle ilgili şu geri bildirimde bulunuyor. “Siz bana çok cömert geliyorsunuz. Görüyorum bana yanıt veriyorsunuz ve ben de size dönüyorum gibi hissediyorum.” Danışan ve terapistin birlikte ilerlediklerini anlıyoruz buradan.  

Gestalt terapi bütüncüldür. 

Danışanın cömert olan yanı ile, kendisine karşı eli sıkı olan iki yönü boş sandalye tekniği ile diyalog içine giriyor. Amaç danışanın tüm yönlerinin farkına varması ve kabullenerek entegre edebilmesi.

Gestalt terapi bireyin potansiyeline inanır.

Hümanist yaklaşım danışanın büyüme ve gelişme potansiyeline inanır. Terapist danışanı cesaretlendirerek boş sandalye tekniği ile kazandığı içgörüler ile birlikte adım atmaya davet ediyor.

Gestalt terapiye göre terapi süreci sonrasında da danışan bu büyüme potansiyelini sürdürür. Fritz Perls öğrenmek “bir şeyin mümkün olabileceğini görmektir” demiştir. Seans sırasında bununla içgörü kazandığına inandığında danışana teşekkür ederek gruptaki başka bir üyeye yönelebiliyor. Burada danışanın bazı kazanımları olduğuna inandığını ve danışanını kendi yönünü çizebilmesi için özgür oluşuna saygı duyduğunu görüyoruz.

Boş sandalye tekniğiFaydalandığım kaynaklar

Boş sandalye tekniği vaka örneğini şu kaynaktan temin ettim: Awareness, Dialogue & ProcessEssays on Gestalt Therapy

Hümanist psikoloji

Hümanist yaklaşım

Gestalt terapi nedir

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.