Vaka analizi psikoloji ve psikolojik danışmanlık öğrencilerinin farklı terapi yöntemlerini yakından tanımalarına yardımcı olabilir.

Kendim sistemik aile terapisti olduğum için bu vaka bana ait değil. Dr. Brian Thorne‘nun bir vakasını derledim. Thorne kişi merkezli terapi alanında Carl Rogers‘dan sonra gelen en önemli isimlerden biri. Kendisinin yorumlarına bağlı kalarak aktarıyorum. Kendi yorumlarımı italik olarak ekledim.

Vaka analizi – Ders çalışma güçlükleri ile başvuran danışan

Üniversite birinci sınıf öğrencisi olan erkek danışan, öğrenci danışmanlık merkezine başvurur. Dış görünüş olarak minyon ve zayıf bir görüntüye sahip. Sanki vücudunu taşımakta güçlük çekiyormuş gibi başı bir yana doğru eğik. Sabit ve çok içten görünmeyen bir gülüşe sahip.

Vaka analizi – İlk seans

İlk psikoterapi seansında danışan sözcükleri bir araya getirmekte büyük güçlük yaşıyor. Fakat yine de iki hafta önce başlayan yakınmalarını terapiste anlatıyor. “Hayatının durma noktasına” geldiğini dile getiriyor. Ne çalışabilmekte ne de birkaç satır bir şey okuyabilmektedir. Korku hislerine sahiptir.

Kötümserlik ve çaresizlik duyguları içerisinde olan danışan vücudunu adeta felç geçirmiş gibi hissetmektedir. Daha önce böylesi bir his yaşamadığını ve delirme korkusu yaşadığını belirtiyor.

Psikoterapist danışanını dikkatli bir şekilde dinleyerek içinde bulunduğu korku ile karakterize olmuş hali hakkında geri bildirimlerde bulunuyor.

Psikoterapist danışanının derin duygusal çalkantılarını kabullenici olur. Bilgi toplamaya çalışmaktan ziyade onunla birlikte yol alır. Terapistin bu tutumları danışanın bir nebze olsun kendisini güvende hissetmesine sebep olur.

Kendi şahsi kanaatim de danışana ne kadar meraklı sorular sorarsanız danışanın o kadar içine kapandığıdır. Danışan ondan alacağınız bilgilere çok önem verdiğinizi hissettiğinde daha da yapışır bu bilgilere.

Örneğin; “ne zaman bulgular başladı,” “ne kadar sıklıkla deneyimliyorsunuz bu bulguları” gibi sorular danışanı ilk seansta bunaltabilir. Bu tutum daha fazla içine kapanmasına sebep olabiliyor. 

Kişi merkezli terapide uzmanlar danışanın dünyasını anlamak için gerekmediği müddetçe bilgi toplama derdine düşmezler. Bu vakada öğrencinin akademik başarısının nasıl olduğu gibi sorular aydınlatıcı olabilse de danışan bu sorularla boğulmamıştır. Bunun yerine terapist daha çok danışanın ızdıraplarını, kafa karışıklığını takip etmeye ve bunun iletişimini kurmaya gayret göstermiştir. Böyle davranması kısa sürede danışanda koşulsuz kabül ve empati [eşduyum] duygularını hissetmesine yol açmıştır.

Bu süreçte psikoterapist danışanına karşı merhamet duyguları ve büyük bir sıcaklık duygusu hisseder. Terapist danışanının kendisine duyduğu sıcaklığı deneyimlediğini de hisseder. Seansın ilk üçte ikisi tamamlandığında, terapist danışanda biraz rahatlama fark eder. Danışan farklı bir ruh hali içerisinde daha net ifadelerle konuşmasını sürdürür.

Ders çalışma güçlüğü yaşamaya başladığından beri kendisiyle ilgili beklenmedik farkındalıklar yaşamıştır. Nihayet kendisine eşcinsel olduğunu itiraf etmiş ve bunun geleceği için ne anlama geldiğiyle ilgili mücadeleler vermeye başlamıştır.

Ebeveynleri ve iki kız kardeşiyle birlikte tüm tatillerini geçirdiğinden bahseder danışan. Babası işçidir. Ev hanımı olan annesinin cinsel oryantasyonu ile ilgili aşırı suçlayıcı olabileceğini ifade eder. Babasının muhtemelen kabullenici olabileceğini ummaktadır. Fakat onunla da politik görüşleri nedeniyle gerginlikler yaşamaktadır.

Birinci seans içerik açısından son derece zengin geçer. Daha da önemlisi terapi atmosferinde danışan kendisini felce uğratan yeni duygu ve bakış açılarını ifade edebilir.

Danışan seansın başında benlik algısı ile ilgili kargaşa içinde görünüyor. Seans boyunca yaşadığı farklı duyguları ve tecrübeleri organize edebilme şansına kavuşmuş. Önceleri kendisini korkutan bu duyguları terapistin kabullenici tutumu ve anlayışı ile sanki daha baş edilebilir bir şekilde düzenleyebilmiş.

İlginizi çekebilir: İlk psikoterapi seansında danışanlarınıza sorabileceğiniz sorular

Vaka analizi – İkinci seans

Terapist ve danışan ilk altı hafta boyunca haftada iki defa buluşma konusunda anlaşırlar. Birinci seanstan üç gün sonra danışan ikinci oturum için gelir. Halâ ders çalışamamaktadır. Fakat diğer açılardan yaşadığı felç hissi azalmıştır.

Kişi merkezli terapisi danışanların duygularının farkına varmaları, kendileriyle ilgili farkındalıklarının artması, büyüme… gibi hedefler taşır. Bulguları azaltmak değildir ana hedefi. Fakat danışanlar bu süreçte genellikle bulgularının azaldığını da rapor ederler.

Danışan bir tanıdığını bu üç gün içerisinde telefonla aradığını zira kendisiyle ilgili endişesi olduğuna dair mesaj attığını söyler. Ayrıca danışan ebeveynlerinin evini terk etmesi gerektiğine ve bu haraket için adım atması gerektiğine kani olmuştur.

İkinci seans boyunca danışan öğrenci olarak ders çalışamamasının getirdiği kaygıyı yaşamaya devam eder. Bu kaygının giderek yaşamının diğer alanlarına da dağıldığını fark etmeye başlar.

İkinci seans birincisine nazaran duygusal olarak daha az yoğun geçme eğilimindedir. Birinci seansta kendileriyle ilgili birçok mahrem konuyu açan danışanlar, seanstan sonra bir rahatlama hissedebilirler. Bu duyguyu endişeler takip edebilir. “Neden bu kadar çok şey paylaştım. iyi mi oldu? Acaba güvenmemeli miydim?” Danışan birinci seansta terapistiyle yaşadığı kabulleniciliği ve anlayışı test etmeye çalışabilir.

Vaka analizi – Üçüncü seans

Üçüncü seans sürpriz bir gelişmeye sahne olur. Danışan terapi seansının hemen başında kedisiyle ilgili çok yoğun duygularından bahseder. Kedisi hastadır ve danışan veterinere gitme gibi bir stres yaşar. Danışan terapistinin yanında adeta önceki ikinci seansta ulaşamadığı üzüntü ve merhamet gibi duygularını yakından yaşar. Daha önce duygularından bahseden danışan bu hafta terapistinin de hissedebileceği şekilde yaşar bu duyguları seans süresince.

Danışanlar ilk başlarda yaşanmışlıklarını ve geriye dönük duygularını anlatma eğilimindedirler. ‘Bu olaya çok kaygılanmışım” gibi farkındalıklar içgörü olabilir. Ama uyum değildir. Uyum kişinin o anda duygularını yaşarken farkında olabilmesidir.

Danışanın ilerleyerek o an içerisinde duygularını yaşayabilir hale gelmesi kişi merkezli terapi sürecinde yaşanan tipik bir ilerlemedir. Böylesi bir ilerleme genellikle daha uzun bir süre alırken ani bir üzüntü yaşayan danışanın hayatında çok daha hızlı gerçekleşebilmiştir. 

Terapistini oldukça şaşırtıcı bir şekilde seansın son dakikalarında danışan terapistine bir açıklamada bulunur. Üniversiteden bu dönemlik okula ara vererek dinlenmek için izin istemeye karar vermiştir.

Duyguların yaşanabilmesi ve dile gelmesi genellikle yeni düşüncelerin ortaya çıkabilmesine izin verir. 

Vaka analizi – Dördüncü seans

Danışan dördüncü seansa daha kendine güvenen bir havada girer. Vücudu daha esnek bir görüntü vermektedir. Üniversiteye ara vermek için resmi dökümanlarını ayarladığını ve bu konuda terapistinin de desteğini beklediğini söyler.

Terapist ancak dördüncü seansta danışanının oldukça başarılı bir öğrenci olduğu bilgisine ulaşır. Şu anda akademik olarak odaklanmayı reddeden beyni kapasitesini önceki yıllarda kanıtlamıştır.

Büyüme

Seansın sonuna doğru danışanın gülümsemesi kaybolur. Ciddi bir eda ile “kendime büyümek için zaman vereceğim” der. Danışan için eğitime ara vermek ve bu sürede büyüme gayreti içerisine girmenin anlamı büyüktür. O zamana kadar hayatı sürekli olarak eğitim koşuşturmacası içinde geçmiştir. Bir yandan ailesinin bir yandan okulun etkisi altında kendisini bir kurban olarak felç olmuş halde tasvir eder danışan. Ailesinin yargılarından nasıl da korktuğunu anlatır.

Terapistin gözünde oldukça görsel bir şekilde canlanmıştır danışanın aile ilişkileri. Şimdi ise gözündeki tablo değişmeye başlamıştır. Çok güçlü gördüğü üniversite sistemini bile kendisi için biraz olsun uyarlayabilecektir.

Danışan tükenmişlikten ve vücudunda hissettiği yüksek gerilimden bahseder. Yaklaşmakta olan doktor muayenesiyle ilgili endişelerini paylaşır. Bir anlamda da iğrenmektedir bu muayeneden. Doktorunu ona bir aylık hastalık izni vermeye ikna etmeye çalışacaktır. Biraz olsun sosyal güvenlikten alacağı paranın elini rahatlatmasını umuyor. Ama kendisini bu otorite figürlerinin elinde kapana kısılmış gibi hissetmektedir. Terapistiyle birlikte doktora kendisini nasıl sunabileceği konusunda konuşurlar. Konu ilerledikçe danışanın kendisine yaşayacak yeni bir yer bakma konusundaki cesareti artar.

Seans iki nedenle önemlidir. Birincisi danışanın vücudundaki gerilimler daha bütün olma isteğiyle ilgili bir işaret olarak algılanabilir. İkincisi ise doktor görüşmesi ile ilgili yaşadığı kaygılar genel olarak otorite figürleriyle ilgili yaşadığı güçlükleri konuşma konusunda kapı aralar. Görülüyor ki terapistinin eşitlikçi davranması normalde “tedavi edici” konumda çalışan terapisti, danışanın otorite figürü gibi görmesini engellemiştir. Danışan böylelikle rahatlıkla problemini tartışabilmiştir.

Kişi merkezli terapistler için otoriteyle olan ilişki ayrıca önem arz ediyor diyebiliriz. Çünkü koşullu kabüllenmelerin bireyin benlik algısını zedelediğine inanılıyor. Böylesi bir ilişki üzerinde çalışmanın danışanın genel olarak koşullu kabullenişleriyle ilgili algısını yeniden organize edebileceği umut ediliyor.

Vaka analizi – Beşinci seans

Danışan bir sonraki seansa doktoruna karşı müthiş bir öfke içinde gelir. Doktorun üniversite öğrencileri ve sosyal sınıfı hakkındaki önyargılı tavırlarını ve yaşamış olduğu berbat görüşmeyi anlatır. Terapist ilk defa danışanın öfkesini gözlemlemiş olur. Aynı zamanda ilk defa danışanın politik görüşlerini ve ezilmiş insanlar için hissettiği tutkuyu görür.

Danışan ikinci defa seans içinde ağlar. İlk defa terapi ilişkileri üzerine yorumda bulunur. “Aklımdan geçenleri burada söyleyebilmek çok güzel. Burada güvende hissediyorum kendimi.”

Seansın sonuna doğru doktorunun çok kötü tutumuna rağmen bir aylık hastalık iznini alabildiğini ifade eder. Doktorunun kendisine yatıştırıcılar verdiğini ve terapistiyle rahatlama egzersizleri çalışmak istediğini söyler.

Terapi sonlandıktan sonra terapistin duyguları

Dr. Brian Thorne bu vakası hakkında şu yorumlarda bulunmuş.

Geri dönüp baktığımda danışanım ve ben çok da rastlanılmayacak yol arkadaşlarıydı. Eşcinsel, işçi sınıfı Marksist, agnostik bir tarih öğrencisi. Evli, orta sınıf, orta yaşlarda, heteroseksüel, liberal, hristiyan, kişi merkezli bir terapist. Yarenliği kolay kolay istemeyecek bir ikili gibi duruyor. Oysa ki ben tam olarak bu farklılıklarımızın terapi sürecinde önemli bir malzeme olduğu kanısındayım. Danışanımdan çok farklı biri olarak onu kabullenmiş ve anlamaya çalışmış olmam ileriki aylarda sınırlarını ve kapasitesini zorlamasına yol açtı.

İlginç olan bir nokta terapinin ilk seanslarında terapi ilişkisi üzerine direkt olarak konuşabilmiş olmasıdır. Bu kişi merkezli terapide sıkça rastladığımız bir durum.

Danışanın terapi dışındaki ilişkileri büyük ölçüde daha iyi hale geldi. Danışanım terapiye 39 seans daha devam etti. Danışanın kendi isteği üzerine bunun ilk altı haftasında her dört günde bir seans uyguladık.

Danışanın giderek kendisini felç olmuşçasına yaşadığı hisler kayboldu. Cinsel çatışmaları ve olgunlaşma konusundaki umutlarında değişmeler yaşandı. Başkalarının kendisini yargılayacağı ile ilgili endişeleri diğerlerinin yanında derin hisler yaşayabilme riskini alabilmeye dönüştü. Başkalarının yargılarında sıkışıp kalmak zorunda olmadığını, aslında yaşamının yörüngesini alabileceğini keşfetti.

Terapi süreci bana ihtiyacı kalmayıncaya kadar devam etti. Bu süre içerisinde birinci sınıfı tamamladı. Kendi evine çıkarak bir cinsel partner edindi. İstediği zaman gülümseyebiliyordu. Başı omuzlarına doğru eğik bir şekilde gezmemeye başladı.

İlginizi çekebilecek olan diğer vaka örnekleri

  1. Carl Rogers ile Gloria: Seans transkripsiyonu ve çevirisi
  2. Vaka incelemesi: İkircikli duygular
  3. Süpervizyon vaka incelemesi: Belki de artık terapist olarak çalışmamalıyım.
  4. Psikoterapide fotoğrafların kullanımı: Psikoterapi vaka örnekleri
  5. Vaka: Psikoterapi hedeflerini belirleme
  6. Yas sürecinde olan bir danışanla gestalt rüya çalışması

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.