Transpersonal psikoloji - benötesi psikoloji

Transpersonal psikoloji / Benötesi Psikoloji

Bu yazı transpersonal psikoloji alanında yaptığım kısıtlı okumaların özeti niteliğindedir. Yararlandığım isimlerin başında Ken Wilber ve Stanislav Grof gibi transpersonal psikoloji alanın öncüleri yeri alıyor.


 Transpersonal psikoloji nedir?

‘Trans’ (beyond) ötesinde + ‘personal’ kişisel.

Transpersonal psikoloji “normal” kabul edilen şekilde işleyen kişiliğin ötesindeki deneyimleri de içinde kapsayan bütüncül bir psikolojidir.

Türkçe’ye sıklıkla yapılan “benötesi psikoloji” çevirisinin de yerinde olduğunu düşünüyorum.

Maslow üçüncü kuşak hümanist psikolojiye açılım getirerek “transhumanistic” kavramını kullanmıştır. 1967’de alanın öncüleri bir araya gelerek oluşumunu hazırladıkları alanı tartışmışlardır. Toplantıda Stanislav Grof’un teklifi kabul edilerek transpersonal psikoloji terimi üzerinde anlaşılmıştır.


Transpersonal psikoloji manevi danışmanlık mıdır?

Son yıllarda maneviyatın psikoterapideki yeri üzerine çok konuşuluyor.

Karışıklıkların temelinde yapılan çevirilerde birçok farklı terimin manevi rehberlik olarak çevrilmesinin büyük etkisi olduğunu düşünüyorum. Bunlardan bazıları; “pastoral therapy” “transpersonal therapy” ve “spiritually oriented psychotherapy.”

Transpersonal psikoloji psikolojinin alt dallarından biridir. İnsanın aşkınlığı ve manevi yönlerini araştırır ve psikoterapide bu konuların konuşulmasına ve kaynak olarak kullanılmasına açıktır.

Manevi rehberlik (pastoral care) orjinal olarak hristiyanlıkta başlamıştır. Din görevlilerinin cemaatlerine, zor zamanlarında manevi destek sunmalarıdır.

Transpersonal psikoloji bütüncüldür

Transpersonal psikolojinin insan tabiatına bakış açısı psikiyatride yaygın olarak kabul edilen biyo-psiko-sosyal modelden daha kapsayıcıdır. İnsanı biyolojik, psikolojik ve sosyal çevresinin dışında manevi (spiritüel) açıdan da değerlendirir. Bu anlamda daha bütüncüldür (holistik).

Transpersonal psikoloji diğer terapi yöntemleri tarafından yeterince ilgi gösterilmeyen insanın manevi boyutuna da vurgu yapar.

Transpersonal psikoloji psikodinamik yaklaşımbilişsel davranışçı yaklaşım ve hümanist yaklaşımdan sonra gelerek hepsini içinde bulundurduğuna inanır.

Psikodinamik yaklaşım indirgeyicidir. Psikodinamik yaklaşımın ortaya koyduğu topografik kişilik kuramı bireyin doğumdan sonraki geçmişini göz önüne alarak ortaya konmuştur. Benötesi psikoloji bunu yetersiz bulmaktadır. Zira bu model travmatik olmadığı müddetçe doğum sürecini bile içine almamaktadır.

Transpersonal psikolojiye göre çok daha fazlası göz önüne alınmalıdır. Örneğin; doğum öncesi, doğum, kozmik bütünleşme, hiç karşılaşmamış bile olsak farklı kültürlerden kollektif bilinç ile gelenler… Stanislav Grof özellikle doğum sürecine vurgu yapar.

Transpersonal psikolojinin araştırdığı konular nelerdir?

  • Transpersonel süreç
  • Değerler
  • Bütünleştirici bilinç
  • Üst düzey-ihtiyaçlar
  • Doruk deneyimler, aşkın deneyimler
  • Vecd
  • Mistik tecrübe
  • Varoluş
  • Öz
  • Mutluluk, iyi oluş hali
  • Huşû
  • Hayret
  • Beni aşkınlaştırma
  • Ruh
  • Günlük hayatın kutsanması
  • Birlik
  • Kozmik farkındalık, kozmik oyun
  • Bireysel ve türler-arası sinerji
  • Meditasyon teori ve pratikleri
  • Ruhsal yönelimler
  • Merhamet
  • Transpersonel birliktelik
  • Transpersonel idrâk ve etkinleşme ile ilgili kavram, deneyim ve uygulamalar
  • Ölüme yakın deneyimler
  • Parapsikoloji
  • Özgecilik
  • Akış (flow)

Transpersonal psikoloji bu konuları yalnızca dini perspektiften değil naturalist ve diğer açılardan da değerlendirir.

Benötesi psikolojinin araştırdığı konuların birçoğu diğer bazı psikolojinin alt dallarıyla benzerlik gösterir: Hümanist psikoloji, varoluşçu psikoloji, din psikolojisi, pozitif psikoloji.

Transpersonal psikolojinin ortaya atmış olduğu görüşler nelerdir?

İnsan özünde iyidir.

Transpersonal psikoloji hümanist psikoloji ve pozitif psikoloji de olduğu gibi insan tabiatına optimist bir bakış açısı sunar.

Psikoz ve hezeyanların bir kısmı benötesi deneyimler olabilir.

Klasik psikiyatri psikoz ve hezeyanların kaynağını beyinden kaynaklanan bozukluklar olarak görür. Başta psikofarmakolojik tedavi yöntemi ile bunları ortadan kaldırmaya çalışır.

Transpersonal psikoloji psikotik hezeyanları tamamiyle reddetmiyor. Ama her türlü deneyimin psikopatolojik (psikolojik hastalık) olarak nitelendirilmesine itiraz ediyor.

Transpersonal psikiyatri, psikoz ve hezeyanlar da dahil olmak üzere birçok deneyimin normal bilinç dünyamızın dışında gerçekleşmiş olabileceğine inanır.

Temel soru şu: Olağandışı bilinç halleri gerçekten meydana geliyorlar mı? Yoksa hayal gücünün, madde kullanımının ya da fizyolojik rahatsızlıkların ürünleri mi? 

Algı dünyamızın çok ötesinde boyutlar bulunuyor. Normal bilincin ötesinde yaşanan deneyimlere rüyalar ve hipnoz örnek olarak verilebilir. Hezeyanlar da bilincin ötesinde gerçekleşiyor olabilirler.

Değişik kültürlerin hezeyanlara bakış açısı oldukça farklı. Hezeyanlar bastırılmaya çalışılmayabiliyor. Ayinler düzenlenerek bireyin hezeyanlarını entegre etmesinin ve aşkınlık yaşamasının önü açılabiliyor.

Transpersonal psikoloji bu gibi görüşlere de açık olunması gerektiğine ve bilimsel olarak araştırılması gerektiğine inanıyor. Klasik psikolojinin ilkel diyerek tamamını reddetmesine karşı geliyor.

Düşündüğümüzden daha fazlası olabilir.
Dünya algıladığımızdan öte olabilir.

Amaç eksiden sıfır noktasına değil artıya geçebilmektir.

Diğer terapi yöntemleri büyük ölçüde insanları bulgularından kurtarabilmek için çaba verir. Hümanist psikolojide bireyin yeniden bulgulara yakalanmaması için gelişimi ve büyümesi önemlidir. Benötesi psikoloji de bireyin kendini gerçekleştirmekten öte aşkınlığı ile ilgilenir.

Transpersonal psikoloji – Farkındalık nedir?

Transpersonal psikolojide özfarkındalık (self-awareness) çok önemli bir rol oynar.

Birey kendi korkularını, endişelerini, beklentilerini, ihtiyaçlarını… tanırsa kaygılarıyla daha iyi baş edebilir, evreni ve yaratıcıyı daha iyi tanıyabilir.

Son yıllarda batı psikolojisinde önemli yer tutan farkındalık (mindfulness) da 60’lı yıllardan beri transpersonal psikolojide yer bulmuştur.

Transpersonal psikoloji – Aşkın deneyimler nedir?

Transpersonal psikolojinin bahsettiği aşkın haller şunlar olabilir;

  • Birey kendisini diğer insanlarla, doğa, hayvanlar ya da bitkilerle bütün içinde hisseder.
  • Daha merhametli, fedakar hissedebilir.
  • Geniş bir perspektif kazanabilir.
  • Daha uyumlu (otantik, içten) olabilir.
  • Evrenle bir bütün içinde hissedebilir.

Benötesi psikoloji – Olağandışı bilinç halleri nelerdir?

Benötesi psikolojinin çıkış noktalarından biri de olağandışı bilinç halleri.

William James gibi alanın öncüleri farklı bilinç hallerinin  olabileceğini iddia etmiştir. Bunların da psikolojinin araştırma konuları arasına girmesi gerektiğini öne sürmüşlerdir.

Olağandışı bilinç hallerine örnekler

  • Duyularda, duygularda çok yoğun değişmeler
  • Birçok zaman psikosomatik değişimler de görülür.
  • Spirütüel ölüm ve yeniden doğum
  • Yaratıcı(lar)la yaşanan deneyimler
  • Fiziksel hastalıklarda iyileşme
  • Çok farklı duygular yaşama
  • Bedenden çıkma hissi

Bu gibi deneyimler yalnızca meditasyon yapan budistler ya da tasavvufa ilgi duyanlar tarafından değil birçok insan tarafından deneyimlenmektedir. Günlük hayatın içinde benzeri deneyimlerinden bahsedenlere genellikle şüpheli yaklaşılır. Hatta genellikle alaya alınırlar.

OLAĞANDIŞI BİLİNÇ HALLERİ TASAVVUFTAKİ HALLER VE MAKAMLARLA İLİŞKİLEnDİRİLEBİLİR.

İnsanlar neden olağandışı bilinç halleri deneyimlemek istiyor?

Olağandışı bilinç hallerinin yaşanması farklı kültürlerde desteklenmiştir. Başlıca motivasyon sebepleri arasında şunlar sıralanabilir;

  • Farklı boyutlarda deneyimler yaşamak
  • Yaratıcıyla iletişim kurabilmek
  • Doğayla bütünleşme
  • Hayvanlarla kontak içine girme
  • Dini bir ritüelin parçası olarak
  • Hastalıkların teşhisini koymak, iyileştirmek
  • Sezgileri kuvvetlendirmek. Örneğin; kaybolan objeleri, insanları, su kaynaklarını bulabilmek için
  • Sanatsal yaratıcılık için

Olağandışı bilinç hallerini desteklemek için  farklı kültürlerde neler yapılır?

  • Müzik
  • Dans, sema
  • Oruç
  • Meditasyon, dua…
  • Nefes egzersizleri
  • Odaklanma
  • Fiziksel acı, yoğun kan kaybı
  • Sanrılara sebep olabilecek maddeler. Örneğin; farklı mantarlar, bitkiler.
  • Duyguların sınırlandığı ortamlarda kalmak. Karanlık mağara, sessiz ortamlar vb.
  • Yalnız kalmak, halvete çekilmek
  • Düşünmek, tefekkür etmek
  • Uygun olduğu düşünülen ortamlara gitmek
  • Giysiler, maskeler
  • Zamanlama da önemli görülür. Yılın, günün belirli zamanları seçilebilir.

Olağandışı bilinç hallerine bilim insanları neden şüpheyle yaklaşıyorlar?

Antropolojik çalışmalar binlerce yıllık insanlık tarihinde olağandışı bilinç hallerinin toplumlarda önemli bir rol oynadığını gösteriyor.

Yapılan araştırmalar olağandışı bilinç halleri gibi tecrübeleri düşündüğümüzden fazla bireyin deneyimlediğini gösteriyor %30-%40 (Spika, B. vd., 1985). Toplumun bu konulara ilgi duyduğu da aşikar. Bunlara rağmen bilim insanları olağandışı bilinç halleri gibi konuları araştırmaktan kaçınıyorlar.

Batı toplumlarındaki pozitivist bakış açısıyla bu gibi olağandışı bilinç hallerinin yaşanmıyor olması gerekir. Bu gibi inanışlar ilkel toplumlara ait davranışlar olarak görülme eğiliminde. Rapor edilen olağandışı bilinç hallerini psikopatoloji olarak değerlendiriliyor.

Olağandışı bilinç halleri gibi konuları çalışmanın psikolojinin bilimselliğine gölge düşürebileceği düşünülerek uzak durma eğilimi var. Psikoloji yaklaşık yüzyıl önce felsefeden ayrıldı. Bilimsel olarak kabul edilme konusunda fizik ve biyoloji ile kıyasla oldukça alt sıralarda yer alıyor. Psikolojiyi bilim olarak kabul ettirebilme konusunda oldukça hassas davranılıyor.

Transpersonal psikoloji –  Ölüme yakın deneyimler nedir?

Benötesi psikolojinin çalıştığı konular arasında belki de en fazla dikkat çekenlerden birisidir ölüme yakın deneyimler.

Ölümle yüzleşmiş, son anda ölmekten kurtulmuş birçok insan ruhları bedenlerinden ayrılmış gibi deneyimler rapor ederler. Örneğin; kazalardan kurtulanlar, intihar girişiminde bulunanlar.

Ölüme yakın deneyimlere örnekler;

  • Ruh bedenden ayrılarak yukarıdan kendini gözlemliyormuş gibi bir his
  • Işık deneyimi
  • Ruhsal, dini bir figürle karşılaşma
  • Daha önce ölmüş yakınları ile karşılaşma

Ölüme yakın deneyimler nasıl meydana geliyor?

Ölüme yakın deneyimlerin kaynağı hakkında farklı hipotezler dile getirilmiştir.

  • Biyolojik kökenlidir. Sinir sistemi ve kullanılan ilaçlarla ilgilidir.
  • Ölümden sonra bir yaşam olduğunun kanıtını oluştururlar.
  • Ölüm tehlikesiyle tetiklenmiş olan farklı bilinç düzeyleridir.
  • Doğumla ilgili unutulan anıların canlanmasıdır. (Stanislav Grof bu hipotezi ortaya atmıştır.)

Ölüme yakın deneyimlerin muhtemel pozitif etkileri

  • Ölüm korkusunun azalması
  • Göreceli bir zarar verilemezlik hissi
  • Eşsiz fakat henüz bilinemeyen bir görev için seçilmiş olma duygusu
  • Tanrı veya diğer bir dış gücün, kendi kaderlerinden sorumlu olduğu kanaati
  • Ölümden sonraki bir hayat şekline yeni ya da yoğun bir inanç
  • Hayatı dolu dolu yaşama arzusunun ortaya çıkması
  • Hayatın kıymetini anlama

Paranormal nedir?

Kimilerine göre transpersonal psikolojinin çalıştığı önemli konulardan biriyken diğerleri tarafından reddedilmektedir.

Yapılan araştırmalar paranormal deneyimler yaşadığını ifade edenlerin sayısının tahmin edilenden çok daha yüksek olduğunu gösteriyor. Birçok insan bunları yaşadığı halde paylaşmak istemez. Ya da deneyimleri konusunda korkuya kapılır. Tüm bu deneyimleri psikoz olarak görmek de sıkıntı yaşatmaktadır.

Paranormal deneyimlere örnekler:

Uzaktaki bir kişiyle irtibata geçebilme, uzakta meydana gelen hadiselere vakıf olabilme, ölmüş bireylerle irtibata geçebilme (Jung bu konuda çalışmıştır.)

Transpersonal psikoloji çalışmak için dindar mı olmak gerekiyor?

Transpersonal psikoloji çalışanlar ve uygulayanlar arasında farklı din mensupları olduğu kadar agnostik olanlar da bulunmaktadır. Fakat her ne kadar kendileri inanmasalar da bu tarz deneyimlere karşı açıktırlar.

İnsanın manevi boyutuna vurgu yapan benötesi psikolojinin yolu sıklıkla mistik ve dini deneyimlerle kesişir.

Transpersonal psikolojiye yöneltilen eleştiriler nelerdir?

Yeterince bilimsel değil.

Albert Ellis transpersonal psikolojinin rasyonel olmayan inanışlara insanları süreklediğini söylemiştir. Dogmatizme, fanatizme, mutlakçılığa ve bireyi kendisiyle narsistik bir şekilde ilgilenmeye ittiğini söylemiştir.

Transpersonal psikologlar bu eleştirilerin büyük çoğunun benötesi ile ilgilenenlerle benötesi psikologların ve bilim insanlarının karıştırılmasından kaynaklandığını söylemişlerdir.

Benötesi psikolojinin ortaya koyduğu görüşler yalnızca psikoloji alanında değil batı dünyasının genel dünyayı algılayışına da ters düşüyor.

Transpersonal psikoloji batıdaki bilim anlayışıyla çatışmaktadır.

Batı bilimi şüpheciliğe dayanmaktadır. Şüpheci bakış açısı yaratıcı, olağanüstü varlıklar gibi birçok şeyin varlığını sorgular.

Batı bilimi deneyseldir. Gözle görülebilir ve test edilebilir olana inanmayı öngörür. Son olarak da batı bilimi materyalisttir. Bu anlayışa göre canlı olmayan objeleri algıladığımız gibi ruhani varlıkları da algılamalıyız.

Transpersonal psikoloji psikopatolojiyi nasıl açıklar?

Psikopatoloji yaşamdan lezzet alamamakla ya da adalet, yaşamın anlamı gibi felsefi konularla meşgul olmakla ilgilidir. Yani temel ihtiyaçların karşılanamamasının ötesindeki daha yüksek ihtiyaçlarla ilgili yaşanan sorunlardan kaynaklanır.

Transpersonal psikoterapi nedir?

Benötesi terapi aşkınlıkla ilgilenir. Terapist danışanı için merhametli bir öğreticidir.

Transpersonal psikoterapide rüya analizi önemli bir yer tutar. Rüya sembolleri bireyin kişilik alt yapılarının entegrasyonuna götürebilir. Semboller manevi ve aşkın kişiliği uyarabilirler.

Benötesi psikoterapide farkındalık egzersizleri ve meditasyon sıklıkla kullanır.

Takıntılı düşünceleri ya da kaygıları olan danışanına terapist meditasyon önerebilir. Meditasyon sırasında bazen unutulmuş travmalarla ilgili farkındalık artabilir. Psikanaliz için malzemeler çıkabilir. Birey bunları terapi seanslarına taşıyabilir.

Transpersonal psikoterapi uygulayan uzmanın kendisi dindar olmasa da en azından mistik, benötesi, aşkın deneyimleri, gelişimi deneyimlemesi beklenir.

Terapist danışanına ruhsal gelişimini destekleyebilecek olan kitaplar önerebilir. Buna alan yayında transpersonal bibliotherapy denmektedir.

Transpersonal terapistler danışanlarının hikayelerini dinlerken bilgelerin sözlerinden ya da yaşam öykülerinden örnekler, metaforlar sunabilirler.


Transpersonal psikolojinin nasıl gelişimiştir?

“Transpersonel” terimi ilk olarak William James‘ın 1905-1906 yılında Harvard Üniversitesinde vermiş olduğu derslerin notlarında yer almıştır.

Hümanist psikoloji ilk tohumlarını 40’larda vermiştir. 60’lı yıllarda oldukça gelişen hümanist yaklaşıma önemli katkıları bulunan kişilerden biri de Abraham Maslow‘dur. Maslow doruk deneyimlere, insanın aşkınlığına da vurgu yaparak psikolojide dördüncü bir açılım olması gerektiğine inanmıştır.

Abraham Maslow 1967 yılında San Francisco’da İlk Uniteryen Kilisesinde vermiş olduğu konferansta psikolojide dördüncü akım dediği transpersonal psikolojiyi tanıtmıştır. Bu konuşması birçoklarına göre transpersonal psikolojinin kuruluş tarihidir. Maslow’un bu konuşmasına göre hümanist psikoloji transpersonal psikolojiye bir geçiş basamağı idi.

Benötesi psikolojinin kökenleri nelerdir?

  • Hümanist psikoloji
  • Varoluşçu psikoloji
  • Psikanaliz, psikodinamik yaklaşım
  • Doğu dinleri, meditasyon
  • İnsan Potansiyeli Haraketi (Human Potential Movement)
  • Karşıt kültür haraketleri
  • Farkındalık
  • Psikoaktif maddeler, psikedelik -sanrıya sebep olan- (LSD, psikedelik mantarlar) hakkında yapılmış araştırmalar. 60’ların yaygınlaşan uyuşturucu ortamında, bu tarz araştırmaları yürütenlerden bazıları: Stanislav Grof, Richard Alpert, Timothy Leary…
Transpersonal psikoloji doğunun mistik deneyimlerini batı psikolojisine taşımıştır.

Benötesi psikoloji Budist, Hindu ve Sufi pikolojisini kaynak olarak kullanmıştır. Özellikle meditasyondan yararlanmıştır.

Transpersonal psikolojinin öncüleri kimlerdir?

  • William James
  • Otto Rank
  • Carl Jung (Kimilerine göre transpersonal psikolojinin çalıştığı bazı konuları çalışmış olsa da farklı bir bağlamda çalışmıştır. Transpersonal psikoloji alanında görülmemelidir.)
  • Roberto Assagioli
  • Abraham Maslow
  • Anthony Sutich (Transpersonal Psikoloji Dergisinin kurucu editörü)
  • V. Frankel
  • Stanislav Grof
  • Robert Frager
  • Ken Wilber
  • Michael Washburn
  • Stanley Krippner
  • Richard Maurice Bucke

Richard Maurice Bucke kimdir?

Bucke (1837 – 1902) Kanadalı meşhur bir psikiyatristtir. İnsan bilinciyle ilgili bir model oluşturmuştur. Dini dogmalar dışında da insanın manevi bir boyutunun olduğunu öne sürmüştür.

Ortaya koyduğu modele göre üç farklı bilinç seviyesi bulunmaktadır. Bunlar aktif, entellektüel ve ahlaki tabiatlara dayanır.

  1. Basit bilinç (Simple-consciousness). Hayvanların da sahip olduğu bilinç düzeyi. Duyularla algılanılanların bilincinde olmak.
  2. Kendini bilme (Self-consciousness). Sağlıklı bir insanın sahip olduğu bilinç seviyesi. Düşündüklerimizin farkında olmamız.
  3. Kozmik bilinç (Cosmic-consciousness). Mistik düzey. Birey tüm kozmozu algılayabilir.

Bucke kozmik bilinç seviyesine ulaştığını düşündüğü 13 isim üzerinde durmuştur. Bu isimler Gautama, Hz İsa, Paul, Platinus, Hz. Muhammed, Dante, Las Casas, John Ypes, Francis Bacon, Jacob Behmen, William Blake, Balzac ve Walt Whitman’dır.

William James kimdir?

William James (1842 – 1910) benötesi psikolojinin babası (bazılarına göre ise Amerikan Psikolojisinin babası) olarak tanınır. Transpersonal kelimesini İngilizce konuşulan ülkelerde ilk olarak kullanan kendisidir.

  • William James psikoaktif ilaçlarla deneysel çalışmalarda bulunmuştur.
  • Parapsikoloji diye anılan alanın öncülerindendir. Bilinç dışı, bilinç ayrışması ve çoklu kişilik ile ilgilenmiştir.
  • Karşılaştırmalı din alanını araştırmıştır. Asyalı meditasyon hocalarıyla ilk irtibat kuran Amerikalılardandır.
  • Mistik deneyimlerin psikolojisi üzerine ilk yazan isimlerden biri olmuştur.
  • William James bilinç dışını araştırmanın çok farklı bilinçlere de kapı aralayabileceğini iddia etmiştir.
  • William James radikal deneyciliği (radical empiricism) benimsemiştir.
  • Darwin’in görüşlerini savunmuştur.

C. G. Jung kimdir?

Transpersonal kelimesi Jung’a atfedilmektedir. Jung “überpersönliche” benötesi kavramını kullanmıştır. Jung’un benötesi kavramı kollektif bilinçdışıdan meydana gelmektedir.

Jung yaşamı boyunca medyumluk, simyacılık gibi bir çok alanla ilgilenmiştir.

Carl Jung (1875 – 1961) maneviyatın gelişimine önem vermiştir. Manevi gelişime orta yaşlara özel olgunlaşmanın bir unsuru gözüyle bakmıştır.

Her ne kadar Jung maneviyat konularına eğilmiş olsa da transpersonal psikoterapist olarak görülmez. Transpersonal psikolojiye olan ilgisi daha çok bilimsel görülebilir.

Roberto Assagioli kimdir? Psikosentez nedir? 

Jung’un çalışma arkadaşı olan Assagioli psikanalizi İtalya’ya taşıyan isimlerden olmuştur.

Assagioli (1888 – 1974) psikanalizi eleştirerek mistisizm ve tıp arasında bir köprü kurmaya çalışmıştır. Assagioli’nin ortaya atmış olduğu psikosentez modeli bütüncüldür. Bireyin özgür iradesinin önemine vurgu yapar.

Çalışmalarını 20’li yıllarda yapan Assagioli’nin eserleri İnsan Potansiyeli Hareketi ile birlikte 60’lı yıllarda ilgi çekmiştir.

Bireyin ego gelişimi için arzulananın toplumun gelişmesi için de olumlu olacağını öne sürmüştür.

Assagioli yumurta diagramı olarak anılan (egg diagram) topografik yapıyı ortaya koymuştur. Freud’un ortaya koymuş olduğu modele kıyasla kollektif bilinçdışı ve bireyin aşkınlık deneyimleri de hesaba katılmıştır. Bu anlamda daha bütüncüldür.

Yedi farklı kendini gerçekleştirme modeli sıralamıştır. Birey farklı şekillerde kendisini adayarak topluma yararlı bir şekilde kendisini gerleştirebilir. Bu bir kahraman olarak ya da bilim insanı olarak olabilir.

  1. Kahraman
  2. Aydınlatma
  3. Çaba
  4. Yaratıcılık
  5. Bilim
  6. Kendini adama
  7. Ritüeller

Assagioli’nin görüşleri kendisinden sonra gelen Stanislav Grof gibi birçok transpersonal psikoloji alanına katkı sağlayan uzmana ilham vermiştir.

Abraham Maslow transpersonal psikolojinin temel konularını incelerken Roberto Assagioli transpersonal psikolojinin pratik uygulama alanıyla ilgilenmiştir. Halen psikosentez alanında eğitim alarak uygulamalar yapan birçok terapist bulunmaktadır.

Stanislav Grof kimdir? (1931 – )

1931 Prag Çek Cumhuriyetinde dünyaya gelmiştir. Dinden ve maneviyattan uzakta bir gençlik yaşamıştır. Tıp eğitimi boyunca da pozitivist dünya görüşüne daha da aşina hale gelmiştir.

Kendisini psikiyatriye yönelten psikanalist olma istediğidir. Uzun bir dönem kendi analizlerinden geçerek psikoterapist olmuştur.

1967 yılında Amerika’ya göç ederek John Hopkins Üniversitesi Psikiyatri Araştırmalarında görev almıştır. 1973 yılında hümanist psikoloji, insan potansiyeli haraketi ve gestalt terapi ile tanıdığımız Esalen Enstitüsünde çalışmalarına başlamıştır.

Transpersonal konularla tanışması çok da alışık olmadığımız bir şekilde meydana gelmiştir. Bilimsel bir deney kapsamında LSD deneyimlemiştir. Bu tecrübesi kendisini farklı bilinç düzeylerinin varlığı konusunda ikna etmiştir.

Psikedelik maddelerle yapılan araştırmalar

LSD ve benzeri sanrılar yaratan maddeler bir dönem psikoterapi ile birlikte kullanılmıştır. Sürece katalizör etkisi olduğu düşünülmüştür. İlacın etkisi ile psikanaliz sürecinde bireyin bilinç dışını araştırırken gösterdiği direncin etkisinin kırıldığı gözlemlenmiştir. LSD etkisiyle ortaya çıkan sembollerin hayallerin anlamı çalışılmıştır. Oluşan hayallere sadece halüsinasyon olarak değil mistik açılım gözüyle bakılmıştır.

Stanislav Grof yaptığı çalışmalarda LSD etkisi altında çocukluk travmalarının kolaylıkla yüzeye çıktığını gözlemlemiştir. Ayrıca evrensel temalar da sıklıkla görülmüştür. Örneğin; ölüm, doğum travması (Otto Rank’e dayanmaktadır), yaşlanma, fiziksel ağrılar…

Grof’un hastalarının bir kısmı “tüm evrenin ızdıraplarını hissettiklerini” söylemiştir. Süreç sonunda ise tüm insanlığa karşı sevgi, mütevazi duygular, yardımlaşma, güzelliği taktir gibi aşkın tecrübeler görülmüştür.

Zamanla bu gibi ilaçların bağımlılık etkisi yarattığı ve zararları daha iyi anlaşıldıkça, uygulamalar ve deneysel çalışmalar kalkmıştır.

Holotropik nefes tekniği nedir?

Stanislav Grof ve eşi Christina Grof holotropik nefes tekniğini geliştirmiştir. Bu teknik ile olağanüstü bilinç hallerini deneyimlemenin mümkün olduğu iddia edilmiştir. Egzersiz ile görülen semboller, vizyonlar bilinç dışına olduğu kadar aşkınlığa da kapı aralayabilir.

Bu tekniğin çalışma mekanizması ile “zikir” çekmenin etkileri açıklanmaya çalışılmıştır.

Doğum travması

Stanislav Grof psikanalizi oldukça indirgemeci bulmaktadır. Psikodinamik yaklaşım bireyin doğduktan sonraki çocukluk travmalarına vurgu yapmıştır. Grof ise doğumun çok önemli olduğunu ve ıskalandığını düşünmektedir.

Grof’un gözlemlerine göre birçok insan holotropik nefes tekniği ile doğum travmalarını hatırlamaktadır.

Robert Frager kimdir?

Robert Frager transpersonal psikoloji alanına büyük hizmetler vermiş bir sosyal psikologdur. Türkiye ile yakın irtibatta bulunan Robert Frager Kuzey Amerika’da çalışmalarına devam etmektedir.

Stanford Üniversitesi’nde 1975 yılında Benötesi Psikoloji Enstitüsü’nü (The Institute of Transpersonal Psychology) kurmuştur. Şu anda Sofia Üniversitesi adını alan kurum Kalifornia Palo Alto’dadır.  Robert Frager Transpersonal Psikoterapi Enstitüsü’nün başkanlığını yapmıştır.

Yahudi bir ailede doğan Robert Frager uzun yıllar Budizm, yoga ve meditasyon çalışmıştır. 1981 yılında İslamiyeti benimsemiştir.

Tavussuf konusunda çalışmalar yapan Frager Halveti Cerrahi koluna mensuptur. Muzaffer Ozak’ın halifelerinden biri olarak Amerika’da faliyet göstermektedir. Türkiye’de Şeyh Ragıp ismiyle de bilinmektedir. Eşi Türk kökenlidir. Frager aynı zamanda Aikido hocalığı yapmaktadır.

Sufi olmak başkalarına hizmet etmek ve onurlandırmaktır. Bu dünyada birçok kalp kırıldı ve bu kalpleri iyileştirmeye çalışarak Allah’a hizmet edebiliriz. Böylesi bir faaliyet bizim de kalplerimizi açar. – Robert Frager

Robert Frager’in Türkçe’ye hangi kitapları çevrilmiştir?

  • Manevi Rehberlik ve Ben Ötesi Psikoloji Üzerine Paylaşımlar
  • Sufi Terapistin Sohbet Günlüğü
  • Kalp, Nefs, Ruh
  • Aşktır Asıl Şarap

Ken Wilber kimdir? (1949 – )

Ken Wilber’ın transpersonal psikolojinin gelişmesinde ve tanınmasında önemli katkıları bulunmuştur. Fakat şunu ifade etmekte yarar var. 1983 yılından itibaren kendi geliştirmiş model olan integral psikoloji (integral psychology) ismini kullanmayı tercih etmiştir.

İntegral psikoloji yalnızca psikolojinin önde gelen görüşlerini bir araya getirmiyor. Yanısıra felsefe, bilim, sanat, bilinç halleri, toplumsal ve ruhsal gelişimi bir araya getiriyor.

Wilber teorilerinin merkezine koymuştur manevi gelişimi. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşini andırır.

Wilber insanı anlamak için bilimsel ve ruhsal boyutları bir araya getirmiştir.

Ken Wilber için bilincin Einstein’ı lakabı takılmıştır.


Transpersonal psikoloji – Bilimsel dergiler

Transpersonal psikoloji – Uluslararası kuruluşlar

Transpersonal psikoloji – Ulusal kuruluşlar

  • Benötesi Psikoloji ve Psikiyatri Derneği

Transpersonal psikoloji – Bu yazıda faydalanılan kaynaklar

Wulff, D. M., Mehmetdoğlu, A. U., & Uysal, S. (2006). Transpersonel (benötesi) psikoloji. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, (30), 243-254.

Grof, S. (2014). The Healing Potential of Non-Ordinary States of Consciousness. Transpersonal Project.

Scotton, B. W., Chinen, A. B., & Battista, J. R. (1996). Textbook of transpersonal psychiatry and psychology. Perseus.

Shorrock, A. (2007). The transpersonal in psychology, psychotherapy and counselling. Springer.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.