Danışanınız psycho-babble ile mi konuşuyor? Peki nasıl yardımcı olabilirsiniz her şeyi bilen danışanlara?

Danışan: Son terapistim bana yaşamış olduğum kaygıların temelinde çocukluğumdan kalmış olan ödipus kompleksi olduğunu söyledi. Bu konuda bir sürü kitap okudum ve narsistik direnç gösteren tarafımı analiz ettim. Bunu büyük ölçüde aştığımı düşünüyorum. Tabii hiçbir zaman analiz bitmez… Ama sevgilimle olan ilişkimdeki karşılıklı bağımlılıklarımızın üstesinden gelemedim…

Öncelikle şunun ayrımına varmak gerekiyor. Danışanınızın kendisini ve olayları amatör bir analist edasıyla irdelemesi kişilik özellikleri arasında mı? Bazen danışanlar gerçekten uzun yıllar yaşadıkları kronik problemler yüzünden terapiye aşina hale gelirler? Bir uzmandan diğerine, farklı şifacılara yönelerek kafaları karışmış da olabilir.

Psikolojik jargon ile konuşan danışanların özellikleri nelerdir?

Süslü ama anlamsız cümleler.

Birçok süslü cümleler kullanırlar ama genellikle birbiriyle anlam bütünlüğü içinde olmaz söyledikleri. Sanki anlaşılmamak istiyor gibidirler.

Gerçek duygularıyla değil de bilişsel olarak yaklaşırlar.

Entellektüelleştirme savunma makinizmasında olduğu gibi, kişi en temel ihtiyaç ve arzularını o kadar komplike hale getirir ki içinden çıkılmaz olur.

Problemim çok karmaşık.

Bazı danışanlar çözüm çok kompleks olmalı, çok emek vermeliyim diye düşünürler. Genel hayata bakış tarzları da bu olabilir. Hiçbir şey hayatta kolaylıkla kazanılamaz.

Kendilerini çok komplike buluyor olmaları narsist bir bakış açısı da kazanabilir.

Adım atmak yerine analiz

Hastalık kimliklerinin bir parçası haline gelmiştir. Sürekli kendi ve başkalarının davranışlarını analiz etmeye çalışırlar. Belki de henüz en temel gereksinimlerini karşılamakta bile güçlük çekiyorlardır. Böylesi danışanlarıma şu gibi sorular sorduğumda aslında günlük yaşamlarının ne kadar rayından çıkmış olduğunu görüyorum: “Uyku sorunu çekiyor musunuz?” “Evinizin düzenini az çok muhafaza edebiliyor musunuz?” 

Benzer bir olguyu istifçilerde de görüyorum. Çok laf, az iş.

Önceki terapistleriyle sıklıkla kıyaslama eğilimindedirler.

Psikoloji hakkında sınırlı kaynakları bulunmaktadır. Daha önce sizden duydukları, önceki terapistlerinden edindikleri bilgiler, ya da okudukları birkaç kitap. Hatta bazen film replikleri. Terapistin tutumları da danışanın bu hale gelmesinde etkili olmuş olabilir. Kimi zaman analiz etme ilişkinin önüne çıkar.

Duydukları terimleri, konseptleri, psikolojik hastalık isimlerini unutmaz, çok ciddiye alırlar.

Danışan: Bir tanıdığımız bana çok mükemmeliyetçi olduğumu, bu nedenle burn-out yaşayabileceğimi söylemişti. Sizce burn-out bulgularını gösteriyor muyum?

Daha çok konuşur, çok daha az dinlerler.

Kendilerini kanıtlama çabası içerisindedirler. Sık sık soru sorarlar. Öyle miyim, öyle değil mi?

Maalesef böylesi bir eğilim bazı uzmanalarda da görülür farklı meslek gruplarında. Jargonlu konuşarak kendilerini ispat etmeye çalışırlar.

Sorularınızın cevabı hazırdır.

Bir müdahalede bulunmaya çalıştığınızda zaten denemiştirler. Soracağınız soruların cevabı hazır paket duruyordur. Zaten önceden analiz etmişlerdir… Fast thinker’lardır. Fast food gibi. Her şeye hazır cevapları vardır.

Profesyonel danışanlar

Bu danışanların bir kısmı uzun süre psikoterapi hizmeti almıştır. Böylelikle profesyonel danışan ünvanı alırlar. Elbette bu uzun yıllar geçirdikleri psikolojik rahatsızlıkların sonucu olabilir. Örneğin, bipolar gibi bir rahatsızlığı uzun yıllar boyunca yaşamış bir danışan birçok farklı uzmanı denemiştir.

Bazen de terapiye ilk olarak götüren sebepler ciddi bir psikolojik rahatsızlık değildir. Ama sorunlarının altında çok derin kökler olduğuna inanmıştır danışan.

Bazıları da uzun süre kendi kendine yardım grupları, ya da “guruların” peşinden koşarlar. Giderek kendilerini inceleme çabası kusur arayışına döner. Ya da bir mükemmeliyetçilik içerisinde mutlaka değişmeliyim arzusu içindedirler.

Psikolojik jargonla konuşan danışanlarınıza nasıl yardımcı olabilirsiniz?

Bu terapiyi daha önceki psikoterapi tecrübelerinden ayırın

Diğer terapistinden farklı olduğunuzu, kendi çalışma şekliniz olduğunu ortaya koyabilirsiniz. Bu aşamada mizah kullanıyorum.

Psikoterapist: Ben basit bir insanım … bey/hanım. Günlük kelimelerden anlıyorum ancak. Bunu bana lütfen kolay bir şekilde anlatır mısınız.

Psikoterapist: Evet. O bahsettiğiniz şeyleri anlatan uzmanlar var. Ama ben onlar kadar akıllı değilim. Bana daha açık bir şekilde söyler misiniz? Mesela neler yaptınız geçen hafta konuştuğumuzdan beri. Uyuma probleminizden bahsetmiştiniz.

Döngüsel sorular

Danışanlar bazen psikolojik jargonlarla konuştuklarını düşünüyorlar. Ama ya terimleri yanlış kullanıyorlar, ya da kullandıkları terimler kişisel gelişim guruları, şifacılar gibi birçok farklı kaynaktan beslenmiş olabiliyor. Sizle bu kelimelerle konuştuklarında sanki sizin dilinizi konuşuyormuş gibi hissebiliyorlar kendilerini.

Bazen bunu döngüsel sorularla kırmayı başarıyorum. Onlar için önemli olan kimselerin diliyle konuştuklarında psikolojik jargondan kurtulabiliyorlar.

Psikoterapist: Rahmetli anneanneniz burada olsaydı. Size ne yapmanız gerektiğini söylerdi? 

Psikoterapist: Babanızla bu konuyu konuşma cesareti toplayabilseydiniz, ona neler söylerdiniz?

** Döngüsel sorular sistemik aile terapisi sürecinde sıklıkla kullanılan bir soru tekniğidir.

Öncelikli psikoterapi hedeflerini hatırlatın

Bazen danışan kendisini analiz etme ve psikoloji bilimini keşfetmeye o kadar çok dalıyor ki neden geldiğini bile unutuyor terapiye. Sadece ilk seansta değil, sonrakilerde de psikoterapinin hedeflerini hatırlatmak gerekebiliyor.

Terapist: Şu anda konuştuğumuz şeyi irdelemeye devam edersek, bu sizi terapi hedeflerinize yaklaştırır mı?

Terapinin danışanın başka gereksinimlerini karşılamadığından emin olun.

Bazen terapi danışanın hayatında farklı fonksiyonlar görür. Yalnızlıktan muzdarip olabilir. İlgi, alaka, arkadaşlık gibi ihtiyaçlarını giderir. Ona bir amaç ve anlam verebilir. Bu amaçları dışarıda kendilerinin gidermesi gerektiğinin farkına varmaları gerekiyor.

Yapılabilecek diğer müdahaleler

Aşırı bilişsel düşünen ve psikoloji terminolojisinde boğulan danışanlarınızı duygularına ve deneyimlerine yöneltebilmek için farklı terapi teknikleri ve psikoterapi etkinlikleri deneyebilirsiniz. Özellikle danışanın vücuduna dönmesi ve farklı sanat etkinlikleri ile meşgul olması psikolojik jargonların içinde boğulmaktan çıkarabilir.


Kaynaklar

Mark Tyrell’s Therapy Skills

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.