Vaka incelemesi: İkircikli duygular

0
4573
Vaka incelemesi, vaka analizi, vaka örnekleri

Orta yaşlarda kadın danışan geçtiğimiz hafta içerisinde işyerindeki bir arkadaşı ile şiddetli bir tartışma yaşamıştır. Bu çatışma kendisinde farklı duygular uyandırmıştır. Yoğun duygularla seansa gelir. Terapistine yaşamış olduğu bu olayı anlatışını görüyoruz. Anlam bütünlüğü bozulmasın diye öncelikle bu bölümü yorumsuz olarak sunucam. Daha sonra bölüm bölüm vaka analizini bulabilirsiniz.

Danışan:. . . çok garip, çok tuhaftı. Kendimi ‘dışarıdan’ seyrediyor gibiydim. Kabiliyetli bir şekilde kendimi koruyordum. Bunda gayet başarılıydım. Oldukça kendine güvenen biri gibi. Neler söylediğini duyuyordum. Kendi argümanlarını ortaya koyuyordu. Ve onun bitirmesine bile izin vermeden benim katı yargılarım ortaya çıkıyordu. Gerçekten çok iyiydim.

Terapist: Peki nasıl hissettiniz?

Danışan: Harika!… Hayır, harika değildi…korkunçtu!

Terapist: Her ikisi de çok güçlüymüş gibi duyuyorum sizi. Gerçekten, gerçekten harikaydı… ve aynı zamanda berbat bir histi.

Danışan: Öyleydi ve ayrıca… Kendimi suçlu hissettim… Ama kendimi durduramadım. Sanki bir yanım onu nasıl hakladığımı seyrediyordu ve berbat hissediyordu. Ve diğer yanım suçluluk duyuyordu. Ama bunlar yalnızca gözlemcilerdi. Beni durduramadılar. 

Terapist: Bu parçalar neler olabildiğini görebiliyorlardı. Ve bununla ilgili kendileri kötü hissediyorlardı… Fakat sizi durduramadılar.

Danışan: Durdurulamazdım. Çok güçlüydüm. Kendimde değildim. Öldürücüydüm.

Terapist: Oldukça güçlü geliyor kulağa…Bu kadar güçlü bir kelime beklemiyordum. Sizin kendinizi tehdit altında hissettiğiniz bir sahne gözümün önüne gelmişti. Ve siz korumacı hale geçmiştiniz. Oldukça güçlü bir şekilde – oldukça etkili bir korumacı… ama siz bundan daha fazlasını söylüyorsunuz… bir ‘öldürücü.’

Danışan: Onu parçalara ayırabilirdim – Kolunu bacağı ayırabilirdim… Kelebeğin kanatlarını yolar gibi. Yüzüne gülerek tabutunun çivilerini çakabilirdim. Çivi, çivi… Bana söylediği her şeyi tabutunda bir çivi olarak görüyordum. (güler ve heyecanlanır)

Terapist: Güldünüz… ve heyecanlandınız…

Danışan: Kendimi böyle konuşurken duymak korkutucu.

Terapist: Sanki şu anda hatırlıyor olmak bu hadiseyi sizin için eğlendirici gibi… ve korkutucu mu?

Danışan: Bir yanım zevk alıyor… fakat diğer bir yanım korkuyor.

Terapist: Suçluluk duyan yanınız. Bu yanınız korkan ve iğrenen yanınızdan farklı bir yanınız mı?

Danışan: Evet. Gerçekten çok farklı. Suçluluk duyan yanım yalnızca suçluluk duyuyor. Ne zaman sıra dışı bir şey hissetsem orada bitiyor. Hiç durmadan aynı şeyi söylüyor. Bütün hayatım boyunca oradaydı. Ama bu korkan tarafım bana daha gerçek geliyor.

Terapist: Korkan yanınızın ise farklı özellikleri var?

Danışan: Evet. Daha içimden geliyormuş gibi o. Diğeri, suçluluk ise başkasının sesi. 

Terapist: Burada size birçok yanıt verebilirmişim gibi hissediyorum. En azından bahsettiğiniz üç farklı yanınız için farklı şeyler söylemek istiyorum. Ne söylememi istersiniz?

Danışan: (bekler) Korkan yanıma daha yakın olmanızı istiyorum. Yakınlığa ihtiyacı var. Aynı zamanda güçlü yanımı acımasız olmasına rağmen görmemezlikten gelmemenizi isterim. Oda bir şekilde önemli fakat bilemiyorum nasıl…

Terapist: Ona yakın olmanızda sizin için önemli – ona benim sıcaklığımdan da veriyor olmak önemli.

Danışan: (ajite olmuş bir şekilde, gözlerinde yaşlar varken) Evet… evet… Ama dikkatli olun ona karşı. Sizi yok etmeye çalışacak. Farklı bir şey yapmaya kalkın ve görün neler olacak. Sizin kanatlarınızı yolmaya çalışacak. 

Terapist: Onunla bir şansım olacak mı?

Danışan: Öyle umuyor.


Vaka incelemesi – İkircikli duygular

Danışan:. . . çok garip, çok tuhaftı. Kendimi ‘dışarıdan’ seyrediyor gibiydim. Kabiliyetli bir şekilde kendimi koruyordum. Bunda gayet başarılıydım. Oldukça kendine güvenen biri gibi. Neler söylediğini duyuyordum. Kendi argümanlarını ortaya koyuyordu. Ve onun bitirmesine bile izin vermeden benim katı yargılarım ortaya çıkıyordu. Gerçekten çok iyiydim.

Oldukça yoğun duygularla gelebiliyor danışanlarımız kimi zamanlar terapi süreci boyunca. Böylesi durumlarda bazen bir önceki seansta yarım kalmış olan meseleyi tekrar açma şansınız da olmayabiliyor. Bu gibi durumlar oldukça sık yaşandığı için terapiye hazırlıklı gitmek, bir sonraki seansta yapacaklarını planlamak genellikle işe yaramıyor kanaatimce. Hazırlıklı olmanın şöyle bir faydası olabiliyor. Terapistin kendisine olan güvenini artırabiliyor. Bu da dolaylı yoldan olumlu olarak etkileyebilir.

Kimi danışanlar ise her seansa bir kriz anı içinde gelirler. Bunlar farklı şekillerde değerlendirilmeli diye düşünüyorum. Her seansta önünüze farklı üç beş mesele sıralayıp hiçbirini aslında çalışmak istemezler.

Terapist: Peki nasıl hissettiniz?

Danışan: Harika!… Hayır, harika değildi…korkunçtu!

Terapist: Her ikisi de çok güçlüymüş gibi duyuyorum sizi. Gerçekten, gerçekten harikaydı… ve aynı zamanda berbat bir histi.

Terapist danışanını anlamak için aktif bir çaba içine giriyor. Danışanın kavga anını anlatışına hemen kişilik çözülmesi gibi tanılar koymaya çabalamak yerine danışanın duygu dünyasına eşlik ediyor. Neler yaşandığı kadar danışanın bu yaşanmışlıkları nasıl iç dünyasında deneyimlediğine önem vererek nasıl hissettiğini sorarak başlıyor.

Burada birey merkezli terapide sıklıkla uygulanan ve maalesef danışanın sözlerini tekrar etmek olarak klişe bir şekilde eleştirilen yansıtma tekniğini görüyoruz. Terapist danışanın sözlerinin gerisindeki duyguları dinleyerek bunları danışana yansıtıyor, geri bildirim veriyor.

Danışan negatif duygularını da terapistiyle paylaşabilecek kadar güven içinde gibi görülüyor.

Terapistin danışanıyla birlikte adım adım ilerlediğini görüyoruz. Her söylediğine empatik bir şekilde dönüyor tüm yanıtlarında.

Danışan: Öyleydi ve ayrıca… Kendimi suçlu hissettim… Ama kendimi durduramadım. Sanki bir yanım onu nasıl hakladığımı seyrediyordu ve berbat hissediyordu. Ve diğer yanım suçluluk duyuyordu. Ama bunlar yalnızca gözlemcilerdi. Beni durduramadılar. 

Terapist: Bu parçalar neler olabildiğini görebiliyorlardı. Ve bununla ilgili kendileri kötü hissediyorlardı… Fakat sizi durduramadılar.

Danışanlarımız terapide sıklıkla ikircikli oldukları durumları dile getirirler. Duyguları karışık, müphemdir. Terapistin bu duyguları aktif ve empatik bir şekilde dinlemesi ve bunları danışana yansıtması danışanın duygularına açıklık getirebilir.

Danışan: Durdurulamazdım. Çok güçlüydüm. Kendimde değildim. Öldürücüydüm.

Terapist: Oldukça güçlü geliyor kulağa…Bu kadar güçlü bir kelime beklemiyordum. Sizin kendinizi tehdit altında hissettiğiniz bir sahne gözümün önüne gelmişti. Ve siz korumacı hale geçmiştiniz. Oldukça güçlü bir şekilde – oldukça etkili bir korumacı… ama siz bundan daha fazlasını söylüyorsunuz… bir ‘öldürücü.’

Terapist danışanına karşı oldukça içten bir şekilde şaşırdığını dile getiriyor. Böylesi geri bildirimler danışanlarımız için çok değerli olabiliyor. Aynı zamanda danışanın kendisini “öldürücü” olarak görüşünü yargılamıyor. Sadece o anki duygu dünyasında danışanın bu seçimini şaşırtıcı bulduğunu dile getiriyor.

Danışanın korumacı oluşuna vurgu yaptığını görüyoruz burada terapistin. Bu konunun daha önceki seanslarda temalaştırıldığı varsayımında bulunabiliriz.

Danışanın eskiden benzer durumlar yaşadığında söylediği korumacı tutumdan bahsetmiş burada. Şu an hissettiği öldürme hissiyle kıyaslıyor. Daha önceden böyle hissetmiştiniz şu an ise çok daha farklı daha güçlü daha heyecan verici bir hisle karşı karşıyasınız. Şu an böyle hissetmek nasıl bir duygu? Tehdit altındayken korumacıydınız aynı tehdit altında şu an savaşçı rolündesiniz. Böyle hissetmenize, sizi savaşmaya iten güç ne oldu gibi.

Danışan: Onu parçalara ayırabilirdim – Kolunu bacağı ayırabilirdim… Kelebeğin kanatlarını yolar gibi. Yüzüne gülerek tabutunun çivilerini çakabilirdim. Çivi, çivi… Bana söylediği her şeyi tabutunda bir çivi olarak görüyordum. (güler ve heyecanlanır)

Terapist: Güldünüz… ve heyecanlandınız…

Danışan: Kendimi böyle konuşurken duymak korkutucu.

Terapist: Sanki şu anda hatırlıyor olmak bu hadiseyi sizin için eğlendirici gibi… ve korkutucu mu?

Danışan: Bir yanım zevk alıyor… fakat diğer bir yanım korkuyor.

Terapist:Suçluluk duyan yanınız. Bu yanınız korkan ve iğrenen yanınızdan farklı bir yanınız mı?

Seans başında danışan suçluluk duyduğunu belirtmişti. Sonrasında başka duygularından bahsetmişti. Terapist seans sonuna doğru suçluluk duygusunun diğer duygularla olan bağlantısını soruyor. Yani unutmuyor ve göz ardı etmiyor. Bu terapistin aktif bir şekilde dinlediğinin işaretini veriyor bize.

Terapist tekrar tekrar danışanın hissettiği tüm duygularının özelliklerini soruyor, birbirlerinden farklarını… Danışan şu anda da konuşurken de aynı duyguları hissediyor mu bunu da irdeliyor. Hümanist yaklaşımı savunan terapi metodlarının birey merkezli terapi olsun gestalt terapi olsun, bireyin o anki yaşadığı duygulara önem verdiğini görüyoruz. Bireyin uyumlu (authentic) olması da yine duygularının fark etmesi ve yaşaması ile alakalıdır. Daha sonradan “o gün harbi çok kızmışım” dediğinizde bir farkındalık ve içgörü kazanmış olursunuz. Ama geçmişe dönük içgörü değildir uyumlu olmak. Bireyin belirli bir duyguyu yaşarken bunun farkında olması ve yaşamasıdır.

Danışan: Evet. Gerçekten çok farklı. Suçluluk duyan yanım yalnızca suçluluk duyuyor. Ne zaman sıra dışı bir şey hissetsem orada bitiyor. Hiç durmadan aynı şeyi söylüyor. Bütün hayatım boyunca oradaydı. Ama bu korkan tarafım bana daha gerçek geliyor.

Terapist: Korkan yanınızın ise farklı özellikleri var?

Danışan: Evet. Daha içimden geliyormuş gibi o. Diğeri, suçluluk ise başkasının sesi. 

Terapist: Burada size birçok yanıt verebilirmişim gibi hissediyorum. En azından bahsettiğiniz üç farklı yanınız için farklı şeyler söylemek istiyorum. Ne söylememi istersiniz?

Hümanist yaklaşım danışanı kendi hayatının uzmanı olarak görür. Carl Rogers “neyin incittiğini, hangi yöne gidilmesi gerektiğini, hangi problemlerin önemli olduğunu, hangi tecrübelerin derinlerde gömülü olduğunu bilen kişi danışandır” demiştir. Burada da terapistin uzman rolüyle gücü elinde tutmadığını, eşitlikçi bir şekilde bunu danışanla paylaştığını görüyoruz. Hem içten bir şekilde arzusunu dile getiriyor terapist, hem de “burada hayatının uzmanı sensin bana neye ihtiyacın var onu söyle” diyor. Bunu yaparken “aaa danışanım beni yetersiz” bulur gibi bir endişeye kapılmıyor. Terapistin bilmiyorken biliyormuş gibi davranması içten olmadığını gösterir. Terapist bu içten tavrı karşısında danışanında “ben nerden bileyim sana boşuna mı geliyorum sen bileceksin” gibi bir tepkide bulunmuyor.

Danışan: (bekler) Korkan yanıma daha yakın olmanızı istiyorum. Yakınlığa ihtiyacı var. Aynı zamanda güçlü yanımı acımasız olmasına rağmen görmemezlikten gelmemenizi isterim. Oda bir şekilde önemli fakat bilemiyorum nasıl…

Terapist: Ona yakın olmanızda sizin için önemli – ona benim sıcaklığımdan da veriyor olmak önemli.

Danışan: (ajite olmuş bir şekilde, gözlerinde yaşlar varken) Evet… evet… Ama dikkatli olun ona karşı. Sizi yok etmeye çalışacak. Farklı bir şey yapmaya kalkın ve görün neler olacak. Sizin kanatlarınızı yolmaya çalışacak. 

Terapist: Onunla bir şansım olacak mı?

Danışan: Öyle umuyor.

Not: Vaka birey merkezli terapinin öncülerinden olan Brian Thorne ve Dave Mearns’a aittir. Tercümesini yaptığım vakanın bu bölümünü meslektaşım Gül Çakmak ile beraber yorumladık. Kendisi Viyanada birey merkezli terapi alanında çalışmalarını sürdürüyor.

İlginizi çekebilir: Vana analizi: Ders çalışma güçlükleri çeken danışan

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.