Affetmek nedir? Bağışlamanın gücü

Affetmeye karar vermeden önce tam olarak ne olduğunu anlamanız gerekir. Bağışlama birçok zaman uzlaşma ile karıştırılır.

1) Affetmek nedir?

Affetmek, hem bir durum hem de bir karakter özelliği olarak ele alınabilir.

  • Durum olarak affetmek: Belirli bir kişiye, belli bir nedenden dolayı, o özel duruma mahsus olarak affetme davranışı gösterebilirsiniz. Ancak bu, genel anlamda affetmeye yatkın olduğunuz anlamına gelmeyebilir. Yani, belirli durumlar için geçici bir affedicilik söz konusudur.

  • Kişilik özelliği olarak affetmek: Bazı bireylerde affedicilik düzeyi yüksektir. Bu kişiler, stres yaratan ya da inciten durumlarda daha kolay affetmeye, hoşgörü göstermeye eğilimlidir.

Affetme kavramı, farklı tanımlarda iki ana noktaya vurgu yapar:

  1. Duygusal değişim: Kişinin içinde hissettiği olumsuz duyguların yerini şefkat, sevgi ve yardımseverlik gibi olumlu duyguların almasıdır.

  2. Motivasyon değişikliği: Kişilerarası motivasyonun olumlu yönde değişmesi, misilleme ve kin tutma isteğinin azalmasıdır.

Affetmenin Tanımları

  • Worthington (2015): Affetmek hem bir sanat hem de bir bilim dalıdır.

  • North (1987): Affetmek, hakkımız olan negatif duygu ve yargılardan, şefkat, yardımseverlik ve sevgiyle kurtulmaktır.

  • McCullough (2000): Affetmek, kişilerarası motivasyonun sosyal olarak olumlu yönde değişerek daha yardımsever, daha az kindar ve çekingen olmamızdır.

  • McCullough, Worthington ve Rachal (1997): Affetmek, bizi kıran insanlara karşı misilleme yapma ve yabancılaşma motivasyonumuzun azalması, uzlaşma motivasyonumuzun artmasıdır.

‼️Kimi kaynaklar affetmek ve bağışlamayı eşanlamlı kullanmaz, aralarındaki nüans farklılıklarına vurgu yapar. Ancak ben, yazımda bu iki kavramı eşanlamlı kullanmayı tercih ettim.


Affetmek nedir? – Bağışlamanın gücü


2) Affetme çeşitleri

  • Kişiler arası affedicilik
  • Kendini affetmek
  • Başkaları tarafından affedildiğini hissetmek
  • Bir grubu affetmek (soykırım yapmış bir ırk, sosyal sınıf vb.)
  • Cansız varlıkları affetmek (trafik kazasından sonra arabalara karşı öfkeli olmak gibi)
  • Sahte affedicilik
  • Tanrı’yı bağışlama: Kimilerine göre Tanrı’yı affetmek söz konusu olamaz; bu ancak yaratıcıya karşı olan öfkenin geçmesi olabilir.

İlginizi çekebilir: Kendini affetmek


Affetmek nedir? – Bağışlama konusunda kültürel farklar

Video Türklerin affetmek konusundaki farklılıklarına vurgu yapıyor.


3) Affetmek ne değildir?

Bağışlamak unutmak değildir.

  • Unutmuş olsaydınız affetmeniz mümkün olmazdı zaten.
  • Affettikten sonra da unutmaya çalışmanız gerekmez.
  • Aynı şekilde, araya zamanın girip kalbinizin soğuması da değildir. Affetmek, aktif olarak gerçekleşir.

Erdem bir kötülüğü yapmamak değil, yapılmış kötülüğü bağışlamaktır. – M. T. Cicero

Affetmek inkar değildir.

  • İncindiğiniz gerçeğini kabul etmeyerek yaşadıklarınızı küçümsemek affetmek değildir. Affetmek, size verilen zararın farkında olarak iyileşme ve çözüm için adım atmaktır.
  • Birey, yaşadığı haksızlıkları kabul etmeyebilir ya da savunma mekanizmalarıyla bastırıyor olabilir. Öncelikle yaşadıklarının haksızlık olduğunu kabul etmesi gerekir: “Bana yaşatılan yanlıştı, hala da yanlış.”

⚡️İnkar yoluna özellikle aile içi ihlallerde sıkça rastlarız.

Bağışlamak mazur görmek değildir.

  • Affetmek size yapılan haksızlıkları mazur gördüğünüz anlamına gelmez. Yapılan haksızlıklara bir bahane bulduğunuz, ya da gösterilen mazeretleri kabul ettiğiniz anlamına da gelmez.

👉 Örnek. Eşi tarafından incitilen kadın kocasının yaptıklarına bahaneler bulur. “Aslında öyle yapmak istemezdi… Kasıtlı itmedi…”

Affetmek, bağışladığınızı açıkça söylemek değildir.

  • Tek başınıza da affedebilirsiniz.
  • Sessizce bağışlamak da mümkündür.
  • Affetmek bir süreçtir; affettiğiniz kişi olmadan da farklı affetme aşamalarından geçebilirsiniz.

Affetmek uzlaşma değildir.

  • Kişi affetse bile, güveni yeniden inşa etmek ya da tekrar bir araya gelmek zorunda değildir.

👉 Örnek. Çocukluk travmaları yaşamış bir yetişkin eveynini affeder. Ancak onları hayatına yeniden almak istemez. Kendisini ve çocuklarını gelecekte olabilecek muhtemel ihlallerden korumak ister.

Toplumun affetme baskısı çoğu zaman uzlaşma baskısıdır:
Affetmeye dair yapılan toplumsal çağrılar, çoğunlukla gerçek bir içsel iyileşmeden çok, ilişkileri yüzeyde tutma amacını taşır.

Affetmek, her şeyin düzeldiği anlamına gelmez.

Affettiğiniz ve aynı zamanda uzlaşarak hayatınıza geri aldığınız  kişiye karşı da tüm düşünce ve duygularınız olumlu yönde değişmeyebilir. Bağışladıktan sonra da olayla ilgili negatif duygularınız devam edebilir. Affettikten sonra ilişkinizle ilgili çalışmanız gerekebilir. Bu uzun bir süreçtir.

Yaşanılan büyük ihlallerden sonra affederek eskiye dönmek istemek gerçekçi değildir. Belki taraflar arzu eder ve çalışırsa, yepyeni, yeni bir şey inşa edebilirler.

Affetmek, sadece karşınızdakine değil, kendinize de yaptığınız bir iyiliktir.

Başkasına bir hediye olarak verebileceğiniz gibi, kendi iyiliğiniz için de affedebilirsiniz. Böylece yolunuza devam edebilmenin önünü açmış olursunuz.

Sahte affedicilik

Bireyin affettiğini söyleyip, sürekli hatırlatarak karşısındakini başa kakmasıdır sahte affedicilik.

Affetmek bir anda gerçekleşmez. Affetmek bir süreçtir. Affettikten sonra tutunmamız ve sürdürmemiz gerekir.


Kendini affetmek konulu söyleşi

4) Affetmek neden zordur?

Karar vermek

Partneriniz sizi aldatmış olabilir. Aileniz tarafından çocukken hayal kırıklığına uğratılmış olabilirsiniz. Ya da arkadaşlarınız güveninizi kaybetmiş olabilir. Nihayetinde affedip affetmeme konusunda karar vermeniz gerekir.

Bir ihlale maruz kaldığınızda yoğun duygular içine girersiniz. Bu duygular zamanla yerini karar vermenin zorluğuna bırakır. Yolunuza nasıl devam etmelisiniz? Güveninizi kıran kişiyi affetmek mi? Uzlaşmak mı? Başka yollardan devam etmek mi? Yoksa intikam almak mı?

“İntikam almaya çalışan adam iyileşebilecek olan yaralarını da açık tutar.” — Francis Bacon

Affederek şikayet ve yargılamalardan kurtularak yaralarınızı iyileştirebilirsiniz. Ancak bağışlamak pratikte oldukça zordur. Affetmek isteyen ama bunu güç bulan çoktur.

💎 Affetmek, yapılması en zor erdemlerden biridir.

İntikam, kin ve nefret duyguları affetmeyi zorlaştırır.

İntikam alma ve kin duyguları bireye geçici bir mutluluk getirebilir. Fakat uzun vadede öç almak bireyin problemiyle daha uzun süre meşgul olmasına sebep olur. Kişi yaralarını iyileştirecek vakit bulamaz.

İntikam almaya çalışan birey çok daha fazla zarar görür. Hayatına devam edemez. Sürekli intikam düşüncesiyle kendisine yapılan ihlal daha da büyür. Unutulamaz hale gelir.

İhlalin terkrarlamayacağına inanmamak

Bu güvenceyi her zaman alamayabiliriz. Karşımızdaki sözle ifade etse bile inandırıcı bulmayabiliriz.

İhlali gerçekleştiren kişinin kayıtsız kalması, bağışlamayı zorlaştırır.

Kişinin duyarsız olması, hatasını kabul etmemesi, inkar etmesi, pişmanlık duymaması, mağduru suçlaması ve özür dilememesi affetmeyi güçleştirir. İtiraf edip, özür dileyerek yeniden bir araya gelme şansını kullanmayan kişi, toplum içindek itibarını ilişkisinin üstünde tutar.

Af dilenilen konumda olmak güç kazandırır.

Bağışlamayan ve böylece af dilenen konumda olan kişi, ilişkide bir anlamda üstün pozisyondadır. Bu pozisyonunu değiştirmek istemeyebilir.

Ancak danışanlarımızda sıkça gördüğüm bir durum, sürekli af dileyen kişilerin zamanla bu rolden bıkmalarıdır. Giderek, haklıyken haksız konuma geçmeye başlayan ve statükoyu korumaya çalışan kişiler olabilirler.

En çok karşılaştığım durumlar, çift terapisi sürecinde aldatma sonrası yaşananlardır. Aynı evin içinde uzlaşmış ancak affetmemiş eşin, diğerini sürekli suçlayarak güçlü konumda uzun süre kalması mümkün değildir. Bu durumda ya ayrılığı ya da barışmayı seçmesi gerekir.

5) Hangi Durumlarda Affetmek Daha Kolaydır?

  • İhlalin küçük olması. Sokaktan geçen birinin size çarpması ile sizi dolandırması arasında büyük fark vardır.
  • Sonuçların ağır olmaması. Araştırmalara göre, özellikle Batı dünyasında affetmenin önemli belirleyicilerindendir. Kişinin yaptığı ihlal aynı olsa bile sonuçlar farklı olabilir.
    Örneğin, alkollü bir sürücünün arabanıza çarpması. Küçük bir çizikse affetmek kolay olabilir; ancak araçta bulunan çocuğunuzun ölümüyle sonuçlandıysa affetmek çok daha güç olur. Oysa ihlal aynıdır.
  • Niyet. Bireyin bunu kasıtlı ya da istemeden yapmış olması, özellikle Türk toplumunda bağışlama kararında önemli etkendir.
  • İhlalin gerçekleştiği koşullar. Fakirlikten çalan bir kişi ile zevk için çalan biri aynı şekilde değerlendirilmez.
  • Özür dilenilmiş olması. Failin özür dilemesi, pişmanlık duyması affetme ihtimalini artırır. Özür dilemek verilen hasarı kabul de etmektir aynı zamanda. Bireyin bir nebze olsun sorumluluk aldığına işaret eder.
  • Failin yakın olması. Yakın ilişkide olduğumuz bireyleri kaybetmek istemeyiz. Birçok yaşanmışlık vardır. Geriye dönüp baktığımızda kimi zamanlar kendimizin de haksızlık yapmış olduğunu ve affedilmiş olduğumuzu hatırlayabiliriz. Bu nedenle onları affetme motivasyonumuz artabilir. Fakat kimi zaman yakınlarımız tarafından zarara uğratılmak bizi daha da fazla üzer ve affetmemizi daha da güçleştirir.
  • İlişkiden karşı taraf kadar yararlandığımızı düşünmek. Kişi ilişkiye olan katkısı kadar kendisi de aldığını düşünüyorsa affetmesi daha kolay oluyor. İlişkide hep veren tarafın kendisi olduğunu düşünüyorsa bu daha zor oluyor. Sıklıkla çocukluklarını ihmal etmiş ebeveynler ileri yaşlarında yardıma ihtiyaç duyduklarında çocuklarına ulaşmaya çalışırlar. Bu çocukların affetme motivasyonu daha düşük olur.
  • Zamanın geçmesi. İlk anda zor olan duygular zamanla yumuşayabilir. Bu da affetmeyi kolaylaştırır.
  • Dini ya da ahlaki değerler. Bazı bireyler için affetmek, inançlarına veya değer sistemlerine göre bir erdem ya da görevdir.
  • Kendini affetmiş olmak. Kendi hatalarıyla barışık olan kişiler, başkalarını da daha kolay affedebilir. Kendini affedebilen, başkasına da şefkat gösterebilir.
  • Affetmenin sağladığı iç huzuru fark etmek. Bazı insanlar affetmenin kendilerine iyi geldiğini fark ettiklerinde, bu tutumu daha kolay benimseyebilirler.

6) Kimler için affetmek daha kolaydır?

👥 Demografik Özellikler

Yaş

  • Yaş ilerledikçe affetme eğilimi artar. Yaşlı bireyler, yaşam deneyimi ve ölüm gerçeğiyle yüzleşme sürecinde daha uzlaşmacı ve bağışlayıcı olabilirler.
  • Gençler daha çok intikam almak ister ve daha az affedicidir. 

Cinsiyet

  • Araştırmalar genel olarak kadınların daha fazla empati kurabildiğini ve bu nedenle affetmeye daha yatkın olduğunu göstermektedir. Ancak bağlam ve ihlalin türü bu farkı etkileyebilir.
  • Kadınlar, özellikle romantik ilişkilerde ihlale uğradıklarında affetmekte güçlük yaşarlar. Erkekler ise daha çok iş ilişkilerindeki ihlallerle karşılaşır.
  • Kadınlar ihlallerde daha uzun süre acı çeker, erkekler kendilerini daha hızlı affeder.
  • Kişilerarası ilişkide kadınların daha affedici olduğunu gösteren çalışmalar vardır; ancak daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
  • Kadınların daha kolay affetmesinin kültürel nedenlere dayandığı iddia edilir.
  • Kadınlar daha çok ilişki odaklıdır; erkekler ise adaletin korunmasını ön planda tutar.

Eğitim düzeyi

  • Daha yüksek eğitim düzeyine sahip bireylerin, olaylara farklı açılardan bakabilme ve soyut düşünme becerileri gelişmiştir. Bu da affetmeyi kolaylaştırabilir.

Dini/ahlaki inançlar

  • Affetmeyi bir erdem, görev ya da ruhsal temizlik aracı olarak gören inanç sistemlerine sahip bireyler, affetmeye daha yatkın olurlar.
  • Dindar bireyler daha affedicidir. Farklı dinlere mensup bireylerle yapılan çalışmalar bunu ortaya koymuştur.
  • Din bireyi affetmeye motive eder. Dini topluluklar bireyin yaşadığı ihlallerle baş etmesi sürecinde destek olurlar.
  • İnsanlara örnek olan önemli dini figürler affedici oluşlarıyla insanları affetmeye teşvik ederler.

Kültür ve affedicilik

  • Kimi kültürlerde kendini affetmek geri planda kalır. Hatta kendini affetmek terimi tuhaf bile karşılanabilir.
  • Toplumun huzuru için başkalarını affetmek esastır. Bireyin kendi sağlığı arka planda kalır.
  • Küçüğün büyüğü affetmesi tuhaf karşılanabilir.
  • Affetme ritüelleri düzenlenebilir kimi toplumlarda.

Zayıflar hiçbir zaman affedemez. Affetmek güçlülere mahsustur.– Mahatma Gandhi

Karakter Özellikleri

  • Affedici, deneyime açık ve sorumluluk sahibi bireyler daha kolay affeder. Duygusal olarak daha istikrarlı ve haline şükredenler için affetmek daha kolaydır.
  • Empati düzeyi yüksek olanlar: Başkasının duygularını anlama ve içine girme becerisi, affetmeyi kolaylaştırır. Empatik bireyler, karşı tarafın davranışının arkasındaki nedenleri anlamaya çalışır.

  • Bağışlayıcı kişilik özelliği. Personality Trait Forgiveness ölçeği gibi ölçümlerde yüksek puan alan bireyler, genellikle daha az öfkelenen, daha az kin tutan ve kolay affedebilen kişilerdir.

  • Duygusal zekâsı yüksek olanlar. Kendi duygularını düzenleyebilen, başkalarının duygularını okuyabilen bireyler affetmeye daha eğilimlidir.

  • İçsel kontrol odağı olanlar. Yaşadıkları olayların sorumluluğunu dış dünyaya değil, kendi içsel tutumlarına bağlayan kişiler daha kolay toparlanır ve affetme sürecine girebilir.

7) İnsanları Affetmek Bize Neler Kazandırır?

🩺 Affetmek – Fiziksel Sağlığımız

  • Affetmeyen kişiler, kin, nefret ve intikam duyguları nedeniyle sürekli stres yaşar.

  • Kronik stres; kalp hastalıkları, hipertansiyon ve sindirim sorunları gibi birçok fiziksel probleme yol açabilir.

  • Stres, bağışıklık sistemini baskılayarak vücudu hastalıklara daha açık hâle getirir.

  • Affetmenin, tansiyonu ve kalp atış hızını düşürdüğü; daha iyi uyku kalitesi sağladığı araştırmalarla gösterilmiştir.

🧠 Affetmek – Ruhsal Sağlığımız

  • Affetmeyen bireylerin duygusal yaraları açık kalır; geçmişe takılı kalmak ilerlemeyi zorlaştırır.

  • Affetme süreci, travma sonrası iyileşmeyi ve ruhsal dayanıklılığı artırabilir.

  • Affetmek, depresyon, anksiyete ve kronik öfke ile negatif ilişkilidir.

  • Affeden kişilerde pozitif duygular (rahatlama, huzur, özgürleşme) zamanla artar.

  • Kendini affetmeyi öğrenmek de özsaygıyı güçlendirir ve suçluluk duygusunu azaltır.

🤝 Affetmek – Sosyal İlişkilerimiz

  • Affetmemek, uzlaşmayı engeller; bu da destek olabilecek bireylerle aramızdaki bağı koparabilir.

  • Affetme, ilişkilerde güvenin yeniden inşa edilmesini sağlar.

  • Affetmek, empatiyi ve duygusal yakınlığı artırır.

  • Çatışma çözümüne katkı sağlar, daha sağlıklı iletişim yollarının önünü açar.

  • Aile, arkadaşlık ve romantik ilişkilerde bağın sürekliliğini destekler.

  • Toplumsal düzeyde affedicilik; barış, hoşgörü ve sosyal uyumun temelidir.

🌿 Affetmek – Kişisel Gelişim ve Anlam Arayışı

  • Affetmek, bireyin duygusal olgunluğunu artırır.

  • Hayatta kontrol edebileceklerine odaklanmayı, kabullenmeyi ve bırakabilmeyi öğretir.

  • Bireyin kendi değerleriyle uyumlu yaşamasını destekler; içsel bütünlük sağlar.

  • Yaşanan acılara rağmen iyiliği seçebilmek, kişinin yaşamına anlam katabilir.

8) Affetmek zorunda mıyım? – Hangi durumlarda bağışlamamalısınız?

Son yıllarda, bağışlamanın olumlu etkilerine giderek daha fazla vurgu yapan bilimsel çalışmalarla karşılaşıyoruz. Bu çalışmalar bağışlamayı, her derde deva bir krem gibi sunarak bize bağışlamamızı öneriyor.

Bağışlamamanın ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olabileceği, depresyon ve kaygı bozukluklarına zemin hazırlayabileceği öne sürülüyor. Ayrıca, kin ve öfke duygularına tutunmanın stres düzeyimizi artırabileceği iddia ediliyor. Artan stresin ise bağışıklık sistemini zayıflatarak pek çok sağlık sorununa yol açabileceği belirtiliyor. Bu sorunlar arasında kalp hastalıklarından kansere kadar birçok rahatsızlık sayılıyor.

Peki, ya bağışlamanın hiç mi zararı yok?

Erken gelen affedicilik zararlı olabilir.

  • Affettiğini düşündüğünde birey görünürde uzlaşmaya gitmiş olabilir, ancak henüz hazır olmadan yapılan bağışlama aslında ruhsal yarayı derinleştirebilir.
  • Travmanın derinleşmesi: Erken affetme davranışı, bastırılan olumsuz duyguların ilerleyen dönemlerde daha güçlü şekilde ortaya çıkmasına neden olabilir.
  • Bastırılan duygular çatışmaya yol açabilir: Negatif duygular içsel olarak geçen zamanla bastırıldığında, ilerleyen zamanda çatışma ve gerilim olarak geri dönebilir.
  • İhlalin tekrarlanma ihtimali: Üzerine düşülen ihlal “örtülerek” affedildiğinde, karşı taraf aynı davranışı yeniden sergileyebilir.

Bastırılan yas, uzar. Görülmeyen yas, derinleşir. Dışavurulamayan yas, başka biçimlerde geri döner.

Affedicilik konusunda objektif olmamız çok güç.

Hayatımızla ilgili verdiğimiz diğer önemli kararlarda olduğu gibi bağışlamak da hem duygusal hem de bilişsel bir süreç. Sahip olduğumuz ilişkiye verdiğimiz değer ve ihlalin yeniden gerçekleşme ihtimali gibi birçok konuyu göz önünde bulundurmamız gerekiyor.

İnsanların yaşamış olduğu acılarla yüzleşmeliyiz.

Bağışlayarak geleceğe odaklanmamız gerektiği gibi iddialar insanların geçmişte ne kadar acı çektiğiyle yüzleşmekten bizi alıkoymamalı.

Ayrıca kişilerin ve grupların yaşadığı travmalara akıllıca teoriler geliştirmemize de mani olmamalı.

Bağışlamamak utanç yaratmamalı.

Bağışlamayı toplum olarak sürekli ön plana çıkardığımızdan, bağışlayamayan insanlar sanki kötü bir şey yapıyorlarmış gibi hissedebilirler kendilerini.

Utanç duygusu özellikle eşleri tarafından kötü muameleye tabii tutulmuş kadınlara yaşatılır. Sorumlu bir anne olarak eşlerini bağışlamaları ahlaki bir görevmiş gibi kendilerine dayatılır.

Oysaki toplumun bağışlama baskısı büyük ölçüde uzlaşma baskısıdır. İlişkiye devam etmeleri beklenir. İç dünyalarında yaşadıkları önemsenmez.

Bağışlamanın da bir zamanı var.

  • Yaşanılan bir ihlal, haksızlık ya da aldatılmadan sonra insanlar kızgınlık, öfke gibi doğal tepkiler sergileyebilir. Bireyin ilk tepkilerinden birinin bağışlama olmasını beklemek oldukça gerçek dışı. Bir çok insan bağışlamak için vakte ihtiyaç duyar.
  • Kişinin bağışlama sürecini kendisine uygun olan zamana bırakması onları daha da güçlü kılabilir.

Danışanlarımıza bağışlamalarını salık verirken dikkatli olmalıyız.

Bir çok danışanımız ilk seanslarda bize tam olarak güvenmediğinden, yaşadıklarını tüm boyutlarıyla anlatmazlar. Özellikle ilişki terapilerinde biz çiftin uzlaşması konusunda başlangıçta daha iyimser olabiliriz. Oysaki yaşananlara daha fazla vakıf olduğumuz ileriki seanslarda bu iyimserliğimiz azalabilir.

İlk seanslarda bağışlama konusunda ısrarcı olmak, danışanı şöyle bir düşünceye sevk edebilir. Sen benim neler yaşadığımı bilsen, bağışlamamı teklif dahi etmezdin. Ya da danışanlarımız onların acılarını yeterince anlamadığımızı ve hafife aldığımızı düşünebilirler.

Yaranın henüz sıcak olduğu dönemlerde danışanlarımızı bağışlayıcı olmaya teşvik edersek bunun onları uzlaşmaya götürme tehlikesi de doğabilir. Bağışlamak bireyin negatif duygularının azalarak, pozitif duygularının çoğalması anlamına gelir. Uzlaşmak ise tekrar güvenin bina edilerek iletişim ve paylaşım kanallarının açılmasıdır.

Bize eziyet veren kişiyi bağışlasak bile uzak durmamız daha sağlıklı olabilir tehlikenin devam ettiği durumlarda. Bağışlama ile uzlaşmayı duyguların yoğun olduğu dönemde birbirinden ayırt etmek oldukça güçtür.

Bağışlamamanın da yararları bulunur.

Öfke büyük bir enerji de sağlayabilir. Kişiyi kendi ayakları üzerinde durmak için harekete geçirebilir. Bu enerji ile depresyondan çıkarabilir ve değişmeleri için motive olabilirler.

Bağışlamamak ileride incinmelerini engelleyebilir insanların.

Erken gelen bağışlama kişinin kendine olan güvenini sarsabilir.

Kimse başkalarını bağışlamak için baskı altında hissetmemeli kendisini. Aslında güçlü karakter özelliklerinden olan affedicilik erken ve tam olarak sindirilemeden gelirse, kişi kendisine olan saygısını da yitirebilir.

Bağışlanan kişinin tutumu çok önemli.

Bireyin bağışlamaya karar vermesi kadar, bağışlanan kişinin davranışlarını değiştirmeye karar vermiş olması da önemli. Çünkü biliyoruz ki ihlali gerçekleştirenler her zaman yaptıklarının sorumluluğunu almazlar. Ya da yaptıkları fenalıkların yarattığı olumsuz etkileri küçümserler.

Eğer kişi özür dileyerek davranışlarını değiştirmişse, bağışlayan kişinin kendine olan saygısı artabilir. Fakat yanlış tutum sürüyorsa, bağışlayan kişi kendisini kötü hisseder.

Öfkenin kendi doğalında yavaşça kaybolmasını engellemek zararlı bir bastırmaya itebilir.

Öfke ya da intikam alma duygusu bastırılırsa içselleştirilebilir. Bastırılmış öfke de pasif saldırganlığa, depresyona, ilişki problemlerine ve birçok psikosomatik rahatsızlığa sebep olabilir. İleride ortaya çıkabilecek tartışmalarda çok acı bir şekilde ortaya çıkabilir.

İhlalde bulunan kişilerle yüzleşmenizin faydaları olabilir.

Bağışlamak yerine size karşı haksızlıkta bulunmuş kişilerle yüzleşmeniz sadece sizin kendinizi iyi hissetmenizi sağlamaz. Zorbalığın, istismarın ve ayrımcılıkların azalmasına da katkıları bulunabilir.

Dünyada birçok haksızlık karşılarında hiç kimse durmadığı için devam ediyor. Zorbalığa karşı durmak toplumsal değişimi tetikleyebilir.

Kim kimin affetmesi gerektiğini düşünüyor.

Bu çok bilindik bir şey gibi gelebilir. Ama çoğunlukla yaşanan problem tam olarak da buradan kaynaklanır. Bağışlanmayı öneren kişilerin bundan duygusal ya da maddi çıkarları olmamalı. Eğer çıkar ilişkileri varsa affetme konusunda dikkatli olunmalı.

Bir grubu toplu olarak affetmek için önce eziyet durmuş olmalı.

Bağışlamayı sadece bir kişinin diğerini affetmesi olarak göremeyiz. Bu toplumların maruz kaldığı eziyetleri küçümsemek olur. Birçok grup atalarının çektiği acıların etrafında toplanırlar. Birlikte değişim için güç bulurlar.

Topluluk olarak marjinalleşmiş bir grubun diğer bir topluluğu affettiği durumları hatırlayalım. Bunların bir çoğunda örneğin; siyahilerin yaşadıkları, Afrika’da iç savaşlar gibi, görmüş oldukları eziyetler devam etmektedir. Zorbalığın ortasında bağışlama nasıl mümkün olabilir?

9) Affetmenin yolları – Affetmek için neler yapabilirim

Yazma tekniği

Güzel bir egzersiz olarak yazı yazmanız önerilebilir. İçinizden gelenleri olduğunu gibi yazdıktan sonra sizi yaralayan kişiye bu notlarınızı hiç göstermeyebilirsiniz.

İçinizden geçen duyguları yazdıktan sonra okuyarak tekrar farklı cümlelerle duygularınızı yazabilirsiniz. Her yazışınızda zihninizin daha da berraklaştığını, daha kısa yazdığınızı görürsünüz.

Yine başka uygulanan bir teknik de baskın olmayan elinizi (sağ elinizle yazıyorsanız sol elinizi) kullanarak içinizden geçenleri yazmanızdır. Bu şekilde beyninizin diğer lobunu kullanmış olursunuz.

10) Kendini affettirme

Yapılan çalışmalar ihlali gerçekleştiren kişinin tavırlarının affedilme ihtimallerini etkilediğini göstermiştir. İşte affedilme ihtimalinizi artırabilecek olan davranışlar.

Hatalarınızla yüzleşin, sorumluluk alın.

İhlalde bulunan birçok kimse bu durumla yüzleşmeyerek özür dilemez. Öncelikle kendiniz kabullenmelisiniz yanlış yaptığınızı.

Af dileyen insan içten içe özürlük bir durumda olmadığını düşünebilir. Sadece uzlaşmak ve ilişkiyi eskisine döndürmek istiyor olabilirler. Karşı tarafın boş şeyleri kafalarına taktığını düşünüyor olabilirler. Ama bu konuda ısrar etmeyerek, ne yapıp yapıp barışmalıyız diye düşünürler. Özür dilerken genellikle “her ne yaptıysam affet” gibi bir cümle kurarlar. Ya da özürlerinin içinde birçok “ama” olur. “Özür dilerim yaptıklarım için ama sen de insanı gerçekten çığrından çıkarıyorsun…” Bu tutumla başarılı olmak oldukça güçtür.

Pişmanlık gösterin.

İhlalde sonra takınacağınız tutum affedilebilme ihtimalinizi büyük ölçüde etkiler. Umurunuzda değilmiş gibi davranmanız yanlış olur.

İyilik ve şefkat gösterin.

Yaptığınız hatalı davranışı telafi etmek için olumlu davranışlarınızın sayısını artırabilirsiniz.

Zaman verin.

Kimileri bir ihlalden sonra çabucak eski ilişki kalitelerine dönmek isterler. Sürekli af dilemeniz o kişiyi daha da uzaklaştırabilir. Bu yüzden zaman vermek daha faydalı olabilir. Bireyin öfkesinde zamanla azalma olabilir.

Uzun bir konuşma yapın.

İhlalde bulunan birçok kişi bu konu hakkında konuşmaktan kaçınır. Örneğin, aldatan eşler konunun açılmasına bile çoğu zaman müsaade etmezler. “Oldu bitti. Neden her şeyi bilmek istiyorsun? Sana ne faydası olacak? Kapat artık bu konuyu…” Oysaki aldatılan eş yaşadıklarına anlam vermeye çalışmaktadır. Bu süreçte yanlarında olmanız gerekir.

Konuşmak yerine yazmayı da deneyebilirsiniz eğer bu şekilde kendinizi daha iyi ifade edebileceğinizi düşünüyorsanız.

Yüksek sesle yapılan tartışmaların sonucunda affedebilme ihtimaliniz oldukça düşüktür. O yüzden mümkün olduğunca sakin kalmaya çalışın.

İçtenlikle sorun.

Sırf hoş olmayan bir durumdan kurtulmak için özür dilemeyin. İçten olun.

Başkalarından arabulucu olmalarını isteyebilirsiniz.

Objektif bir bakış açısı getirebilir diğer insanlar. Fakat bu konuda da ısrarcı olmamak gerekir. İşleri daha da komplike hale getirebilir başkalarının müdahaleleri.

11) Affedicilik odaklı terapiler

Affetmenin sosyal ilişkilerimize, fiziksel ve ruh sağlımıza olan olumlu etkilerinden faydalanabilmek için farklı affedicilik odaklı terapiler geliştirilmiştir. Bu terapi modellerinin etkinlikleri farklı danışan gruplarıyla kanıtlanmıştır.

Affedicilik konusuna ruh sağlığı perspektifinden bakan araştırmaların sayısı oldukça sınırlıdır. Hemen hemen her konuda görüşler öne süren Freud ve Adler gibi kuramcılar affedicilik konusunda sessiz kalmışlardır. Oysaki psikoterapiye başvuran birçok danışanımız haksızlığa uğramıştır. Ya da uğradığına inanmaktadır.

Affedicilik odaklı terapilerde bireye bağışlama empoze edilmez. İncinmişliklerinin üstesinden gelebilmek için birlikte affetme seçeneği gözden geçirilir. Bunu kabul eden danışanlarınızla affedicilik aşamalarından geçebilirsiniz.

Affetme aşamaları

Enright ve Worthington’ın ortaya koydukları affedicilik süreçlerinde danışanlar farklı aşamalardan geçerler.

  • Farkındalık. Ortaya çıkarma evresi. Öncelikle danışanın yaralandığını kabul etmesi gerekir. Burada devreye savunma mekanizmaları girmiş ve danışanı yaşamış olduklarıyla yüzleşmekten alıkoymuş olabilir.
  • Karar. Farkındalık kazanan danışanın, affetmenin ne olduğunu kavradıktan sonra bilinçli bir şekilde affetmeye karar vermesi gerekir.
  • Çalışma evresi. Kabahatli bireyin hatasından öte bir insan olduğu ortaya konarak, empati [eşduyum] ve merhamet duyguları pekiştirilir. Bilişsel teknikler kullanılarak danışan duygusal affetmeye hazırlanır.
  • Derinleşme evresi. Kabahatli kişiye ve kendine karşı farkındalık geliştirmiş olan danışan daha farklı düşüncelerle yeni yaşam anlamları kazanır.

12) Affetmekle ilgili sözler

Düşmanına zarar vermek; seni ondan daha küçük yapar. İntikam almak; onunla aynı düzeye getirir. Affetmek; ondan üstün yapar. – Benjamin Franklin

Attığınız tokata karşılık vermeyen kişiden sakının. O hem sizi bağışlamaz. Hem de kendinizi bağışlamanıza olanak bırakmaz. – Bernard Shaw

İnsan sevdiği müddetçe affeder. – François de La Rochefaucauld

Dal rüzgarı affetmiştir; ama kırılmıştır bir kere. – Nazım Hikmet Ran


Affedicilikle ilgili sizden gelen sorular & cevaplar

Affetmek için unutmak şart mı?

Bir şeyi unutabiliyorsanız zaten sizin için çok önemli bir şey de değildir. Neyin önemli olduğu elbette özneldir büyük ölçüde. Şöyle düşünün. Biri size yolda yanlışlıkla çarpıp, fazla incitmemiş olsun. Dönüp size; “ne olursun beni affet” dese biraz abartmış olur. Böylesi gün içinde bile unutabileceğiniz bir mesele için affedicilikte söz konusu değildir.

Maşuk’la aşık ayrılmış, ama maşuk hala affedici değil ve öfkeliyse, bu ne anlama gelir?

Psikolojide belki de en temel gerçek: acı ve yas. Yası sadece biri öldüğünde yaşamıyoruz. İlişki kaybı, uzuv kaybı, sağlığın kaybı, gençliğin yitimi, kaybolmuş bir insanın ardında yaşanan belirsizlik…
Kaybetmek üzere geliyoruz zaten bu dünyaya. Ve yas, insanın en temel duygularından biri.

Yas sürecinde öfke, üzüntü, suçluluk, çaresizlik, kendine güven kaybı gibi birçok duygu birlikte yaşanır. Süreç düz bir çizgi gibi ilerlemez; geri dönüşlerle, iniş çıkışlarla, dalgalarla seyreder.

Peki, bu sürecin makul bir uzunluğu var mıdır? Bu konuda çeşitli teorik önermeler ve tanı sistemleri mevcut. Örneğin bazı psikiyatrik tanı kitaplarında, ölüm sonrası altı aydan uzun süren yoğun acı “komplike yas” olarak adlandırılabilir. Ancak bu tür sınırlamalar her zaman bireysel deneyimi tam olarak yansıtmaz.

Çünkü yas, kişiden kişiye değişen öznel bir deneyimdir. Sürecin uzunluğu; ayrılık öncesi ilişkinin süresi ve duygusal yoğunluğu, bireyin kişilik özellikleri ve başa çıkma becerileri, yaşanılan ihlalin büyüklüğü ve şekli, içinde bulunulan güncel yaşam koşulları, kaybın beklenip beklenmediği, ve bireyin yasla ilgili karar alma süreçleriyle doğrudan ilişkilidir.

Psikoterapi sürecinde yapılabilecek olan psikoterapi etkinlikleri nelerdir?

Etkinliklerden ziyade modellerimiz var. Enright ve Worthington’ın. Farklı aşamalardan geçerek danışana yardımcı olabileceğimiz bir affedicilik modeli sunuyorlar.

Şu etkinlik de belki faydalı olabilir: Terapi sürecinde yas etkinliği

Babaya kinin sebebi ne olabilir?

Kişiye sormadan tahmin edilebilir olduğunu düşünmüyorum.

Danışanım hayatındaki önemli bir kişiyi bir türlü affetmiyor?

Danışanlarımız hayatlarının uzmanı. Affedicilik çalışma yalnızca teklif edilebiliriz. Karar onların. Kendisinden ve ilişkiden beklentilerinin gerçekçi olup olmadığı sorgulanabilir.

Söylenildiği gibi herkesi affederek hafifleyebilir miyiz? Affetmeyi haketmeyen birine bile mi?

Haktmek meselesi belli ki oldukça çetrefilli.

Affediciliğin fiziksel ve psikolojik sağlığa iyi geldiğine dair çok sayıda bilimsel çalışma var. Ancak psikolojideki bu tür korelasyonel çalışmalar genellikle ortalamalara dayanır; uç örneklere değil. Yani “her durumda affetmek iyidir” gibi genellemelere varmak yanıltıcı olabilir.

Affetmek yaraları tamir eder mi?

Yaradan kastınızın ne olduğunu öncelikle belirlemeniz gerekiyor. Ne olmuş olması gerekiyor ki, siz sonucun yaraları tamir ettiğine kanaat getirebilin. Hiç hatırlamamaksa cevabınız, bunun gerçekçi olmadığının farkında olmanız gerekir. 

Affetme ile fiziksel (kalp sağlığı vb.) ve psikolojik sağlık (düşük depresyon, düşük kaygı…) ile ilişkilendiriliyor. Yani ortalama olarak affeden bireylerin daha iyi bir fiziksel ve psikolojik sağlık düzeylerinin olması daha muhtemel.

Kastınız affetmek uzlaşmayı hızlandırıyor mu ise de, evet. Yapılan çalışmalar affedicilik sonrası uzlaşmanın daha kolay gerçekleştiğini gösteriyor.

Birisi bizi zor zamanımızda bırakıp gitmişse, sonra affetsek bile bunun bize artısı nedir?

En başta önemli olan, kendimizi kin, öfke ve nefretle meşgul etmemek.
Bu duygularla zaman ve enerji kaybetmemek.
Sonrasında ise, bu tutumun doğal bir getirisi olarak ortaya çıkan fiziksel ve psikolojik iyilik hali.

Asla affedemem dediğimiz insanların olmasının bizde ne gibi psikolojik etkileri olur?

Travma olarak bakarsak, travmanın psikolojik ve fizyolojik zararları malum. En başta tekrar güven duygusu geliştirmemizi zorlaştıracaktır. Kişi psikolojik sağlamlık da geliştirebilir travma sonrası. Travma sonrası gelişim de yaşayabilir.

Kırılma ve kızgınlık karşı taraf hatasını görmüyorsa nasıl affediciliğe dönebilir?

Karşı tarafın af dilemesi, tutumunu değiştirmesi ve yaptığının sorumluluğunu kabul etmesi (accountability) gibi etkenler affetmeyi kolaylaştırabilir. Ancak bu her zaman mümkün olmaz. Affedilmesi gereken kişi bazen hayatta olmayabilir, cezaevinde olabilir ya da hiçbir pişmanlık göstermemiş olabilir.

Affedicilik konusunda tek faktör karşının özür dilemesi değildir. Kişi diğer kolaylaştırıcı nedenlerle birlikte zamanla affedebilir.

Affetmek zihni nasıl özgürleştirir?

Zihin özgürleşmesinden kasıt nedir? Öfke, nefret gibi duygulara engel olamamak ise evet. Zihni çok meşgul ediyor da, zihinden bu konunun meşguliyeti azalacak mı sorusu ise, evet affetmek bunlarla doğru orantılı. 

Bir insanı ne zaman affederiz?

Kendimiz ve şartlar olgunlaşınca bu konuda affetmek daha doğru olabilir. Erken gelen affedicilik, uzlaşmaya götürerek birey için sakıncalı da olabiliyor.

Bilimsel çalışmalarda ortalama bir affetme sürecine rastlamadım. Ölçülebilir bir şey mi bundan da emin değilim. Korralasyonel bir çalışma yapılabilir mi yani? İhlaller çok farklı boyut ve koşullarda meydana geliyor. Genelleme zor olacaktır.

Deneysel bir çalışma zaten absürd olacaktır.

Nasıl affedebilirim?

Affetmeyi nelerin kolaylaştırabileceğine dair korralasyonel çalışmalarımız var. Bunların bazıları kendi elimizde, bazıları durumsal, bazıları karşı tarafın tutumu ile ilgili. Kontrol şansımız kısıtlı bu faktörlerle ilgili. Affetmenin aşamaları ile ilgili modellerimiz var. Genel olarak insanlar hangi rotayı takip ediyor biliyoruz. Ama çok bireysel olacağı da ortada.

İlginizi çekebilir: İntikam psikolojisi


Affetmek nedir? – Yazıda kullanılan kaynaklar

Aydın, F. T. (2017). Forgiveness concept in psychology: A literature review [Psikolojide affedicilik kavramı]. The Journal of Happiness & Well-Being. 5(1). 1-12.

* Alan yayınları incelediğimizde İngilizce’deki ‘forgiveness’ teriminin farklı yazarlar tarafından ‘affetmek’ ya da ‘bağışlamak’ olarak çevrildiğini görüyoruz. Bu nedenle eş anlamlı olarak kullandım.

Affetmek nedir, Bağışlama adlı bu yazıya eklemek istedikleriniz varsa lütfen paylaşın.

About yonetim

Bunları da İnceleyebilirsiniz

Psikoterapi etkinlikleri: Blob ağaçları

“Blob ağaçları (Blob Trees) psikoterapistlerin, psikolojik danışmanların, sosyal çalışmacıların ve sınıf öğretmenlerinin farklı şekillerde faydalandıkları …