Terapi odalarının olmazsa olmazı bir kutu kağıt mendil. Ağlamak da terapinin bir parçası. Ama durun! Ağlaması gereken yalnızca danışan değil miydi?

Düşündüğünüzden daha sık rastlanılıyor. Süpervizyon seanslarında psikoterapi eğitimi alan öğrencilerden de duyuyorum, uzun yıllardır çalışan uzmanlardan da. Ben ağladım, başkaları ağladı, siz de ağlayabilirsiniz.

Kimi terapistlerin “kendimi zor tuttum ağlamamak için” dediklerini duyuyorum. Ya da tutamayanların süpervizyonda bundan mahçubiyet içinde bahsediyor oluşlarını. Tavırları altına kaçırmış çocukları hatırlatıyor.

Uyumlu (authentic) olmayı prensip edinmiş bizler neden göz yaşlarımızı gizleyelim? Danışanların bundan olumsuz şekilde etkilenebileceği konusunda bir kanı hakim. Peki bu gerçeklere uyuyor mu? Ağlamak empatik, uyumlu ve daha içten bir ilişki ortamı yaratamaz mı? Duygusal ve kırılgan yanınızı onlara gösterdiğinizde terapist olarak yetkinliğinizi sorgulayabilir mi danışan? Peki bilimsel araştırmalar ne diyor bu konuda?

Hangi durumlarda terapistler ağlarlar?

Danışanlarımız sıklıkla geçmiş travmalarını anlatırlar. Özellikle de benim gibi sıklıkla mülteci ve gurbetçi danışanlarla çalışıyorsanız. Danışanınız nasıl tecavüze uğradığını anlatır… Kanser hastası danışanınız ümit kalmadığını söyler… Yavrusunu yeni kaybeden bir anne son bakışını anlatır…

Kimi zaman da danışanlarımız büyük bir aşama kaydederler, farkındalık kazanırlar. Uzun yıllar önce çocuk terapisine gelen danışanınızla karşılaşırsınız. Ümitsiz diye nitelendirilen uyuşturucu bağımlısı genç yanında kurduğu ailesiyle sizi selamlar… Daha bir çok elinize mendil alacağınız durumlar oluşabilir.

Danışanın hikayesi sizi o kadar etkileyebilir ki seans sırasında olduğu kadar seanstan çıkıp eve döndüğünüzde de gözleriniz dolabilir.

Ne kadar sıklıkla ağlıyor danışanlar ve terapistler seanslarda?

Trezza’nın 1988 yılında yapmış olduğu çalışma danışanların %21’inin terapi seanslarında ağladığını ortaya koymuştur.

Blume-Marcovici ve arkadaşları Amerikada 684 terapist arasında yaptıkları ilginç çalışmada terapi seanslarında ağlama alışkanlıklarını sormuştur. (Çalışmaya katılanların %75’i kadın. 22-85 yaş aralığında. %35 BDT, %23 Psikodinamik yaklaşım). Çalışmaya göre terapistlerin %72’si danışanlarıyla ilgili nedenlerden dolayı ağlamış. %30’u son dört hafta içinde ağladığını belirtmiş. Ağlayanların %7’si bunu seans içerinde yapmış. Bu şu anlama geliyor seanslarda ağlayan danışanlar terapistlerin üç katı kadar. Elbette danışanların kendi meselelerini anlatırken uzun uzadıya ağlamalarıyla, bunu dinleyen terapistin gözlerinin dolmasının nitel olarak da farklı olacaktır.

Ashley Treat ve arkadaşlarının 2015 yılında 188 yeme bozukluğu yaşayan hasta ile yaptığı çalışmada katılımcıların %57’si terapistlerinin ağladığını gördüğü ifade etmiştir.

Hangi terapistler daha çok ağlıyor?

Blume-Marcovici ve arkadaşlarının yapmış olduğu çalışmaya göre daha fazla ağlama eğilimi gösterenler;

Psikoterapistler neden ağlıyorlar?

Blume-Marcovici vd. ağlamış olan terapistlerden son ağladıkları seansı düşünmelerini istemiştir. Terapistler seans sırasında en son ağlama nedenleri olarak şunları göstermiştir;

  • %75 üzüntü
  • %63 içlerine dokunmuş olması (feeling touched)
  • %33 sıcaklık (warmth)
  • %15 şükran duymak (gratitude)
  • %12 mutluluk

Terapistler olarak bu gibi durumlara hazırlıklı mıyız?

Terapistler olarak ağlama konusunda hazırlıklı olmadığımızı düşünüyorum. Her terapist ofisine bir kutu kağıt mendil alıp danışanlarının ağlaması konusunda hazırlık yapıyor kendilerince. Ama ya kendilerinin. Psikoterapi eğitimleri bu gibi bir çok konuda terapistleri yeterince hazırlamıyor. Bu nedenle sıklıkla süpervizyonlara getirildiğini düşünüyorum. Şimdiye kadar “danışanım terapide ağladı ve ben ne yapacağımı şaşırdım” diyen tek bir terapiste rastlamadım. Ama kendisinin başına gelince birçoğu panikliyor.

Danışanlar ağlayan terapistleri hakkında ne düşünüyorlar?

Yapılan araştırma (Blume-Marcovici vd.) terapistlerle yapıldığı için danışanların tepkilerini ancak onların gözünden dinleyebiliyoruz. Birçok danışan terapistinin ağlamasını pozitif olarak nitelendiriyor onlara göre.

Terapistlerin gözünde kendilerinin ağlaması danışanlarını şu şekilde etkileyebiliyor;

  • %82’si terapistlerinin kendilerini gerçek manada önemsediğini düşünüyor.
  • %72’si ilişkinin daha uyumlu (authentic) olduğunu düşünüyor.
  • %61’i danışanın da kendi duygularını ifade etme noktasında cesaretlendiğini
  • %69’u danışanın terapistlerinin duygularını kontrol etmekte güçlük yaşadığını düşünmesinden korkuyor.
  • %56’sı terapistin ağlayarak danışanla rol değişikliğine gitmesinden endişeleniyor.

Ashley Treat ve arkadaşlarının 2015 yılında 188 yeme bozukluğu yaşayan hasta ile yaptıkları çalışmaya göre terapistlerini genel değerlendirmeleri etkili oluyor danışanların terapistlerinin gözyaşlarıyla ilgili tutumlarında. Genel olarak terapistle ilgili algıları pozitif ise gözyaşlarını da pozitif algılama ihtimalleri yüksek oluyor. Katılımcılar terapistlerin ağlama niteliğini de değerlendirmişler. Birçoğu terapistlerinin gözlerinin dolduğunu ya da hafif gözyaşlarına rağmen sürece devam ettiği ifade etmiş. Yüksek sesle uzun bir ağlama çok daha az sıklıkla yaşanmış ve bunlar daha negatif değerlendirilmiş.

Alice Watson University of East London’da yazmış olduğu tezi için terapistleri ağlamış olan sekiz danışanla görüşmelerde bulunmuş. Danışanların terapiden beklentileri ile terapistin ağlamasına karşı olan tepkilerinin değişken olduğunu ortaya konulmuş.

Terapistler ağlıyor oluşları hakkında ne düşünüyorlar?

Terapistlerin neredeyse yarısı çoğu seansta ağladıktan sonra danışanlarıyla olan ilişkilerinin olumlu yönde değiştiğini dile getirmişler. Diğer yarısı ise terapi ilişkisini etkilemediğini söylemişler. %1’den daha az durumda ise ise terapistin ağlamış oluşu ilişkiyi olumsuz yönde etkilemiş.

Terapistlerin ağlama konusundaki çekinceleri neler?

Birçok nedenle ağlamaktan çekiniyorlar terapistler. Korkularından bazıları şunlar;

  • Danışanlarının kendilerini profesyonel bulmaması
  • Danışanın kendi derdini bırakıp terapisti teselli etme gibi bir rol üstlenmesi
  • Duygularına hakim olabilmeyi uzmanlığın bir gereği görmek. Ağlayan uzmanı yetkin bulmamak.

Terapistler olarak tedavi edici etkiyi psikoterapi tekniklerinin değil, ilişkinin yarattığına inanıyoruz. Yıllardır süregelen psikoterapi araştırmaları bunu gösteriyor… Carl Rogers, Rollo May, Fritz Perls gibi hümanist yaklaşımı savunan terapistler bunu savunuyorlar…

Elbette her terapi yönteminin danışanla kurduğu ilişki oldukça farklı. Psikanalistler danışanlarına karşı daha kapalı kutu olarak kalabilirken, birey merkezli terapi danışanla yeterince sınır koymamakla suçlanabiliyor. Sınırlar denilince akla terapi sonrası ilişki, terapistin kendi yaşamından bahsetmesi… Ağlayan danışanı teselli için elini tutması gibi konular geliyor. Psikoterapi seansında danışanın ağlaması pek de bahsedilen bir konu değil.

Tabi bir de her şeyi manuel hala getirmeyi seven bilişsel davranışçı terapi var. Kitapçıklarda bahsedilebilecek bir konu değil danışanın yanında ağlama bahsi. İşe yaradığı ve etkinliği kanıtlansa bile zorla olamayacak içten gelen bir yan üründür ağlamak. Danışanların kendi kendine yardım kitaplarından, ilaçlardan ya da terapistin terapi etkinlikleri kitaplarında kopyalaya yapıştır yapamayacağı bir uygulama.

Danışanınızın önünde ağladığınızda ne yapabilirsiniz?

Danışanınız çok üzüntü veren bir hikayesini paylaştığında o ağlarken sizin de gözleriniz dolmuşsa bunun için açıklama yapmanız gerektiğini düşünmüyorum. Özellikle de danışan hikayesini anlatmaya bundan çok etkilenmiş gibi gözükmeden devam ediyorsa.

Danışan durup sizinle ilgilenme gibi bir adım atıyorsa (bu başıma hiç gelmedi), müdahale etmek gerekir diye düşünüyorum.

Üzerinde durmamız gereken bir durum ise özellikle güçlü görünmeye önem veren danışanlarımız… Ya da hayatında belki de yıllarca ağlamamış danışlarımız. Özellikle orta yaşlı erkek danışanlarımız bize inanılmaz derecede acı veren hikayelerini anlattıklarında bizim gözlerimiz dolarken, danışanımız etkilenmemiş gibi durabilir. Bu durumlarda da konuşmak gerektiğini düşünüyorum. “Sanıyorum hikayenizde şu beni çok etkiledi… bundan dolayı gözlerim doldu.” “Gözlerimin dolması sizi nasıl etkiledi?”

Psikoterapist ağladığında – Kaynaklar

When therapists cry

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazın.
Lütfen buraya adınızı yazın.